DOLAR 16,1920 -0.96%
EURO 17,4658 -0.86%
ALTIN 964,40-0,79
BITCOIN 468194-1,52%
Ankara
21°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KOMŞUNUN EZİYETİNE SABRETMEK

KOMŞUNUN EZİYETİNE SABRETMEK

ABONE OL
22 Nisan 2022 09:45
KOMŞUNUN EZİYETİNE SABRETMEK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
İSLAM DİNİNDE KOMŞULUK İLİŞKİLERİMİZ
Polatlı Müftülüğü bugünkü yazısında komşuluk ilişkilerini anlattı. İlçe müftüsü Hayri Cihangeri komşuluk ilişkileri üzerine yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi.
Cihangeri”Komşularımızın hoşnutluğu, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıran yollardın biridir. Kendisi ile ve çevresi ile barışık olan insan sağlıklı bir ruh dünyası yaşıyor demektir. Çevresi ile, komşuları ile sürtüşme ve geçimsizlik halinde olan, çevre ilişkilerinde sürekli olarak problem kaynağı olan kimseler dengeli bir hayattan mahrum olurlar.”dedi.
Polatlı müftüsü Hayri Cihangeri ramazan ayı sohbetlerinde bugün komşuluk ilişkileri üzerine konuştu. İslam dininde komşuluk ilişkileri nasıl olmalıdır? İşte cevabı
Sabır, eza ve cefalara, musibetlere, ibadetlerin zorluklarına ve her türlü sıkıntıya dayanmak demektir. Kur’an-ı Kerim’de değişik vesilelerle birçok âyette sabır tavsiye edilmekte hatta emredilmektedir.
Resûlullah(s.a.s.), karşılaşılan güçlüklerde sabredilmesi gerektiğini ifade ediyor ve bu noktada gerçek sabrın ölçüsünü,
 “Sabır, (musibetin, felaketin) geldiği ilk andadır.”
“Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir bağışta bulunulmamıştır.” buyurmak suretiyle  dile getiriyor. Nitekim onun hayatına baktığımızda, karşılaştığı nice güçlüklere karşı sabır ve teenni ile göğüs gerdiğini müşahede ediyoruz.
 İslâm dini, mensuplarına öfkeyi değil sekineti, teenniyi, sabrı tavsiye etmekte, hatta emretmektedir.Zira karşılaşılan olumsuz bir davranışa öfke yerine sabırla tahammül çoğu defa güzel dostlukların başlangıcı ve başarıya ulaşmanın en güzel yolu olabilmektedir. Nitekim, “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki samimi bir dost gibi oluverir” (Fussılet, 41/34)  âyeti bu gerçeği gayet güzel bir şekilde vurguluyor.
İslam, sosyal hayatın ahenk içinde yürümesi için her türlü şarta riayet edilmesini öngörür. Söz gelimi bir yandan komşulara eza edilmemesi, onlara iyi davranılması emredilirken, bir yanda da, komşulardan gelecek olumsuzluklara, kötülük ve zararlara mümkün olduğunda sabredilmesi tavsiye edilmektedir. Allah’ın sevdiği üç tür insandan söz ettiği hadisinin konumuzla ilgili kısmında Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
(Allah’ın sevdiği kimselerden üçüncüsü de) bir adamdır ki, kendisine eziyet eden bir komşusu vardır. O da buna sabreder, nihayet ölüm yahut göç etmek aralarını ayırır.”
“Komşuluk hakları” deyince akla sadece, komşulara zarar vermek yahut zarar vermekten doğacak sorumluluk akla gelmemelidir. Bu, hak kelimesinin sadece olumsuz yönünü oluşturur. Pasif olması gerektiren bir durumdur. Bir de işin olumlu ve aktif olmayı gerektiren yanı vardır. Yani iyi bir komşuluk için sadece komşuya zarar vermemek yetmez, iyilikte de bulunmak gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.)
“Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa komşusuna iyilik etsin” hadisi ile bu gerçeği ifade buyurmuştur.
