DOLAR 9,2394-0.61%
EURO 10,7537-0.71%
ALTIN 531,780,61
BITCOIN 5947172,45%
Ankara
14°

AZ BULUTLU

15:53

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

İsmail Hakkı Cengiz

İsmail Hakkı Cengiz

25 Şubat 2021 Perşembe

TÜKETMEYİN KARDEŞİM!

TÜKETMEYİN KARDEŞİM!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fiyatlar füze gibi yükseliyor… Öyle-böyle değil… Görenin şapkasını uçuracak derecede ve hızda!

Ekonomi yönetiminin ağır topu Yiğit Bulut, “Vatandaşın tüketim gücünü kullanması gerekiyor. Tüketimi kestiğiniz anda sizin gücünüz karşınızdakini eğitmeye yeter.” demiş.

Evet, tüketimden gelen bir gücümüz var.

O çarşı-Pazar fiyatlarını biz belirliyoruz: Portakal 10 liraya satılıyor, müşteri buluyor ki o fiyattan satılıyor. O parayı kimse vermezse, düşer. Piyasa böyle işler… Arz-talep dengesi böyle kurulur.

İki noktada haksız: Birincisi, “ilaç” gibi, “eğitim-çocuk-bebek ürünleri” gibi hayatî ihtiyaçları tüketmeyi nasıl keseceksiniz?

İkincisi, “hiç tüketmemek” mümkün mü?

Ha, ne yapılabilir?

Biz bunu yıllardan beri, feryat-figan söylüyoruz:

Tüketimi kısın!

Tüketimi azaltın!

Tüketimi sınırlayın!

Bunları sadece pahalılığı önlemek için değil, yerkürenin kaynaklarını hızla tükettiğimiz için söylüyoruz.

Gelecek nesillere de bir şeyler bırakalım diye söylüyoruz.

8 milyar insanın yarısı, aşırı tüketimden “obez” olurken, diğer yarısı aç yattığı, her gün binlerce kişi de açlıktan öldüğü için söylüyoruz.

Ayrıca, tüketim arttıkça israf da artığı için söylüyoruz.

Yiğit Bulut’un sözleri etkili olur mu?

Belki olur!

KISSADAN HİSSE

Vaktiyle, şeker müptelası bir çocuk varmış. Ailesi ne yaptıysa çocuğu bu iptiladan kurtaramamışlar. Yakınlarda bir evliya olduğunu, çocuğu bir de ona gösterrmeleri tavsiye edilmiş.

Çocuğu, evliyaya götürüp, dertlerini anlatmışlar. Derviş, biraz düşündükten sonra, “bu çocuğu götürün, 40 gün sonra getirin” demiş. Aile çok şaşırmış ama çaresiz söyleneni yapmışlar.

Kendisine 40 gün sonra getirilen çocuğu karşısına alan evliya, “evladım, demiş, şeker zararlıdır, sen bunu yemeyi bırak”.

Aile, bu sefer daha çok şaşırmış, evliyaya, “madem bu kadarcık şey söyleyecektin, onu ilk getirdiğimizde söyleseydin ya” demişler.

Evliya, “ilk geldiğiniz günlerde ben de şeker yiyordum. Eğer o gün çocuğa şeker yeme deseydim, hiç tesiri olmazdı. Önce kendim şeker yemeyi bıraktım. Vücudumdan da tamamen temizlenmesi için 40 geçmesini bekledim. Şimdi, şekerin zararlı olduğunu inanarak ve örnek olarak telkin ettim. İnşallah yararını göreceksiniz” der.

x   x   x

TAVSİYE

Adamlar, Arif Nihat Asya

Devamını Oku

KILIÇDAROĞLU; Sen Yapsaydın Ya!

