DOLAR 9,27990.19%
EURO 10,75580.07%
ALTIN 526,340,01
BITCOIN 5747410,89%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12:54

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

TAPINAK FAHİŞELİĞİNDEN… – Köşe Yazısı

ABONE OL
27 Ocak 2017 10:37
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplumun bir hafızasının olmadığı kesin. Ahlakı da tartışmalı. Ret ve kabulleri de hem millî değil hem dinî değil. Görüntü var, ses yok. Caddeler sıkma baş kadın ve kızlarla dolu. Sakallı ve şalvarlı, cübbeli erkekler de yığınla.

Gelenek ayrı, din ayrı, siyasal tavırlar ayrı ancak bunların birleştiği ve birbirinden epey uzaklaştığı da bir gerçek. Bazen birbirini biçimlendiriyorlar bazen biri diğerinin yerini alıyor.

Türkiye’de acaip bir durum var: Her şey birbirine girmiş durumda. Karmakarışık her şey… Din mi gelenek mi siyasî tercih mi? Belli değil.

Nihat Hatipoğlu’nu eleştiriyorsun; hemen karşı çıkıyorlar. Gerekçesi ne? Herkes tarafından seviliyormuş, insanların imanını artırıyormuş. Bunu söyleyen ve lisede okuyan sıkma baş öğrenciye Fatiha’yı bir okur musun diyorsun ses yok. Hatipoğlu’nun anlattığı hikâyeleri din zannediyor gariban.

Yıllarca Feto Müslüman değil, islâm’a hizmet etmiyor diyorsun; kâfirlikle suçluyorlar ama yüzüne değil, arkandan. 15 Temmuz’dan sonra hakkını helâl et, arkandan çok konuştuk, diyorlar.

Evrenasoğlu, kendini mehdi ilan etmiş, hatta vahiy aldığını söylüyor diyorsun; Evrenasoğlu’nun Polatlı şubeliğini yapan hanımefendi seni dinsizlikle itham ediyor.

Lemaların birinde, Risalelerden çıkarılmış bir lemanın giriş kısmında Hz. Peygamber’in yanındayken Cebrail’in Hz. Ali’ye “sekine” adında yazılı bir vahiy indirdiğini ve bu vahyin içinde cifir hesabı ile kendisinin geleceğinin haber verildiğini söyleyen zatın bu sözlerini ben söylesem bana ne dersiniz diye sorduğumda çekinmeden” Kâfir!” cevabını verenlere bu sözlerin sahibinin kim olduğunu söylediğimde iftira atıyorsun diyorlar.

Dünyanın yaşının yedi bin yıl olduğunu, kıyametin kopmasına elli –altmış yıl kaldığını söyleyen herze sahibine bunun hem Kuran hem bilim ile uyuşmadığını söylüyorsun hatta gaibi Allah’tan başkasının bilemeyeceğini bizzat Kuran’da Allah söylüyor diyorsun, nasıl bir dine inanıyorsa okuduğu kitaplara ve kitabın yazarına inanıyor, ondan şüphe etmiyor; Allah’ın ve Kuran’ın sözlerini dikkate almıyor. Bu da kendi inandıklarına inanmayanları kâfirlikle suçluyor.

*********************************

Tv dizileri de öyle: Kiralık Aşk, Cesur ve Güzel, Yalan Rüzgârı… Bunlar dizi isimlerinden bazıları.

Yalan Rüzgârı, her dizinin özü: Bununla evlenme; senin kardeşin. Bununla evlenme; annenin eski kocası. Bununla evlenme; babanın boşadığı kadın… Kime gönlü düşse “ müstamel; hem de çok “ müstamel.”

Yeni gözde Kiralık Aşk… Aşkını kiraya verenlerin dizisi… Kim, kimi seviyor; kim, kimi… Belli değil. “ Ramazan Kurtoğlu’nun, modern hayat ve getirdikleri için kapitalizmin ne menem bir şey olduğuna dikkat çekmek amacıyla kullandığı dikkat çekici bir ifade var; durumu çok güzel özetliyor aşkını kiraya verenleri : “Vajinal Kalkışma.”

Bu durum Sodom ve Gomere’den ne kadar farklı?

Sodom şehrine vardıklarında bu üç melek doğruca Hz. Lût’un evine yöneldiler. Şehvet sapıkları şehre üç tane genç ve yakışıklı delikanlının geldiğini duyunca bir anda yollara dökülerek gelenleri görmek istediler. Meleklerin geçtiği yolun her iki yanı, ahlaksızlar tarafından doldurulmuştu. Tap taze erkek kılığına girmiş meleklere bakarken hepsi şehvet kudurganlıkları içinde kıvranıyor; ağızlarından salyalar akıyordu. Azgın kalabalığın arasında yollarına devam eden melekler, Peygamber Lût’un evine vardılar…

Melekler Lût’un evine varınca önce kim olduklarını söylemediler. Arkalarına takılan kalabalık evin kapısına dayanmıştı. Anlaşılmaz sözlerle bağrışıyorlar ve Hz. Lût’un evine aldığı genç delikanlıları ellerine vermesini istiyorlardı. Hz. Lût  gelen misafirlerinden utanıyordu ve kapıda bağrışan kalabalığın azgın hırslarından endişe ediyordu.

Bir ara evinin kapısına çıktı; kudurmuş kalabalığa dündü “Ey azgınlar, soysuzlar, gelenler benim olduğu kadar kendinize de aziz misafirlerdir; yani hepinizin misafirleridir. Bu kadar da mı insanlığınızı unuttunuz? Bir parça olsun kendinize geliniz.” diye söze başladı.

Kalabalıktan homurtulu gülüşmelerin geldiğini duyunca “Size iki tane genç ve güzel kızımı vereyim. Gözlerinizi bürüyen şehvetinizi onlarla tatmin edin de tek beni misafirlerim karşısında rezil etmekten vazgeçerek buradan uzaklaşın” diye teklifte bulundu…

********

Sümer’de tanrı adına fahişelik yapan görevli kadınlar varmış. Bugün tanrı adına konuşan ve kendisinin her söylediğini tanrı sözüymüş gibi kabul edilmesini isteyen yeni tanrıların yeni davetçileri. Hem din ile hem basın yayın yolu ile davet ediyorlar fahişeliğe. Boyun eğdiğin, farkına varmadığın sürece iyisin; vazifeni yerine getiriyorsun, demektir. Farkındaysan yandın.

“ Bak gör neler olacak.”

“Tut şunun ucunu, döşeyelim ağabey.” gibi geçmişte kalan tv reklamları nelerin olacağını ve neyi döşeyeceğini bugün açık açık gösteriyor:

Ya “ tapınak fahişesi” olup mutlu olacaksın ya da kendi evinde dahi bir sürgün…

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.