BİTİŞİK YABANCILAR
Modern hayatın getirdiği bazı şartlar insanı “kalabalıklar içindeki yabancı” durumuna getirmiştir. Zorunlu ilişkiler dışında “herkesin kendi işine baktığı” bir  hayat anlayışı günümüzde hakim bir durumdur. Bunun olumlu yanları olmakla birlikte, psikolojik ve sosyal olumsuzlukları da vardır. Sözgelimi, yıllardır aynı binada yaşadıkları halde bir biri ile tanışmayan, komşuluk ilişkilerine girmeyen nice insanların, ailelerin varlığına şahit oluyoruz. Evet, sosyal hayatımız pek çok alanları ile değişikliğe uğramıştır, daha da uğrayacaktır. Bu kaçınılmazdır. Ama bu değişikliğin, bizim bazı olmazsa olmaz değerlerimizi de alıp götürmesine izin vermemeliyiz. Bu gibi konularda duyarlı olmamız gerekiyor. Aynı çatının farklı bölümlerinde oturan aileler arasındaki komşuluk ilişkileri de bu konular arasında yer alıyor. Aslında komşuluk ilişkileri biraz da kendiliğinden oluşan tabii ilişkilerdir. Bu tabii akışı bozacak durumların ortaya çıkması halinde, komşular arası bağı yeniden oluşturmak için özel bir çaba harcamak gerekebilir. İlk bakışta basit gibi görünen küçücük girişimler, böyle bir komşuluk ilişkisinin oluşumunu ve devamını sağlayabilir. Merdivende karşılaştığımız bir apartman komşumuza vereceğimiz bir selam, göstereceğimiz bir güler yüz, samimi bir hal-hatır sormak, gerektiğinde kapı komşumuza bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, hatta pişirilen yemekten bir tabak ikram edivermek komşular arasında oluşacak sıkı bağların bir ilk adımını oluşturabilir. Dinimizde bu tür davranışlar sadaka kapsamında değerlendirilmiştir
Kur’an-ı Kerim’de; “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza (gönül kırma) gelen  bir sadakadan daha iyidir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir.” (Bakara, 2/43) âyeti, muhatabımıza söylenecek bir çift güzel sözün önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda Peygamber (s.a.s.)’in  de,  “Güzel söz sadakadır” 9 ifadesi ne kadar da anlamlıdır. Nice yüklü paraların, malın,  tamir edemeyeceği kırık kalpleri, dünyası kararmış insanları, selam gibi nasılsınız gibi bir sevgi ve şefkat sözcüğü hayata döndürebilmektedir.
Hz Aişe anlatıyor:
“Ya Resülellah, dedim; iki komşum var, (öncelikle) hangisine hediye sunayım?”  Allah’ın Resu;, ‘kapısı sana daha yakın olana’, buyurdular.”
Komşular arası ilişkilerin sıcak ve canlı tutulması önemli ölçüde samimi duyguların açığa çıkmasını sağlayacak fırsatların oluşturulmasına bağlıdır. Sababilerden Ebu Zer (r.a.) in rivayetine göre sevgili Peygamberimizi kendisine,
“Ebu Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu fazla koy ve komşularını da gözet” buyurmuştur. Hadis-i şerif, imkansızlıklar içinde bile, komşularla iyi ilişkilerin devamı için nasıl her fırsatı değerlendirmemiz gerektiği konusunda ilginç bir örnek oluşturmaktadır.
KOMŞULARI ZİYARET
Komşular arası ilişkileri sıcak tutmanın yollarından biri de karşılıklı ziyaretlerdir. Ziyaretlerin davet üzerine gerçekleşmesi daha da yapıcı olur. Hz: Peygamber (s.a.v.);
“Aynı vakit için  iki komşundan davet alırsan önce daha yakın olanın davetine git. Aynı vakit için ayrı zamanlarda davet edilirsen,  önce davet edenin davetine git.
