DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 585408-0,37%
Ankara
17°

AÇIK

05:52

İMSAK'A KALAN SÜRE

BAYRAM MASALI – Köşe Yazısı

ABONE OL
8 Mart 2017 10:01
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir başka, bambaşka dünya varmış…

Evlerinin cumbalarında güneş ışıklarının oynaştığı hayaller ülkesini bile kıskandıracak bir mahalle varmış. Güneş kahkahayla doğar, neşeyle batarmış bu mahallede. Bu esnada hüzünler olsa bile yaşama duydukları, inanç, huzur ve güzel paylaşımlara yenilirmiş. Böylece gün bitip yataklarına uzandıklarında, yüzlerinde huzur, dudaklarında tebessümle rahatça uykuya dalarlarmış.
Kapılarına kilit vurmaz, tahta bir sürgüyü, mahremiyet olarak sürerlermiş. Ola ki uygun olmayan bir ev haliyle bir komşumuza yakalanmayalım diye. Bayramları yaklaşırken bu masal kentin, hep birlikte hazırlanırlarmış. Temizlikleri, tadilatları, tamiratları, bayramlık giysileri, bayram yiyeceklerini hep birlikte el ele yaparlarmış taaaa kii, arife günü akşamına kadar, mahallede temizlenmedik ev, süpürülmemiş bahçe, onarılmamış dam kalmazmış. Camiye varana kadar bitmiş olurmuş bayram hazırlıkları.
Son bir hafta kala daha sık uğrarmış mahallelerine postacı emin. Kapı eşiklerine bıraktığı her bir zarfın içerisindeki manzara ayrı müthişmiş. Pullarla, simlerle, karlarla süslenmiş tebrik kartlarıymış bunlar. Uzak şehirlerde olan yakınları dostları, özlemlerini bu kartlara yükler gönderirmiş bulundukları mahalleye. Zarflar açılıp okunduktan sonra, en güzel biblo gibi duvardaki çerçevenin kenarına, ya da büfenin içerisine yerleştirilirlermiş.
Öyle çok paraları yok muş, birer metre kumaş alıp, mahallelerinde olan terzi adalet teyzelerine gönderirlerdi çocuklarını. Her birinin kafasında kendi dünyalarında yarattıkları modelleri anlatır, diktirirlerdi bayramlıklarını adalet teyzelerine. Fakat, ne olursa olsun ayakkabısız bırakmazlarmış çocuklarını. Alamayacak durumda olanlara yardım eder, mahallede ayakkabısız çocuk bırakmazlarmış. Günler evvel almıştır baş uçlarında her birinin parlak rugan ayakkabıları.
Yaşlıları en büyük süsleriydi evlerin. Her sabah bir dedenin Bismillah ile  uyanıp, her gece bir ninenin hayır dualarıyla uyumak en büyük savunmalarıydı hayatın acılarına, iyi ya da kötü getirilerine.
Arife gününe kadar yayılmazmış yıkanan ütülenen kolalanan örtüler, perdeler. Arife günü her ev kendi çapında birer gelin gibi süslenirmiş. Demir divanlara pileli örtüler yayılır, cumbalı pencerelere kar beyaz tüller, çiçekli perdeler asılırmış.
Sabah ezanı okunurken, nur inermiş o mahalleye sanki. Her evin ışığı ayrı bir dua ile yanarmış. Camiye gidenler yolcu edilir, geride kalanlar zevkle tamamlarlarmış bayram karşılama hazırlıklarını.
Gün ağarıp, güneş doğmaya başladığında, her evin kapısından belirirmiş tıpkı toprak üzerinde beliren papatyalar gibi, çocuklar. Birer metre basma bezden dikilen entarileri, gömlekleri ile her biri kendisine göre prens, prenses gibiymiş. En mutlu onlarmış, en güzel onların elbiseleriymiş.
Bayram harçlıklarıyla aldıkları birer topaç ya da birer lastik ip ile ise en büyük lunaparkı bile kıskandıracak eğlence yeri yapmışlardı ortak oynama bahçeleri olan, büyük toprak arsayı.
İşte böyle yaşanırmış bu masal mahallesinde bayramlar. Bilinmezmiş teknolojinin tuzaklarının, yararlarının, zararlarının getirileri ya da götürüleri.
Bu masalı okuduktan sonra sizlere paylaşmak istedim.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.