Ana sayfa KONUK YAZAR ŞİFA AYI RAMAZAN

ŞİFA AYI RAMAZAN

166
0

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından azad edilmek olan Ramazan ayına kavuşmanın mutluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Ve ramazan ayına ulaştırılan Müslümanlar olarak “Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onda oruç tutsun.”  İlahi emrine itaat ediyoruz. Ramazan ayı vesilesiyle Rabbimizin rahmetine, merhametine ve affına nail olmak için orucumuzu bütün bedenimizle tutuyoruz. Şifa ayı olan Ramazan ayı vesilesiyle tuttuğumuz oruçlar, ikame ettiğimiz namazlar, canı gönülden yaptığımız infaklar vesilesiyle bedenimiz ve gönlümüz şifaya kavuşuyor. 

 Kerim Kitabımız Kur’an, Ramazan ayında dünya semasına indirilmiştir. Bize düşen Yunus Suresi 57. ayetinde “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.”  diye tarif edilen Kur’an’a inanıp, onu, gönül dünyamızda tasdik ederek hayatımızda uygulamaktır. İnanıyoruz ki Kur’an, Rabbimizden bir öğüt ve daralan kalplere bir şifadır                                                                                   

 Evlerimizde bulunduğumuz bu ramazan ayında “kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” ilahi ikazı gereği kendimizi ve ailemizi ahlaki olmayan yayın ve içeriklerden koruyoruz.  İzlediklerimizin ve dinlediklerimizin, düşünce ve davranışlarımızı da etkileyeceğinin şuurunda oluyoruz.  Nebevi çağrıyı hiç unutmuyoruz: “Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona birisi sataşır veya küfrederse, “Ben oruçluyum” desin…”       

* * *                                                                                                                          

Oruç olduğumuzu bildiğimiz halde, helal olan yiyecekleri ve içecekleri bile damağımıza almayacağımızı hepimiz biliyoruz. Ramazan ayının şifasından istifade edebilmek için yediklerimize ve içtiklerimize dikkat ediyoruz. Ramazan ayını alkol, tütün, dijital medya gibi bir takım zararlı bağımlılıklardan kurtulmak için bir fırsat biliyoruz. Bedenimizin şifası için, iftarımızı, helal olan, israfın da olmadığı sofralarda açıyoruz. Dinimiz İslamın uygun görmediği yiyecek ve içeceklerle orucumuzu zayi etmiyoruz. Oruçlarımızı, minarelerden yükselen Allah-ü Ekber nidalarıyla; bizleri yediren, içeren ve bize Müslüman olmayı nasib eden Allah’a hamdolsun diyerek dua ile açıyoruz.

Niyet ettim akşama kadar aç susuz beklemeye değil;  “niyet ettim Allah’a karşı gelmekten sakınmak için orucumu tutmaya” diyerek niyet ediyoruz. Allah rızası için imsaktan iftar vaktine kadar tuttuğumuz orucumuza, iftar sofralarımızda kendi ellerimizle zarar vermiyoruz. İftara kadar tutuğumuz dilimizi kötü zan, iftira, ve  dedi kodu ile kirletmiyoruz. İmsaktan iftara kadar tuttuğumuz oruç içimizden ve dışımızdan gelebilecek kötülüklere de kalkan olacak ve bizi kötülükten koruyacak. Peygamber Efendimiz (s.a.v)in ikazını unutmuyoruz:  “Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, oruçlarından geriye sadece açlık ve susuzluk kalır.”

* * *

Bu ramazan ayında tuttuğumuz orucumuz bizi tutacak. Hiç kimseye iftira atmadığımız gibi, eşimizin, komşumuzun, arkadaşımızın, akrabamızın da gıybetini yapmıyoruz.  Yalanın; pembesinin, beyazının, büyüğünün, küçüğünün olmadığını bilerek her zaman dosdoğru oluyoruz. Peygamber Efendimizin, (s.a.v) “Bir kimse oruçlu olduğu halde yalanı, dedikoduyu, yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah’ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.”  ikazını hafızamızdan çıkarmadan oruçlarımızı tutuyoruz. Ve böylelikle dillerimiz de şifa bulacak Allah’ın izniyle.

Şifa mevsimi olan Ramazan günlerini bir fırsat bilip “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” diye buyrulan Nebevi daveti uyguluyoruz. Mahallemizde, şehrimizde, memleketimizde, islam beldelerinde ve diğer ülkelerde zor durumda olan kardeşlerimizin dertleriyle dertlenip onlara derman olma gayretinde oluyoruz.

* * *

  Ramazan ayının gündüzlerinde tuttuğumuz oruçlarımız ramazanın gecesinde elimizi, dilimizi, gözümüzü, kulağımızı günahlara karşı tutacak. Ve bu oruçlarımız vesilesiyle ”Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.” hadis-i şerifine mazhar olacağız Allah’ın izniyle.

Gündüzünde oruçlu olduğumuz bu Ramazan ayının gecelerinde elimizde Kur’an, gözümüzde Kabe, dilimizde dua, gönlümüzde Allah rızası olacak. Ve dua dua yalvaracağız Alemlerin Rabbine: Ey Rabbimiz! Şifa ayı olan Ramazan ayındaki bereketten bizleri nasiplendir. Maddi manevi bütün hastalıklarımıza şifalar ihsan eyle. “Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” (Müminun Suresi 109)

Allah’a emanet olunuz.

OĞUZHAN KARA

 Polatlı İlçe Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı