DOLAR 13,38430.57%
EURO 15,23940.87%
ALTIN 767,160,79
BITCOIN 765264-0,67%
Ankara

AÇIK

06:32

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÇATALHÖYÜK

ÇATALHÖYÜK

ABONE OL
29 Ekim 2021 10:54
ÇATALHÖYÜK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

Her şey 1960 yılından önce başladı. Burdur’un Hacılar köyün yanı başındaki yükten köylüler, pişmiş toprakheykelcikler, kırmızı devetüyü üzerine siyah, çizgili kap-kacak çıkarıyorlardı.Bunlar antika meraklılarının eline düşünce iş büyüdü. Hacılarda o güne dek keşfedilmemis eski bir Anadolu medeniyeti yatıyordu. Nitekim 1958 yılında resmen kazılara başlandı. Alınan sonuçlar ve bulunan eserler şaşırtıcıydı. Anadolu’nun bu kesiminde, Hacılar’ da İsa’dan önce beşbin-altıbin yıllarına ait, Neolitik çağ dediğimiz zengin bir Cilâlı Taş Devri medeniyeti yaşamıştı. Anadolu Neolitik çağının bu kadar eskilere gittiği pek bilinmiyordu. Aradan birkaç yıl geçince, Orta Anadolu’da yeni bir höyük daha kazılmaya başlandı. Bu Çatalhöyük’tü. Çatalhöyük, Konya’nın 42 km güney-doğusunda, Küçükköy ve Karkın kasabasının arasında yayılan genişçe bir höyüktü. Höyük üzerinden toplanan parçalar çanak çömlek arkeologlann dikkatini çekiyordu Höyükte kazıların ilk dönemi büsbütün şaşırtıcı oldu. Neolitik Hacılar’dan daha eski Neolatik döneme ait bir yerleşme yeri, bilinmeyen bir medeniyetin merkeziydi. Bilinmeyen bir medeniyetin dedik, yazı henüz keşfedilmemişti ve yaşayanların kimler olduğunu söylemeye imkân yoktu. Ne var ki bunlar , yalnız Anadolu’nun değil, o çağlardaki dünyanın en medeni insanlarıydı. Bir bakıma, insanlığa medeniyetin ilk müjdecisi idiler. Çatalhöyük’te buluntuların tarihi, Isa’dan önce yedibin, sekizbin yıl kadar öteye uzanıyor, bu onbin yıllık medeniyet, evleri, tapınaklar, sarayları, yiyecekleri, taptıkları heykelleri, süs eşyalar, kullandık-lan kaplan ve silahlarıyla karşımıza çıkıyordu. Gerçekten medeni bir toplumlar vardı. Kerpiçten yapılan beyaz siyah duvarların, insan ve hayvan resimli fresklerle süslüyorlardı. Çoğu birbirine bitişik evlerine tavandan merdivenlerle giriyorlardı. Ocakları, tandır-lan vardı. Madeni henüz bilmedikleri için obsidiyen taşından kesici ve vurucu silâhlar yapmışlardı. Taş ve topraktan, şişkin karınlı, gebe kadın heykelcikleri bulunmuştu. Belliydi ki, doğuran kadın Ana Tanrıça kültü, inançlarının başında geliyordu. Bir de, tapınaklarında boğa başlan bulunduruyorlardı. Bunun da dini bir anlamı vardı. Elleriyle yaptıkları boyalı ve geometrik desenli çanak-çömleklerin zerafetine ve güzelliğine diyecek yoktu. Çatalhöyük kazılarının yapıldığı yıllarda, Konya Müzesi Müdürü olarak, çalışma-lan yakından izliyordum. Hiç unutmam birgün kerpiç bir odanın içerisinde ev sahibine ait bir mezar ağlıyordu. işçiler, iğne ile kuyu kazarcasına titizlikle çalışıyorlar, biz de başında bekliyorduk. Mezardan çıkan iskeletin yanı başın da siyah obsidiyen taşından cilâlanarak yapılmış pırıl pırıl bir el aynası çıktı. Belliydi ki bu bir kadın mezarıydı. Kadınlar ölseler de aynasız yapamazlardı. Ayna bir yana, işin asıl enteresan yönü, iskeletin hemen sağında küçük bir toprak kap vardı. İçinde kırmızı aşı boyası. Bu da kadının ruju ve allığı olmalıydı. Söz gelimi, kadın bu gün neyse, on bin yıl önce de oydu. Üstelik, Çatalhöyük kazılarında, o kadar çok çeşitli ve zengin, boyalı taşlar ve kemiklerden kolye bulun-muştu ki, görenleri hayran bırakı-yordu. Sözü uzatmayalım. Çatal-höyük kazıları, 1965 yılına kadar sürdü. Bulunan eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinin a en gösterişli salonlarını süsledi. Bu müzenin en değerli bir hazinesi olarak sergilendi. Dokuz bin, on bin yıllık bir hazine. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmüş değil.

 

 

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.