KILIÇDAROĞLU; Sen Yapsaydın Ya!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dün akşam, bir dükkândan alışveriş ettim, tam çıkıyorum, arkamdan bir nida geldi. Bana seslendiğini zannedip döndüm. Baktım, dükkân sahibi, televizyona doğru bağırıyor. Ekranda günün haberleri var, Kılıçdaroğlu’nu gösteriyor. Haberlerin içinden “Rehineler”, “kurtarmak” gibi kelimeleri yakaladım. Dükkân sahibi, 40-45 yaşlarındaki esnaf, Kılıçdaroğlu’na sesleniyor: “Sen yapsaydın ya, onlar kurtarmadıysa sen yapsaydın ya”!

Esnafa gülümsedim, çıktım.

Çıktım ama ne çıkış!

O kapıdan aydınlanmış bir insan olarak çıktım!

Esnaf, ekrana doğru bağırırken zihnimde bir ampul yandı!

Tabii ya… Ben şimdiye kadar bunu nasıl görmemişim?

Muhalefetin, ana muhalefetin görevleri vardı. İktidar yapamıyorsa onlar yapmalıydı. İktidar yapamıyorsa onlar yapmalıydı!

Zihnimdeki aydınlanmadan dolayı içim içime sığmıyordu… Okumakta olduğunuz satırları yazacağım saati iple çekmeye başladım.

Ve bu sabah…

Hayatımın en keyifli köşe yazısını yazmak için oturdum:

Muhalefete muhalefet etmek… Muhalefeti eleştirmek!

Allah’ım, çok şükür bugünleri de gördüm ya, daha ne isterim!

Nezaketime cesaret kattım! Ama ne cesaret… Ne cüret! Yazdığım cüretkâr ve Cesur satırlara en başta kendim hayran kaldım. Eminim, değerli okuyucu da bu cesaret karşısında parmaklarını ısıracak, “vay canına” diyecektir… “Vay canına”“Aşk olsun”, “aşk olsun” diyecektir.

“Okuyucu” diyorum, çünkü bu yazıyı yüzbinlerin okuyacağından eminim. Fakat kimse okumasa da dert değil. Zira bu satırları en başta kendim için yazıyorum. Kendi zevkim için! Muhalefeti eleştirme zevkini tatmak, o zevki damarlarımda, iliklerimde hissetmek için! Ve hissediyorum. Bu, büyük bir doyum hissi!

Artık, nezaketle ve cesaretle ve elbette zevkle verip-veriştirebilirim:

Kılıçdaroğlu, siz ne iş yaparsınız? Cak cak cak konuşmaktan başka!

Niye hiçbir şey yapmıyorsunuz?

Niye terörü bitmiyorsunuz?

Niye pahalılığı durdurmuyorsunuz?

Niye fukaralığı yok etmiyorsunuz?

Niye trafiği çözmüyor, kazaları önlemiyorsunuz?

Niye yargıyı hızlandırmıyorsunuz?

Niye sağlık ve eğitim meselesini halletmiyorsunuz?

Nihayet, esnaf kardeşimizin haklı olarak bağırdığı gibi, iktidar yapamıyorsa muhalefet yapmalıydı!

Kalemim şahlandı bir kere, âdeta koşuyor dört nala, durduramıyorum.

Salvolara devam:

Niye işsizliği çözmüyorsunuz?

Niye faizleri indirmiyorsunuz?

Niye kadına şiddeti ve cinayetleri önlemiyorsunuz?

Niye AB ve ABD’nin ve pek çok ülkenin uyguladığı vize meselesini çözmüyorsunuz?

Niye yasakları kaldırmıyor, memleketi özgürleştirmiyorsunuz!

Gerçi, özgürlükler olmasa bunları yazamazdım, değil mi?

Tamam, onu geri alıyorum. Yazma özgürlüğüm olduğunu kabul ediyorum!

Ben insaflı bir yazarım… İnsafla yazarım. Yazma özgürlüğümü sağlamış olduğunuz için teşekkür ederim. Bu teşekkürü de yağcılık-yalakalık gibi görmeyin. Asıl, yukarıda cüret ve cesaretle sorduğum suallerin cevaplarını verin!

O kadar!

