DOLAR 8,66560%
EURO 10,18050.13%
ALTIN 491,720,05
BITCOIN 373051-8,70%
Ankara
25°

PARÇALI AZ BULUTLU

05:17

İMSAK'A KALAN SÜRE

KİTAP OKUMAK – Köşe Yazısı

ABONE OL
30 Haziran 2017 10:46
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Okumayacaksın! Çayını, kahveni içerken, televizyon seyrederken düşünmeyeceksin! Yorum yapmayacaksın, geçireceksin tüm kelepçeleri beynine, öylece bakacaksın çevrene ve dünyaya içi bomboş. Bizi biz yapan ve doğadaki her şeyden farklı kılan en büyük özelliğimizi kullanmayacaksın özgürce…
Sus konuşma, bil söyleme, kabullen sorun yaratma, bak çoğunluk öyle sessiz, bir sen misin akıllı, sukut altındır. Çok duyduğumuz kelimeler ve sözcükler arasında geçer, daha birçoğu ile birlikte. Hep toplumun korkuları düşünce üzerine, çünkü yeterince okumuyoruz. O yüzdende anlayamıyoruz veya yeterince göremiyoruz. Türkiye de okuma oranı on binde 2, dünyanın çok gerisindeyiz. Gazete okuma oranımız yüzde 5. Gelişmiş ülkelerle kıyaslarsanız neden çok geride kaldığımız ortaya çıkıyor hemen. Toplumların gelişmesi ve zenginleşmesi inanın bu oranların yükselmesinden geçiyor. Bunu biz ne zaman içimize sindirerek kabullenirsek, o zaman hoşgörümüz anlamlaşır, kalite gelir yaşamımıza. Yoksa bir kısmımız hep zengin diğerlerimiz her daim fakir kalır. Bunu sadece para yönünden algılamayın, düşünce fakirliği yaşamı zorlaştıran en önemli faktördür. Para ile ölçülmez bile….
Biz bu ülkede sadece engel olmayı biliyoruz. Koşarak gitmemiz gereken yerlerde bile bir adım atabilmek için mücadele ediyoruz. Bırakın devlete zarar verme düşüncesini bir kenara, zıt fikirleri tartışmayı kabul etmiyor beynimiz. Üniversite sıralarında bile hocalarla zıt düşüncelerimizi paylaşamıyoruz. Neden?
Ünlü filozof Konfüçyüs’ün söylediği “Küçük beyinler insanları, orta beyinler olayları, büyük beyinlerse düşünceleri tartışır.” sözü kulağımda çınlıyor. Bana göre düşünce, düşünceyi getirir. Bizle zıt olsa da konuşan kişi, farklı bir pencereyi daha açar bize.
Bırakın açma eylemini, pencereden bile söz ettirmiyoruz çoğu zaman. Nasıl gelişeceğiz peki?
Her insan bizim gibi düşünsün istiyoruz, düşünmüyorsa uzaklaşıyoruz kimi zaman. Eleştirildiğimizde, kişiliğimize bir saldırı gibi görüp çekiyoruz elimizi, ayağımızı. Oysa ne düşünürsek düşünelim saygı çerçevesinde, birbirimizi olduğumuz gibi kabul etsek çok iyi dostluklar bile kurabiliriz.
Zorla düşüncemizi kimseye kabul ettiremeyiz, bizim göremediklerimizi görenler, bilmediklerimizi bilenler olacaktır. Karşımızdaki insan ne konuşursa konuşsun, analiz etme yeteneğimiz olduğu sürece düşüncelerimizi yönetip karar verebiliriz. Peki, neden bu korku? Tartışmaktan, dinlemekten, dinlenmekten neden korkuyoruz? Çünkü korkutuluyoruz. Kocaman bir etiketi yapıştırıveriyorlar sırtımıza, mimlenmek istemiyoruz.
Biz toplumca ne araştırmayı ne de okumayı seviyoruz. Kulaktan duyma konuşmaları, seyrettiğimiz televizyon programlarındaki düşünceleri geçirip üzerimize öylece yürüyoruz. Şimdi de iletişimde kullandığımız sosyal medya, onda yazılan bir şeyi çok afaki bile olsa inanıyoruz. Hemen ardı ardına paylaşıyoruz bizim fikrimiz gibi. Oysa aynı iletişim aletinde yapacağımız küçük bir aramayla, o yazılan şeyin doğru olmadığı belli olacak bir bilgi deposu elimizin altında olmasına rağmen, bu zahmeti göstermiyoruz. Afakî de olsa inanıyoruz. Çünkü bizim fikrimize yakın bir paylaşım diye kabulleniyoruz. Üstelik o düşünceyi öyle sahiplenip savunuyoruz ki, abartıyoruz bazen körü körüne. Her duyduğumuz bilginin de doğruluğundan eminiz her zaman. Çünkü araştırma zahmetinde bulunmuyoruz. “Televizyonda yayınlandı, gazetede basıldı, öğretmenim söyledi nasıl olsa yanlış mı olacak!” diye her şeyi kabulleniyoruz.
Artık takılı kalmayalım, yol alalım bizler de. Düşüncelerimizi özgürce tartışalım kimseye zarar vermeden, izin verelim bizim de bilmediğimiz bilinmezliklere. At gözlüklerimizi çıkarıp geniş bir pencereden doya doya bakalım olaylara. Güzel bir sohbet için çayımızı alıp karşılıklı konuşalım.
Kitap okuyalım. Kendimiz dışında yeni dünyaların keşfine çıkalım. Orada bizden farklı bizim gibi düşünmeyen insanların fikirlerine yer ayıralım hayatımızda, analiz fırsatı verelim beynimize diyor. Bu anlamda Muğla yöresinde yabancılar derneğinin Köyceğiz’de başladığı “”Kitabını kapın gelin”” hep birlikte kitap okuyalım ve paylaşalım kampanyasına katılarak katkı sunalım.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.