DOLAR 8,40920%
EURO 10,00330.13%
ALTIN 489,960,20
BITCOIN 320664-1,68%
Ankara
27°

AÇIK

13:15

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

VEKİL   TAŞÇIER KOMİSYONDAN ÇEKİLDİ

VEKİL   TAŞÇIER KOMİSYONDAN ÇEKİLDİ

ABONE OL
24 Haziran 2021 10:48
VEKİL   TAŞÇIER KOMİSYONDAN ÇEKİLDİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BU KOMİSYONUN VARLIĞININ ARDINDA İKTİDAR PARTİSİNİN BAŞKACA AMAÇLARI OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ

Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’ndan çekilme kararı alan CHP’li milletvekilleri Gamze Taşcıer, Neslihan Hancıoğlu, Suzan Şahin ve Aysu Bankoğlu bugün TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi.

CHP Ankara   milletvekilleri Gamze Taşcıer Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’ndan çekilme kararı aldı. Taşçıer  yaptığı açıklamada “Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri bu kadar can yakıcı bir hal almış ve kadınlar adeta var olma mücadelesi verirken, maalesef ülkeyi yönetenlerin kadınların kazanılmış haklarına dönük saldırıları da sürüyor.

Böylesi bir süreçte, parti olarak kadına yönelik şiddetle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu

kurulması için defalarca talebimiz olmuş, iktidar partisi tarafından da reddedilmişti. En

nihayetinde Cumhur İttifakı’ndan komisyonun kurulması için bir adım gelince, biz de buna

destek vermiştik.Komisyonun amacının gerçekten de kadına yönelik şiddetin artmasının ardındaki nedenleri ortaya çıkaracağını, var olan kanunların uygulamasındaki sorunların nasıl ortadan

kaldırılabileceğine dair uzlaşma ve istişare ortamının yaratılacağını ümit etmiştik. Ancak

kurulma kararının hemen ardından AKP Genel Başkanı’nın bir gece yarısı hukuksuz ve

Meclis iradesini yok sayarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alması, komisyonun

kurulma amacını daha en başından sakat bıraktı.

KOMİSYONUN USULÜ, İŞLEYİŞİ VE TAKVİMİYLE İLGİLİ BAŞKAN ‘BEN YAPTIM

OLDU’ ANLAYIŞI İÇERİSİNDE DAVRANDI

Komisyon başladığı günden bu yana yaşadıklarımız, maalesef bu durumu destekler nitelikte

oldu. Daha ilk toplantıda, komisyonun usulü, işleyişi ve takvimiyle ilgili Başkan ‘ben yaptım

oldu’ anlayışı içerisinde davrandı. Davet edileceklerin belirleneceği toplantının günüyle ilgili

dahi önerilerimizi dikkate almayan, “zaten nezaketen sormuştum” diyerek toplantıda

bulunup bulunmamamızı umursamadığını açık eden, “önemli değil karar yeter sayımız

olacak” diyerek de, bu komisyonda bir Cumhur İttifakı tiyatrosu sergilenmek istendiğini daha

ilk günden açık etmiş oldu.

Biz yine de bu komisyonda tarihe not düşmek üzere bulunmaya karar vermiştik. Ancak

yaşananlar, artık bu komisyona iştirak etmemizi imkansız hale getirdi.

Komisyonun bugüne kadar olan hemen her toplantısında, Komisyon Başkanı müzakere

ortamını engelleme çabası içerisinde oldu. Toplantılar adeta gelen konukların sunumlarını

dinlemek ve bizlerin sorularının birkaç dakika içerisinde sıkıştırılmaya çalışıldığı bir monolog

ortamına dönüştü. Araştırma Komisyonu mantığına aykırı biçimde, soru sormak dışında

konuyla ilgili fikirlerimizi ifade etmemizin engellendiği toplantılarda, bizlerin sözleri sürekli

kesildi.

Hatta ve hatta, Aile Bakanı Derya Yanık’ın sorularımızın tümüne cevap verme yönündeki

isteğine karşın, Başkan sürekli araya girerek karşılıklı müzakereyi kesmeye ve toplantıyı bir

an önce bitirmeye dönük çaba sergiledi. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili sorularımızı

geçiştirmeye, her defasında, konukların cevap vermemesi için telkinde bulunmaya çabaladı.

Süre kısıtlı denilerek bitirilen toplantılar sonucunda, cevap alamadığımız sorular için

Bakanlardan ve kurum temsilcilerinden cevapların yazılı geleceği söylenmişti. Komisyon

Başkanı bu cevapların geldiğini ifade etmesine ve üzerinden haftalar da geçmesine rağmen bu

cevapları bizlerle paylaşmamıştır. Başkanın keyfi tutumu, cevapların sansürlendiğine dair bir

endişe ortamına neden oldu.

