DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5864140,23%
Ankara
17°

AÇIK

05:52

İMSAK'A KALAN SÜRE

SIR – Köşe Yazısı

ABONE OL
19 Mayıs 2017 10:18
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gel sesime ara bul der gibi bir şehrin ortasında kaybolmuş gibiydi…

Sesi bulunmak istercesine yerini tarif ediyordu…

Kendisi bile bilmiyordu nerede olduğunu ve nasıl buraya geldiğini. Sadece etrafa baktığında gördükleri ile yetiniyordu…

Umutlarına sarılmıştı, ardından bu şehre kadar takip eden gölgelerine inat…

Yolumun hemen kıyısına, tam da gözümün önüne düşüvermişti küçük bir serçe misali. Belli ki , tersten esen şiddetli bir rüzgar savurmuştu …

İşte; o anda küçük bir gülümseme ile dokundum yüreğine…

O kaçtığı şehrin çok ışıklı ve sesli gürültüsünden uzak, ücra bir köşe bulmak ümidiyle uzun uzun yürürken…

Arayış içinde telaşlı sert adımlar yarıyordu havanın sessizliğini… Gördüğümüz hiç bir yer bize uygun görünmüyordu…

Aslında masal perisi kendi yerini arıyordu…Bilse bu gece onun olacak yine aynı yeri bulur muydu?Bilinmez …Tam da ümidimizi kaybedip ,geri dönmeye ramak kalmışken aranan yer nihayet bulundu…Çünkü aranan yer uzun ve zahmetli yürüyüşün sonundaydı…

Bu masalın farkı , sondan başlamak zorunda olmasıydı…Akşam vaktinin alacası, sırasını gecenin baş döndüren esrikliğine bırakmıştı…Koyu ve esrarlı bir karanlık ışığa hasret Hilal’i beklemekteydi…

O biliyordu  ateşli bir sabrın bağrını nasıl kavurduğunu…

Beklerken de olanca güzelliği ile deniz karanlığın ellinci tonunda idi…

Bir an önce bu masalın adı konulmalıydı. Masalın kahramanı tıpkı yaşanan gece gibi bu adın SIR olmasını istedi…

Gerçek ; ne olacağı belli olmayan bir sırrın içinde mana bulacaktı…

İşte bu masalın da kahramanlarının her sırrı bilinsin ki ,birbirlerine dokunabilmenin tadı ortaya çıksın..

Bu simsiyah gece Hilal’in olsun…Hilal kendini en iyi göstereceği ortamı bulsun ki, ortaya daha net çıksın… O muhteşem güzelliklerin her şey ile birlikte gece boyu sürsün ta ki güneşin doğumuna kadar…

İlkten bir sahiplendi ve usulca sordu ” Madem bu gece benim; şımarabilir miyim ?” İşte daha Hilal çıkmadan iç dünyasını göstermek istiyordu. Nereden başlamalıydı? Gecenin sahibine ” ben ki bu masalın ve gecenin yıldızıysam ilk rengine dön” dedim. O da ” tam dolunayken bıraktığım o simsiyah gökyüzüne dönmek istiyorum dedi”…

Zamanın ve kim olduğunun önemi bir anda yok oldu…

Tam bir yanardağ gibi söndüğü ana döndü…

Tüm yıldızlara kendini anlattı uzun uzun …

Tam olgunlaştığım, dolduğuma inandığım zaman tekrar yok oluşumu izliyorsunuz…

Hilal ‘e tekrar tekrar dönüyorum, ayın her evresini tekrar yaşıyorum.

Bu benim değişmez kaderim miydi? Babam da kandırmıştı yıllarca beni. Adın Hilal… Dört senenin en değerli gününde 29 Şubat gecesinde doğmuşsun derdi. Bunu öğrendiğimde anladım ki  ben de 28 Şubat  gecesi 1 martı karşılarken ay hali Hilal iken doğmuşum..Babam onun yanında ne kadar özel olduğumu hissedeyim diye demiş olmalı ki , 29 Şubatta doğmadığımı anladım…

İşte hayat hikayem belki de bunu öğrenmem ile başladı …Bir milattı Hilal  için yıldızların hepsi dizilmiş kendilerini az sonra geceye yazacak Hilali can kulağı ile dinliyorlar…İşin sırrı belki de ilk şanslı olduğunu kaybetmesiyle başladı..

Sonra geceye damgasını vurdu Hilal çıktı olağanüstü güzelliği ve ihtişamı ile dedi ki; adeta bu gecenin sahibi benim… Etrafımdaki tüm yıldızları gösteren yansımamla ben de güneşten besleniyorum, ilk ışığıma Hilal derler güneş terk ederken gündüzü ben teslim alırım geceyi. Gece benim…

Hilal anlatıyordu , anlattıkça gözlerinden süzülen her damla göz yaşı bir hançeri söküyordu  kalbinden..Şefkatten titreyen ellerimle gözyaşlarını silerken gözlerine baktım , derinlerine ..Ağlamanın bu kadar yakıştığı bir çift göz daha görmemiştim..İçindeki çocuğun masumiyeti bakıyordu sanki gözlerime … Acaba gülmek ne kadar yakışacak dedim, bir anda dil çıkardım tam da ağlarken güldü gözleri. Artık o siyah duruşlu vakur kadın değildi gülen, gözlerinin derinlerinde gördüğüm masum çocuktu… Sonra dedim ki lütfen sen de bu yaşam denen kaderimize inat yok oluşlarımızla dirilişler için, dil çıkar, olmuyordu, şımaramıyordu… O kadar unutmuştu ki kendini sanki hiç çocuk olmamış, hiç yapmamıştı nanik… İçinden hayat geçen bir öyküm var dedi bana kolay değil şımarıp, nanikler yapabilmek benim için…

Tabular ,kurallar içinde büyümüş doğru kalmak adına haksızlıklara dahi katlanmıştı..Onun tarafı belliydi dürüst ve  zahmetli  hayat..Derdini çeken de yoktu …Çünkü onun deyimi ile kulağındaki  küpeler  o kadar ağırdı ki,artık başı  taşımıyordu…Edindiği tecrübe bir hazine değerindeydi…

Hilal çok sevmişti her şeyi. Ama onun yüreği menfaatsiz hiç sevilmemişti, sevenler de bir şekilde onun sevgisini kullanmışlardı… Bu yüzdendi ürkekliği, yalnızlığı…

Umut ve inanç kapısı kalmıştı yaşama tutunduğu…

Tam da orada durmuş onu bekliyordum geldi dokundum yüreğine buz gibiydi…

Üşüyordu, titriyordu… Sardım onu ve” yalnız değilsin çünkü yıldızlar en çok Hilal’e yakışır”dedim…   Birlikte bayrak olduk… İşte sır buydu; göklere çıkmalıydı ve özgürlüğüne kavuşmalıydı Hilal yıldızların yanında…

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.