DOLAR 9,51830.17%
EURO 11,0985-0.06%
ALTIN 546,250,21
BITCOIN 6027330,27%
Ankara
14°

AÇIK

12:54

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SUSMAK – Köşe Yazısı

ABONE OL
6 Mart 2017 10:01
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ağızdan çıkan cümleler artık sizin değildir, duyana ait olur. Tabancadan çıkan mermi gibidir ve hedefini bulana dek seyir halindedir. Hedefe ulaştığında ise cümle düşer, duyanın anladığı gibi şekil alır. Söylenen her cümle yere aslında düşen bir yapraktır.

Susmak derinden düşünmenize yol açar, yoksa laf kalabalığının vermiş olduğu yorgunlukla dinleyemez ve düşünemez olursunuz. Çok sözle bir şeyler  anlatmak aslında çoğunlukla da sıkar. Konu ne kadar önemli olursa olsun laf kalabalığıdır. Söylenecek bir şey olmadığında susulur ama bu suskunluk çoğalmak içindir. Susarak düşünmenize neden olur ki buda sizi düşünce sesinin vermiş olduğu durgunluktan kurtarır. Susmak cümlenin sessiz dinlenme halidir. İstirahattan sonra sesler ve çıkan cümleler artık dinlenmiş, ölçülmüştür. Her yönden küvetlidir hızlı düşünülerek sözlenmiş sözler topluğundan daha anlamlıdır.

Bazen  de sadece susmak ister insan… İçindekileri sadece susarak anlatabilir! Suskunluklara saklar acılarını, üzüntülerini, gözyaşlarını… Böyle anlatmak ister her şeyi, yapamaz! Anlamaz kimse, kimseye anlatamaz! Sevgi kelimelerinin anlatamadıklarını, gizler gözbebeklerine, birileri baksın, görsün ister. Birileri görsün de fark etsin onu diye! Yine olmaz!
Gülümserken bile üzüntü vardır dudaklarında… Hep ağlamaya yakındır içi! “Hani dokunsalar ağlayacak” olmak vardır ya öyle işte… Ama ağlamamak için tutar kendini… Kalbinin derinliklerindekiler ona kalsın ister… Hep gülümser o yüzden! Kimse anlamasın, içinin kan ağladığını diye!
Ama ne yapsa suç olur yine de… Sussa suç olur suskunlukları, konuşsa da suçtur. Hep birilerini rahatsız eder bir şekilde yaptıkları… Kimseyi incitmemek için uğraşırken, etrafında kırık dökük bir sürü kişi olduğunu fark eder, en mutsuz anında kimsecikler yoktur işte yanında…
Ne siyahla beyazı ayırt edebilir,  ne de yap-boz parçalarını tamamlayabilir hayatında! Her şey eksik kalır, her şey yarım… Ne rengi vardır yaşadıklarının, ne de tadı! Böyle ruhsuz, böyle boş, böyle kahrolası bir dünyada yaşayacağına bırakıverir kendini bir uçurumun sonsuzluğuna. İşte beklenen sonuç budur aslında. Susmak bazen tek başına yalnızlıktır uçurumların kenarında, bazen de yaşanır tek başına bir odanın içinde hatta odanın da bir ucunda…

İşte bizler ne kadar susmanın derecesini bilmek veya ne kadar çok sözün götürdüklerini bilmek zorundayız. Susuyoruz derken konuşmamayı mı seçiyoruz yoksa susarak kendimizi  ve içimizden geçenleri mi olgunlaştırıyoruz biraz da bunu düşünmemiş gerekiyor.

O yüzden derler, bir konu hakkında acele karara almayın, düşünerek araştırarak kararınızı verin ki böylelikle kararlarınızda çok sapma ve yanlışlık olmasın. Bunun yanında bilgili olduğunuz konulara da tabiî ki çok söz kullanabilirsiniz çünkü konuya hakimiyet her şeydir çok söz ile anlatılır. Bir çok örnekle de desteklenir bu biraz dolu bir birikimin sözlerle ifade halidir o yüzden bilgili olmadığınız konuda fazlaca kurduğunuz her cümle havada kalır ve hedefine ulaşmadığından ortalık yerde kalabalığa yol açar.

Susmak geleceğe yatırım sözlenecek söz kalmadığında çıkıp söz söylemektir. Dinlemek konuşmak gibidir. Konuşmak dinlemek gibi değildir ama…Konuşmak yorgunluğu getirir, dinlemek rahatlık verir. Dinlerken daha çok öğrenmiş olursunuz. Bu konuyu birkaç açıdan değerlendirmek istedim karışık gelmiş olabilir size? Yalnızlığı seçmeyin susarak yada kalabalığı seçmeyin çok konuşup…Cümleyi yormayın cümle yorulursa cümle alemde yorulur…

Susmak bir tercih nedeni olmalı konuşmak da öyle …Ben susmanın gücünü önemsiyorum. Ama konuşmanın çözüm olduğunu biliyorum.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.