DOLAR 16,1920 -0.96%
EURO 17,4658 -0.86%
ALTIN 964,40-0,79
BITCOIN 468530-1,32%
Ankara
21°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

BAYRAM GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ VE NELER YAPMALIYIZ?

BAYRAM GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ VE NELER YAPMALIYIZ?

ABONE OL
29 Nisan 2022 09:40
BAYRAM GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ VE NELER YAPMALIYIZ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DİNİ BAYRAMLAR

            11 ayın sultanı Ramazan ayını uğurlamaya günler kala   yaklaşana Ramazan Bayramına ilişkin, bayramları nasıl geçirmeliyiz? Sorusuna cevap veren Polatlı Müftüsü Hayri Cihangeri  “İnsanımızın kemal derecesini bulması için bayramlarda yapacağımız en önemli işlerden biri de yetim, kimsesiz ve yoksullarla ilgilenmek, onlara maddî-mânevî destek olarak, kendilerine yalnızlıklarını hissettirmemektir. Yetim ve kimsesizlere hep acınır, ama hiç unutmayalım ki onlar, bizler için bu toplumda Allah rızasını kazanmamıza vesile olacak birer can simididir.”dedi.

 

 

 

 

 

Bilindiği gibi bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok millî günleri, târihî hâtıralarını canlandıran bayramları bulunmaktadır. Aynı şekilde bir dine mensup kimselerin de dinî günleri ve dini bayramları vardır. Bayramlar, inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini şuur ve duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır.

Bayramların, millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî duygu ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir.

            DİNÎ BAYRAMLARIMIZ

            İslam Dininde iki büyük bayram vardır. Ramazan ve Kurban Bayramı. Kaynaklarımızda, Ramazan Bayramına “îdu’l-fıtr“, Kurban Bayramına ise, “îdu’l-edhâ” denilmektedir.ا

Sevgili Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiklerinde, Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Peygamberimiz (a.s.);

Bu günler nedir? Diye sordu”  Medineliler;

“Biz câhiliyye döneminden beri bu günlerde eğleniriz dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz;

“Allah size, o iki gün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır” buyurmuştur.

Ramazan ve Kurban bayramları hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. O günden beri kutlana gelen bu iki bayram, Müslüman milletlerin aynı zamanda millî bayramları haline gelmiştir.

            BAYRAM GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMELİYİZ VE NELER YAPMALIYIZ?

            Her iki bayram da bayram namazı ile başlar. Sahabeden Berâ ibn Âzib’in naklettiğine göre Hz. Peygamber bu hususu, okuduğu bir bayram hutbesinde şöyle ifade buyurmuşlardır:

“Bu günümüzde yapacağımz ilk iş namaz kılmamızdır. Sonra döner kurban keseriz. Her kim böyle yaparsa şüphesiz bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur.”           Bayram namazı, biri Ramazan bayramında, diğeri Kurban bayramında olmak üzere yılda iki defa kılınan iki rek’atlik bir namazdır. Bayram namazı Hanefî Mezhebinde, Cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vaciptir. Şafii ve Mâlikiler’e göre müekked sünnet, Hanbeliler’e göre ise farz-ı kifayedir.Bayram namazına, mükellef olmayan küçük çocuklarımızı da getirmeli ve onlara da bu mânevî havayı teneffüs ettirmeliyiz.

Peygamberimiz (a. s.), bayram günleri ve bu günlerin mâhiyeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Arefe, Kurban ve Teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme, içme günleridir.”

Hadiste açıkça belirtilmektedir ki, bayram günleri yeme, içme ve ikram günleridir. Bunun için oruç tutmak senenin her gününde caiz olduğu halde, Ramazan Bayramının birinci günü ile, Kurban Bayramının dört gününde tahrîmen mekruhtur.

Bayram günlerinin yeme, içme ve sevinç günleri olması yanında, her birinin ayrı bir anlamı da bulunmaktadır. Ramazan bayramı, bir ay boyunca Allah için tutulan orucun arkasından verilen bir “genel iftar ziyafeti” hükmündedir ve bu anlamından dolayı ona “fıtır bayramı (iftar bayramı)” denilmiştir. Ramazan bayramının ilk günü bu yönüyle bir aylık ramazan orucunun iftarı olmaktadır. Böyle toplu iftar gününde oruçlu olmak, Allah’ın sembolik ziyafetine katılmamak anlamına gelir ki, bu doğru bir davranış olmaz.

