DOLAR 8,86701.19%
EURO 10,47991.21%
ALTIN 499,051,70
BITCOIN 379979-3,10%
Ankara
15°

PARÇALI BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Lider saldırgan mı olmalı, uzlaşmacı mı? – Köşe Yazısı

ABONE OL
21 Nisan 2017 10:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hangi tip lider ülkesi ve dünya için yararlı olur? Demokratik yönetimlere hangi tip lider uygundur?

Profesör Margaret Hermann ve David Winter, “liderin kişiliğinin ve karakter özelliklerinin, dış politika kararları üzerindeki etkilerini” incelemişler.

Hermann, saldırgan ve uzlaşmacı liderler arasındaki bazı temel farklara dikkat çekiyor:

“Saldırgan liderlerin daha fazla güç sahibi olmak istedikleri,

İçinde bulundukları olaylar üzerinde kendilerinin yüksek kontrol sahibi olduğu inancı taşıdıkları,

Kavramsal derinliklerinin düşük olduğu (yani olayları daha çok siyah-beyaz düzleminde değerlendirdikleri),

Etraflarındakilere güvenmedikleri ve daha çok ulus-merkezli oldukları görülmüştür.

Öte yandan, uzlaşmacı liderlerin ise, içinde bulundukları olaylar üzerinde etkilerinin az olduğu inancı taşıdıkları,

Kavramsal derinliklerinin yüksek olduğu,

Etraflarındaki kişilere güvenen,

Kendisinin içinde bulunduğu durumlarda uyumun yüksek olmasını isteyen,

Ulusalcılığı düşük liderler oldukları sonucu ortaya çıkmıştır.”

(Anadolu Üniversitesi, Dış Politika Analizi ders kitabı, S.28)

x   x   x

Haddizatında, demokratik idarelerde birinci tip liderlere pek yer yoktur. Çünkü demokrasilerde kararlar, demokratik mekanizme içinde görüşülerek-tartışılarak-uzlaşılarak alınır.

Zaten, eğer bir ülkenin toplumu demokrasiyi içselleştirmiş, sistem demokratik mekanizmalarını kökleştirmişse, “saldırgan” liderliğe geçit vermez.

Saldırgan liderliğin en iyi örneğini, 2016 seçimleriyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz.

Donald Trump, tipik bir saldırgan lider özelliği gösteriyor…

Bikere, tamamıyla ulus-merkezli… En çok vurguladığı söz, “önce Amerika”!

Kavramsal derinliği düşük, dünyayı siyah-beyaz okuyor… “Bizden-onlardan” kafası… “Bizden değil”  dediklerini ülkeye sokmak istemediği gibi, dünyayı da onlara dar etmek istiyor.

Öte yandan, “küresel iklim değişikliğini, küresel ısınmayı” inkâr etmesi de kavramsal derinliğinin düşük olmasına bir başka örnek…

Daha fazla güç sahibi olmak istediği, içinde bulunduğu olaylar üzerinde kendisinin yüksek kontrol sahibi olduğu inancı taşıdığını ise, herhalde, görmeyen yoktur.

Peki, Amerikan sistemi Trump’ı kabullenecek mi? Onun saldırganlığına boyun eğecek mi?

Kabullenmeyeceğini, boyun eğmeyeceğini; yerel ve yüksek mahkemeleriyle, temsilciler meclisi ve senatosuyla gösterdi.

Gayet açık ve net!

Trump uzlaşmak, uzlaşmacı bir lidere dönüşmek zorunda!

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.