DOLAR 8,57570.26%
EURO 10,11760.08%
ALTIN 495,320,22
BITCOIN 323825-1,98%
Ankara
28°

AÇIK

17:11

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Yazmak bağlanmaktır – Köşe Yazısı

ABONE OL
14 Nisan 2017 10:56
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Yazmak bağlanmaktır.” diyor, J. P. Sartre. Bağlanmak :  Neye  bağlanmak ? Kime bağlanmak  ?  Niçin  bağlanmak ?   Nasıl bağlanmak ? Hangi anlamda bağlanmak ? Neyle bağlanmak ?

İnsan , kadınlara bağlanabilir , kitaplara , paraya , makama , hayata , ideolojilere ,kendine …  O  kadar  çok şeye bağlanmak mümkün   ki …

Sartre” bağlanmak” derken ,bağlandığı şeyin ne olduğunu açıkça belirtiyor.  Yazmak , yani fikirler dünyasına dalmak, insanın ve insanlığın meselelerine aşina olmak ve bunları yazmak  , bir mesaj iletmektir. Toplumları uyandırmak , toplumsal meselelere dikkat çekmek , insanı, insanî özden  uzaklaştıran “yabancılaşma”ya  yabancılaşmak;  ezilenlerin , sömürülenlerin hakkını aramak . Yazmak, bir mesaj iletmektir ; yani  uyandırmak.Belki de bir at sineği gibi atı rahatsız etmek . Bir ata ,hantal , besili bir ata benzeyen toplumu , devleti orasından,burasından ısırarak rahatsız etmek, kendine gelmesini sağlamak, uyandırmak.

Yazmak rahatsız etmektir ,tedirginliğe düşürmektir; huzursuzluk çıkarmak ,soru sormaktır. Ondan; esrarın , afyonun yaptığı uyuşturmayı beklemek yanlıştır. Yazan uyum sağlamak için değil , uyumsuzluk çıkarmak için yazmalıdır.

Çepeçevre kuşatılmış bir şekilde yaşıyoruz. Kendimize, insanî özümüze ,ait değerler pek yok . Devletin değerleri var ,toplumun , dinin , geleneğin   değerleri .Bu değerler belirliyor hayatımızı . Yazmak , bizi çepeçevre kuşatan bu değerlere eleştirel bir bakış açısına sahip olmaktır.

Devlet bizi neye çağırıyor ? Dinimiz , geleneğimiz , toplumumuz  bizi neye çağırıyor ? Yazmak, bu sorulara verilen cevapların niteliğine göre bağlanmaktır.

Devletin çağırdığı , daha doğrusu söylediği şu : Ben ne istiyorsam ve nasıl istiyorsam sen öyle olacaksın .Yasalarımı eleştiremez , öğretilerime “Hayır ! “ diyemezsin .  Senin yerine     düşünen kurumlarımız olduğu için düşünmene de gerek yok. Onlar gerekli “reçete”yi hazırlar  , sana sadece bunu tatbik etmek düşer. Devlet  : “ Ben otoriteyim ,yasa yapan benim ,yasaların koruyucusu ve kollayıcısı benim … “   Kişiliğimiz bu anlayışın çevresinde oluşup gelişiyor ;  belki de bozuluyor . Çözülmesi çok zor sorunlar  meydana geliyor. Cebelleşip duruyoruz o sorunlarla .

Ortaya,  devletin verdiği kadar yiyip içen , onun  müsaade ettiği kadar düşünen , doğruyu-eğriyi onun gösterdiği gibi algılayan … birer “tip”  çıkıyor . Onun koyduğu yasalara elbet uyacağız ; ancak  gerçek yasa koyucu kim ?  Sermaye  .  Dünyanın neresinde ona rağmen yasalar  çıkmıştır ?  Yasalar genellikle “büyük sineklerin yırtıp geçtiği , küçük sinekleri takılıp kaldığı bir örümcek ağı “ değil mi ?  O “ağa” takılıp kalmak niçin bizim kaderimiz olsun ?  Yazmak ,o örümcek ağını “küçük sinekler” lehine yırtmaya çalışmaktır ; o zaman yazmak bir davaya bağlanmak ve bir değer ifade etmektir. Bu anlamda yazmak “KURŞUN KALEM “ olmaktır ; “DOLMA KALEM “ olmak değil .

İrade , çatallı bir yol ağzında uygun bir tercih yapabilmektir .  Bizim herhangi bir şey hakkında “iyi- kötü “deme hakkımız sınırlandırılmışsa, irade felç olmuştur . Önceden belirlenmiş  ve bizim seçme – uygulama- yapma hakkımızın yok edildiği bir değerler dünyasında  “Karagöz ve Hacivat”tan ne farkımız  var ? İpler sürekli başkasının elinde  ve bizler birer “figüran” dan ibaret değil miyiz ?  Yazmak , bu iradeyi ortaya koyabilecek  bir eylem değil midir ?

Toplumun ve geleneğin değerlerine “mahalle baskısı” deniyor  , bugün. Doğruları ne kadar çoksa yanlışları da o kadar çok bu değerlerin. Yararlısı olduğu kadar zara vereni de var.  .”Kınayanların kınaması”na aldırmadan kaçımız yön verebiliyoruz  hayatımıza ? Kaçımız bu “öğrenme” lerin mutlak doğru olmadığını  kavrayabildi ?

Vatikan’da bilimle ilgili tartışmalar  –konuşmalar  yapılıyormuş   Papa’nın huzurunda ; Ortaçağda. Söz dönmüş dolaşmış “at”ın ağzındaki dişlere gelmiş : Papa, bu konuyu konuşmalarının gereksiz olduğunu , üstat Aristo’nun dişlerin sayısını çok önceden söylediğini   dile getirince genç papazlardan biri Papa’ya itiraz etmiş ve kendini kapıda bulmuş ; aforoz edilmiş yani . Genç papaz bahçedeki  dişleri tam olan atların dişlerini saymış. Bir yolunu bulup papazlar meclisine girip atların ağzındaki dişlerin sayısını söyleyince , Papa :  “ Yanılsa yanılsa at yanılmıştır ; atın yanılması mümkün değ il . “ cevabını verir .   Yazmak , genç papazın tavrını takınmak ve din adına hüküm verenlerin hükümlerini  Kuran ve sünnetle  tartmaktır . Filanca evliya şöyle dedi , filanca şeyh böyle dedi seyyidimz asla yanılmaz , bizim kutbumuz ilmini rüyasında Pegamber (S.A.V.) imizden aldı… Ebu Hanife  bir gün yolda devesiyle gidiyordu  .  Kurnaz bir Yahudi ona  :” Ya Ebu Hanife ,  üzerinde  gittiğin devenin kaç ayağı var ? “ diye sordu. O, devesinden indi ve Yahudi’yi kulağından tutarak saydırdı “ Bir ,iki , üç, dört . ”

Yazmak , Yahudi’ yi kulağından tutmak ve gerçeği ,bilginin kaynağını apaçık göstermektir. Bu anlamda bağlanmak gerçeğe ve bilgiye giden yolu tıkayan putları tek tek devirmektir .

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.