Tüm bunların yanında, komisyona davet edilen İstanbul 2 No’lu Baro Başkanı olan kişinin, bu

Meclis çatısı altında, halkın oylarıyla seçilmiş Milletvekillerine yönelik “Siyaset yapacaksanız

Genel Kurul orada” tarzı söylemi Komisyon Başkanı tarafından basit bir “iletişim kazası”

olarak yorumlandı. Baro başkanı olan şahsın, bu hadsiz ve milli iradeye yönelik saldırısına

karşı net bir tutum almaması, özür taleplerimizi görmezden gelmesi ve Milletvekillerinin

yanında olacağına, bu hadsizliğe dolaylı yoldan arka çıkması, bizler adına kabul edilemez

adımlardan biri daha oldu.

En vahimi, Kadına Yönelik Şiddetle ilgili kurulmuş bir komisyonda, çok eşliliği, 15 yaşında

çocukların evlenmesini savunan, İstanbul Sözleşmesi’nin de ötesine geçerek çocuk haklarını

koruyan Lanzorette Sözleşmesi’ni dahi tartışmaya açan, evrensel temel insan haklarından

rahatsız olduğunu ifade eden, 6284 sayılı kanunun kaldırılması konusunda talepleri yönelten

kişilerin davet edilip dinlenmesi, bardağı taşıran son damla olmuştur.

Farklı görüş olarak değerlendirmenin mümkün olmadığı, evrensel değerlere dahi savaş açan

böylesi şahısların konuk olarak bu komisyonda bizlere dinletiliyor olması, komisyonun kadına

yönelik şiddeti araştırma maksadı olmadığının açık göstergesidir.

Bizler kadına şiddetle ilgili bir komisyonda kendimizi; evrensel temel insan haklarını

savunmak, kadının ikinci sınıf olmadığını ifade etmek, 10 yaşında, 15 yaşında çocukların

evlendirilmesinin yanlış olduğunu belirtmek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik

şiddet kavramlarının ne olduğunu açıklamak zorunda kaldığımız bir ortamda bulduk.

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN TÜM KADINLAR VE ÇOCUKLAR ADINA TEHDİT OLUŞTURAN BÖYLE BİR ORTAMA DAHA

FAZLA İŞTİRAK ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİ

Bu komisyonun varlığının ardında iktidar partisinin başkaca amaçları olduğunu görüyoruz.

Komisyonun resmiyetteki amacı kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılması ve

önlemlerin belirlenmesi olsa da, Cumhur İttifakı’nın ajandası, İstanbul Sözleşmesi’nden

çekilme kararını meşrulaştıracak bir zemin yaratmaktır. Hatta belki de, kadınların var olan

haklarından daha da geriye gidilmesine, çocuk istismarının suç olmaktan çıkarılmasına, 15

yaşında evliliğin önünün açılmasına, aile arabuluculuğu adı altında şiddet gören kadınları

barışmaya zorlama yolları oluşturmaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Lanzorette

Sözleşmesi’nden de çekilmeye giden bir süreci başlatmaya da zemin hazırlamaktır.

Çünkü böyle skandal talepler sıralanırken Cumhur İttifakı üyeleri tarafından itiraz sesleri

yükselmemiştir.

Komisyon, sanki ortak bir aklın ürünüymüş gibi bir algı yaratmak ve müzakere ortamı var-

MIŞ gibi yapmak üzere kurgulanan bir tiyatroya dönüştürüldü.

Bizler bu tiyatronun figüranı olmayı reddediyoruz.

CHP OLARAK KOMİSYONDAN ÇEKİLDİK

Cumhuriyet Halk Partisi olarak dünitibariyle komisyondan çekildik. Bu ayrımcı, müzakareden uzak, ortak aklı yok sayan

anlayışın kadına yönelik şiddete bir çare bulamayacağı çok açıktır. Aslında amacın bu soruna

çare bulmak olmadığı da açıktır. Kadınların kazanılmış haklarından geri adım atan iktidar, bu

girişimini süslü bir ambalaja sokarak gerçeği gizlemeye çalışmaktadır.

Biz CHP olarak bu komisyonda daha fazla bulunmanın, kadın mücadelesine destek değil,

zarar vereceğini düşünüyoruz. Her zaman olduğu gibi, Meclis’te, sokakta ve hayatın her

alanında kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Örgütlü kadın

hareketiyle birlikte verdiğimiz bu mücadele, biz kadınların yılmaz kararlılığıyla mutlaka ama

mutlaka başarıya ulaşacaktır.”dedi.

HBR AYSUN YILMAZ BENLİ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.