Oh be! Hafifledim… Ne kadar güzelmiş muhalefeti eleştirmek… Ne kadar kolay ne kadar keyifli… Ne kadar zevkli!

İyi geldi valla…

İnsan bi rahatlıyor, bi rahatlıyor!

O kadar olur yani!

x   x   x

TAVSİYE

HAKİKAT, mukaddeslerin mukaddesi… Bir çağın vicdanı olmak isterdim. Cemil MERİÇ

www.youtube.com/watch?v=jDbAo7kysjw

Devamını Oku

Neden ADİL BİR İNSAN Olayım? NASIL Olayım?

Neden ADİL BİR İNSAN Olayım? NASIL Olayım?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İki gün önce, çok büyük bir “DEĞER”imizi kaybettik: Doğan Cüceloğlu.

Onun anlattığı, “Bir Eşek Hikâyesi” sosyal medyada çok paylaşıldı. Genellikle, “ağlayacaksınız” uyarısıyla paylaşılan, kısa videoyu, sanırım, seyretmeyen kalmamıştır.

Aslında, tekrar tekrar seyretmek lâzım. Youtube hattını hatırlatayım: https://www.youtube.com/watch?v=XbgKE6885Qg

Umarım, TV kanalları da bu ibretlik, ders verici hikâyeyi tekrar tekrar ve sık sık yayımlarlar!

O beş dakikalık kayıtta, Cüceloğlu, kendisi de göz yaşını tutamayarak, bir hâkimin, “adil” babasının “örnek insanlığı”nı anlatıyor. Öyle bir babanın oğlu da “adil” bir hâkim oluyor. Torunu ise, fırsat bulmasına rağmen sınavda “kopya” çekmiyor… Çekemiyor.

O kısa video, çocuklarımızı, torunlarımızı nasıl “değerli birer insan” olarak yetiştirebileceğimizi özetliyor.

Geçen haftaki yazımda, “Tatsız bir Çağda mı Yaşıyoruz?” sualinin cevabını aramıştık.

Rahmetli Cüceloğlu, çağları ve hayatlarımızı, nasıl daha yaşanabilir bir hâle getirebileceğimizin yollarını gösteriyor.

Çocuklarımızı, torunlarımızı “değerli”, “adil” yetiştirebilirsek, çağ daha tatlı olmaz mı? Hayat daha güzel, daha yaşanılır olmaz mı? Hatta dünya cennete dönmez mi?

Elbette burada çocuklar ve torunlarımızdan söz ederken, sadece biyolojik evlatlarımızdan bahsetmiyorum. Bütün çocuklardan bahsediyorum. Milyonlarca çocuk, bizim çocuklarımız, istikbalimiz.

Onları iyi yetiştirerek hem onların hem kendimizin geleceğini güzelleştirebiliriz.

Bunun sırrı iki kelimede gizli: Güzel örnek!

Her yerde, en başta evde, sonra okulda, işyerinde, yolda, alışverişte güzel örnek olabilmekte…

Dizilerde, filmlerde onlara “güzel örnekler” gösterebilmekte!

Efendim, naçizane benim babam da güzel bir örnektir. Buyurun hem okuyun hem dinleyin: https://www.youtube.com/watch?v=jUHXXK9a0Hc

Devamını Oku

TATSIZ BİR ÇAĞ’da mı Yaşıyoruz?

TATSIZ BİR ÇAĞ’da mı Yaşıyoruz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İlber Ortaylı Hoca, “Tatsız bir çağdayız” diyor.

Hoca, bunu, covid-19 çıkmadan yaklaşık bir sene evvel, Ocak 2019′da, “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” adlı eserinin önsözünde söylüyor.

Peki, yüz veya beş yüz sene evvelki çağlar, bundan daha mı “tatlı” bir çağdı?

Hiç sanmıyorum!

Şu satırları kaleme alan bendeniz, okuyan sizler ve İlber Hoca aynı çağda yaşıyoruz. Çağımız, sizce de “tatsız” bir çağ mı?

Bana, o kadar da tatsız gelmiyor!

“Tatlı mı?” diye sorarsanız; “tatlı” da diyemem!

Belki, “az şekerli” derim!

“Az şekerli” deyince, insanın aklına kahve geliyor… Efendim, bendeniz, kahveyi, “sade” içmeyi severim. Ama yanında küçük bir parça bitter çikolatayla onu “az şekerli” hale getirebilirim.

Belki de hayat bizlere sadece, “sade” bir kahve sunuyor! Onu tatlı mı acı mı içeceğimizi bize bırakıyor.

Çağı tatlı hale getirmek, belki de bizim elimizde!

Önce, kendi kişisel hayatımızı nasıl, en azından “az şekerli” hale getirebiliriz?

Sonra, en yakınımızdaki kişilerden, dalga dalga daha uzak kişilere, ara sıra karşılaştığımız hatta hayatta bir kere karşılaşabileceğimiz kişilerin hayatını nasıl tatlandırabiliriz diye düşünmekle!

Bu kişiler internette, sosyal medyada tanıştığımız, buluştuğumuz kişiler de olabilir… Onların hayatına da tat katabiliriz!

Hayatı, “çağ”ı tatlandırmak emek ister!

Devamını Oku

PTT’ye Gönülden Teşekkürler

PTT’ye Gönülden Teşekkürler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

4 Şubat 2021 Perşembe günü, “PTT KARGONUN MÜTHİŞ SÜRATİ” başlıklı bir yazı yayımlamıştık.

Yazıda, Sandıklı’dan gönderilen bir kargonun, İstanbul’a tam 6 günde ulaştığını, bozulacak eşyanın da “kısmen” bozulduğunu bildirmiştik.

Dün (5 Şubat Cuma günü) PTT’den arandım. Arayan, Acıbadem PTT Şubesi Kıdemli Personeli Arzu Üzümbağ’dı.

Arzu Hanım, “yukarıdaki haber üzerine, PTT Genel Müdürlüğünce haberdar edildiklerini, gecikmeden dolayı üzüldüklerini, o dönemde pek çok personelin covid-19’a yakalandığını, hizmetlerin bu yüzden aksadığını, zararımı tazmin edebileceklerini” söyledi.

Doğrusu, çok şaşırdım. Çünkü bu kadar çabuk sonuç alabileceğimi katiyen beklemiyordum.  PTT, bu sefer gerçekten çok süratliydi. Tabii çok memnun oldum. Hassasiyetleri için teşekkür ettim. Hızla hareket ettiklerinden dolayı da kendilerini tebrik ettim. Zararımın maddî değerinin olmadığını, bir tazminat talep etmediğimi belirttim.

DAHA ÖNEMLİ OLAN

PTT, bizim en köklü, en güvendiğimiz devlet kurumlarımızdan birisidir. Bu kurumun çağa uyum sağlayarak ülke çapında hizmet vermesi hepimizin menfaatine olduğu gibi, hepimizi gururudur da.

Bendeniz, o haberi, olaydan 3 ay kadar sonra, “PTT’nin meyve sebze de dağıtacağı” haberi üzerine yapmıştım.

Arzu Hanım, “sadece Acıbadem Dağıtım Merkezi’ne, yeni 23 personel alındığını” da bildirdi. Tabi iş hacmi artınca personeli de artırmak lâzım. Buna da çok memnun oldum.

Personel takviyesi,

Eleştiriye karşı hoşgörülü yaklaşımları ve bunu daha iyi hizmet için fırsat saymaları,

Haklarındaki haberle ilgili hassasiyetleri ve süratle açıklama getirmeleri bende büyük itimat meydana getirdi.

Bu şartlar altında, PTT AVM’nin yurt sathında iyi ve hızlı bir hizmet verebileceğine inancım arttı. Ürünlerin, üreticiden tüketiciye aracısız ulaşabileceği böyle bir girişimi yürekten destekliyorum.

Kurum olarak PTT’ye ve bütün fedakâr çalışanlarına üstün başarılar dilerim.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.