DOLAR 9,57690.8%
EURO 11,16010.58%
ALTIN 553,261,49
BITCOIN 609530-0,88%
Ankara
13°

AÇIK

15:51

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Dert ağacı – KÖŞE YAZISI

ABONE OL
19 Mayıs 2019 10:35
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı. Arabasının patlayan lastiği işe bir saat geç gelmesine neden olmuş, elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi eski püskü arabası da çalışmayı reddetmişti. Akşam eve dönerken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu. Yüz kasları alabildiğine gergin, bakışları olabildiğince bezgindi. Evine vardığımızda beni bir kahve ikram etmek üzere davet etti. Bahçe içinde iki odalı gecekonduvarı bir evdi.

Pencerelerden sarkan küpe çiçekleri, bahçeye irili ufaklı serpiştirilmiş kasımpatılar, küçük demirli pencereden sızan ışık burada küçük ve fuka­ra da olsa büyük ve asil bir mutluluğun yaşandığını haber veriyordu. Bahçe kapısının hemen yanında henüz insan boyunu geçmiş genç bir ağaç vardı. Marangoz ev kapısına doğru yürürken bir süre bu ağacın

önünde durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Ben kenarda bir süre sessizce bekleyip olan biteni anlamaya çalıştım.

Hemen sonra evin kapısı aralandı. Evin hanımı her zaman bir misafire hazır tuttuğu evini açtı. Göz ucuyla marangoza baktım. Biraz önce yanımda, bezgin bakışlarla, kaskatı bir yüzle oturan adam adeta yok olup gitmişti. Kavruk yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşini selamladı. Üzeri özenle işlenmiş örtülerle örtülü eski moda kol­tuklara oturduk. Birazdan kahvelerimiz geldi. Çocuklar babalarım gelişiyle mutlu olduklarını gizlemeksizin, terbiyelice oturdular yanımızda. Her birini benimle tanıştırdı. Henüz iki yaşındaki kızını kucağıma alıp sevdim. Derin bir huzuru alabildiğine soluduğum bu ortamdan ayrılmak üzere müsaade istedim. Marangoz beni kapıya kadar çıkardı.;

Bahçe kapısının hemen önündeki ağacı gördüğümde merakım taze­lendi. Ona eve girerken ne yaptığın sordum. Sıcak ve sakin bir tebessüm­le cevap verdi: “O, benim dert ağacım.” Dedi. “Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar, evime, eşime ve çocuklarıma ait değil. Her akşam eve girerken onları ağaca asıyorum; sabahları işe giderken de tekrar dallardan topluyorum.”

“Ne güzel” dedim. “İşe yarıyor olmalı.” Bir taraftan da eve somurtuk biçiminde dönüp ev halkını haşladığım talihsiz akşamları düşündüm. Doğru ya, işteki sorunlar onların suçu değil ki…

Bu güzel fikri nasıl uygulayabileceğimi düşünürken, o sözlerini tamamladı. “Ama komik olan ne, biliyor musunuz? Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum. Sanki yıldızların ışıkları altında hafiflemişler, ay ışığının dokunuşuyla erimişler gibi.”

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.