Ana sayfa Köşe Yazarlarımız HAYIRLI OLSUN

HAYIRLI OLSUN

298
0

Önceki gün yapılan kabine toplantısı ile ilimiz kırmızı renge girmeyi başarınca olanlar oldu ve yasaklar yeniden yasak vizesini aldı. Bir aydır haftasonları kısıtlaması kalmış iken herkes her yere akın etti yapılmayacak toplanılmayacak olan her şeyi sağlığımızı riske sokacak her durumu yaparak haritada kırmızı renkle buluşmak için tabiri caizse elimizden geleni yaptık. Peki çekilen bu kadar zorluğa çileye zorluğa rağmen sonuç değişti mi tabiki hayır. Demekki daha akıllanmamışız demekki daha durumun bilincini kavramayamamışız. Hastalığın ne denli tehlikeli ve değişik bir hal de olduğunu anlamamak zor değil ne yazık ki, bu salgından çok kişi zarar gördü görmeye devam ediyor ve kimisine maalesef vefat etti. Hastane köşelerinde salgından ötürü tabiri caizse işkenceye maruz kalır gibi durumlara hasıl olmuş iken bizler hafta sonu kısıtlama olmayışının rahatına bakıp her şeyi bir kenara bırakıp bir şey olmaz deyip har vurup harman savurduk açıkçası. Çekilen bu kadar zorluğa rağmen bunları yapmamız da çok abes. Evet çok sıkıldık bunaldık çatladık hatta ve hatta sosyal biri isek tamamen asosyal biri de olduk. Ama bunların hiçbiri sağlıktan sağlığınızdan ve sağlığımızdan daha önemli ve daha ciddi değil. Sağlığımız olmaz ise hayatta varlığımızın anlamıda kalmaz. Kabine toplantısının ardından yapılan açıklama ile akabinde gösterilen haritadaki durum ahlar vahlar acısı ne yazık ki. Bir ay öncesinde açık renkte olan yerlerin bir çoğu hatta hepsi kıpkırmızıya bulanmış halde görücüye çıktı. Bas bas anonslar edildi camilerden her vakitin ardından ama demekki yerine ulaşmamış kulak ardı yapılmış. Birisi birine maskesini tak dediği zaman hemen karşısındaki kişi hem suçlu hem güçlü hesabı yaparak karşı gelmeye kalkıyor. Toplum bilinci ne yazık ki zayıf hatta ölmüş bir vaziyette. Kültürsüz birey olma yolunda bayrağı en önde tutmaya devam ediyoruz ve hala durumumuza da veryansın dahi etmiyoruz. Hal böyle olunca kısıtlamanın gelmesi de daha cazip hale geliyor. Bu kısıtlamanın açılmasına sevinen illaki esnaflar olmuştur. Lokantalar cafeler derken sınırlamalı kapasitesi ile hizmet vermeye başlamışlardı. Şimdi yine eskisi gibi bu esnaflar zorluk çekecekler peki nedeni ise kendini bilmez toplumumuz yüzünden çekecekler. Her gün bankaların önü tıka basa dolu kimse ne mesafeye bakıyor ne de maske takıyor. Maskeyi çene altına indirip yetmiyormuş gibi birde üstüne sigara yakarak ortalığı yakıp kavuruyor ve milletin hem hakkına hem de sağlığına giriyor. Çok yazık hemde külliyen çok yazık hakka girmenin açık örneği bu olsa gerek. Önümüz Ramazan ayı bu mübarek gün olan onbir ayın sultanı Ramazan’ı Şerif’in geldiğine sevinemez olduk. İftar sevinçlerini ve iftar sofralarında maaile toplanamaz olduk. Teravihlerimizi kılamaz hatta camilerimize gidemez olduk. Bu çok acı verici doğru ama sağlık en başta gelir dediğimiz gibi. Akabinde bayramlarımız eski bayramlar diye bazen dile vurduğumuz veryansın ettiğimiz mizah yaptığımız tatmak istediğimiz özlediğimiz o eski bayramları bırakın yeni nesil bayramlar dahi artık bizlerden uzakta kalıyor. Kalıyor mu desek yoksa kaldırıyoruz mu desek takdir sizlerin. Her ne olursa olsun öncelik kendi sağlığımız olmak üzere azami derecede dikkat etmeli kurallara uymalıyız. Kurallar sözde katı gelse de bunu kendimiz için alınacak prensipler önlemler de diyebiliriz. Maskemizi takalım temizliğimize dikkat edelim ve mümkün mertebe mesafemizi hat safhada koruyalım. Hiçbir şeyi düşünmüyorsak bari yarınlarımız olan çocuklarımızı evlatlarımızı düşünerek onlara daha güzel bir hayat için uğraşıp davranıp ona göre hareket edelim. Yarınların selameti ve ferahlığı için hoşça ve sağlıcakla kalınız…