Allah için kurbanların kesildiği kurban bayramı günleri de ziyâfet günleridir. Kurban bayramının Arefe ve bayram günleri, İslam dünyasının en seçkin günleridir. Çünkü Arefe günü, dünyanın her tarafından gelen hacı adayları Arafat’ta toplanarak Allah’a yönelmekte ve O’ndan af ve bağış dilemektedirler. Arafat, İslam’ın birlik ve kardeşliğe verdiği önemin bir simgesidir.

Bayram günleri mutlak ibâdet günü olmadığı gibi, katıksız eğlenme günü de değildir. Bu iki hususu bir arada toplayan günlerdir. Bayramları, ibâdet ve itaatten tecrit edip, sadece oyun, eğlence, zevk ve safâ günü olarak anlamak yanlış olduğu gibi, meşru oyunlardan ve mubah eğlencelerden soyutlayarak sırf bir ibâdet ve itaat günü olarak anlamak da hatalıdır. Çünkü insanın manevî varlığı yanında, maddî varlığının da ihtiyacı vardır. İbadet ve itaatlerle ruh, kalp vb. manevî varlığımız tatmin edildiği gibi, çeşitli ikram ve ziyafetlerle, belli ölçüler içinde yapılan meşru oyun ve eğlencelerle de maddî varlığımız tatmin edilmiş olur.

Meşrû sınırlar içinde yapılan oyun ve eğlenceler, bayramların özünde mevcuttur. Nitekim, Hz. Peygamber (a.s.), düğünlerde olduğu gibi, bayramlarda da eğlence ve oyuna karşı çıkmamış, hatta bunu teşvik etmiştir. Konuya ışık tutacak iki hadisi burada zikredebiliriz:

Hz. Aişe  validemiz şöyle anlatır: ا

“(Kurban bayramının ilk üç günlerinden birinde) Rasulullah (s.a.) yanıma geldi, karşımda Buâs ezgilerini def çalarak okuyan iki kız vardı. Yatağına uzanmış ve mübarek yüzünü çevirmişti. Derken içeriye Hz. Ebu Bekir girdi. “Bu ne hal? Allah Rasulü’nün yanında şeytan mizmarı öyle mi?” diyerek beni azarladı. Bunun üzerine Rasülullah (s.a) ona dönerek: “Onlara dokunma ey Ebu Bekr; her milletin bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır.”Buyurdu.

Yine bir bayram günü Hz. Aişe’nin, Habeşlilerin Mescid-i Nebevi’de kalkan mızrak oyunu oynadıkları bir sırada onları seyretmek için izin istemesi üzerine Hz. Peygamber ona izin vermiş ve “Tamam, yeter” deyinceye kadar beraberce bu oyunu seyretmişlerdir.

İslam dini her konuda itidali (orta yolu) emir ve tavsiye eder. Mümin olmak, fert ve aileleri mutluluğa götüren meşru yolları tıkayarak, dünyayı zindan haline getirmek değildir. Anne ve babaya yakışan, bayramları aile ve çevresindekilerle neşe ve zevk içerisinde geçirmeyi gerçekleştirmeye çalışmaktır.

İnanmış, Allah’a gönül vermiş insan, bencil olmaz. Sadece kendisinin ve yakınlarının sağlık ve mutluluğunu değil, bütün Müslüman kardeşlerin mutluluğunu da düşünür. Bu konuda çaba sarf eder ve dua eder.

İnsanımızın kemal derecesini bulması için bayramlarda yapacağımız en önemli işlerden biri de yetim, kimsesiz ve yoksullarla ilgilenmek, onlara maddî-mânevî destek olarak, kendilerine yalnızlıklarını hissettirmemektir. Yetim ve kimsesizlere hep acınır, ama hiç unutmayalım ki onlar, bizler için bu toplumda Allah rızasını kazanmamıza vesile olacak birer can simididir.

Kadın sahabîler arasında kocası öldükten sonra sadece yetim kalan çocuklarını büyütmek ve yetiştirmek için evlenmeyen güzel ve iffetli bir hanıma işaretle;

“Ben ve bu yanakları çökmüş (fedakar) hanım kıyamet günü cennette şu iki parmağım gibi yan yana beraber olacağız.”

HBR AYSUN YILMAZ BENLİ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

hack forum hack forum hacker blog defacer diyetisyen null forum
reklam ajansı reklam ajansı Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Sanal Ofis Ankara Sanal Ofis Ankara Sanal Ofis Ankara