İmam Gazali komşuluk arası ilişkilerin çerçevesini İslami bakış açısı ile şöyle çizmektedir:
“Komşuluk hukuku, sadece komşuya eza etmemekle yerine getirilmiş olmaz, ayrıca eza ihtimali olan şeylerden  de kaçınmak gerekir… Bu da yetmez;
a) Komşuya yumuşaklıkla muamele etmek, ona iyi ve güzel davranmak.
b) Komşuyla karşılaşınca ona selam vermek,
c) Hastalandığında onu ziyaret etmek,
d) Bir musibetle karşı karşıya kaldığında taziyede bulunmak,
e) Sevinçli anında onu tebrik etmek, sevincine ortak olmak,
g)Hatalarını görmezlikten gelmek, mahremine bakmamak, uzakta bulunduğunda evine göz kulak olmak, çocuklarına lütufkar davranmak,
 h)Din ve dünya ile ilgili bilmediği konularda ona yol göstermek …bütün Müslümanlara karşı görevlerimiz dışında komşularımıza karşı olan görevlerimizdendir.
KOMŞUNUN ŞAHİTLİĞİ ALLAH KATINDA MAKBULDÜR
Komşunun komşu hakkındaki kanaat ve şahitliği Allah katında bir kriter olma niteliğine sahiptir. Hz.Peygamber (s.a.v.),
“Bir müslüman ölür de en yakın komşularından üç kişi onun hakkında iyi şahitlikte bulunursa Allah teala şöyle buyurur: ‘Bildikleri şey konusunda kullarımın şahitliğini kabul ettim’, Yahut, ‘Kulumun bildiğim günahlarını affettim.’ buyurmuştur. Resülullah komşunun şahadetine böyle büyük bir değer atfederek, komşuların iyi şahadetini hak ettirecek davranışlar sergilememizi teşvik etmiş olmaktadır. Bunun yolu da Kuran ve sünnet çizgisinde sergilenecek iyi komşuluk ilişkilerinden geçmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) iyi komşuluk ilişkilerini, ülkenin imarının ve ömrün uzamasının sebepleri arasında saymıştır. Hz. Aişe anlatıyor: Resülullah bana şöyle dedi:
“Kime yumuşak huyluluktan nasibi verilmişse dünya ve ahiret iyiliğinden de payı verilmiş demektir. Akrabalık bağlarını gözetmek, güzel ahlak ve iyi komşuluk ilişkileri ülkeyi imar eder ve ömrü arttırır.”
KOMŞULUK İLİŞKİLERİMİZ ALLAH KATINDAKİ KONUMUMUZU BELİRLEYECEK KRİTERLERDEN BİRİDİR
Komşularımızın hoşnutluğu, Allah’ın hoşnutluğunu kazandıran yollardın biridir. Kendisi ile ve çevresi ile barışık olan insan sağlıklı bir ruh dünyası yaşıyor demektir. Çevresi ile, komşuları ile sürtüşme ve geçimsizlik halinde olan, çevre ilişkilerinde sürekli olarak problem kaynağı olan kimseler dengeli bir hayattan mahrum olurlar. Bir denge ve huzur dini olan İslam bu tür olumsuzlukların önüne geçmek amacı ile,  toplumla açılan ilk kapılarımız olan komşularımızla olan ilişkilerimizde titiz ve hassas davranmamızı bizden istemektedir.
Kâinatın Efendisi (a.s.) aslında gerek komşularımız gerekse diğer müminlerle olan ilişkilerimizi şu sözüyle gayet veciz bir şekilde dile getiriyor:  “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.”
“Birbirlerini sevmekte, birbirlerini acımakta ve birbirlerine şefkat hususunda müminler adeta tek bir vücut (beden) gibi görürsün. Mümin bir uzvundan şikayet ederse, vücudun diğer uzuvları da uykusuzluk ve ateşle ona iştirak ederler.”
“Müminin mümine göre konumu, parçaları (bölümleri) birbirini  destekleyen bir tek bina gibidir. buyuruyor. Hz. Peygamber’in bu sözleri doğrultusunda her mümin, komşuları ve diğer Müslümanlara bakış açısını şöyle bir daha gözden geçirmelidir.
HBR AYSUN YILMAZ BENLİ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

hack forum hack forum hacker blog defacer diyetisyen null forum
reklam ajansı reklam ajansı Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Ankara Muhasebeci Sanal Ofis Ankara Sanal Ofis Ankara Sanal Ofis Ankara