Ana sayfa İsmail Hakkı Cengiz AKILLI TELEFON mu Bizim Avucumuzun İçinde Yoksa BİZ mi ONUN AVUCU İçindeyiz?

AKILLI TELEFON mu Bizim Avucumuzun İçinde Yoksa BİZ mi ONUN AVUCU İçindeyiz?

422
0

Parkta, yanlarında 2-3 yaşındaki çocukları olduğu halde, cep telefonlarında kendi âlemlerine gömülmüş olarak yürüyen çiftlere,

Direksiyonda mesaj yazmaya uğraşan sürücülere,

Sabah işine yetişmek için koşuştururken, hatta ışıklarda karşıya geçerken akıllı telefonundan gözünü alamayanlara,

Okulda, ders-eğitim esnasında akıllı telefonunu karıştıran öğrenci hatta öğretmenlere,

Evde, komşuda bir araya geldiğimiz dost ve yakınlarımızdan bazılarının, bilhassa gençlerin, muhabbete katılmak yerine, cebiyle sohbeti tercih ettiklerine rastlamış olmalısınız!

Örnekler sayfalar boyu uzatılabilir…

Belli ki akıllı telefon, bulunduğumuz anın hakikatiyle bağlarımızı kopartıyor. Bir noktadan sonra biz ona değil, o bize hâkim olmaya başlıyor.

Bu, bağımlılık hatta esaret altına girmektir.

Esareti altına, hem de “gönüllü olarak” girdiğimiz bir “güç”;

Bizi; dilimizi, kültürümüzü, örf ve âdetlerimizi yozlaştırabilir,

İstediği yere çekebilir, hiç hayalimizden geçmeyen yerlere, Misal, kutuplaşmaya, düşmanlaşmaya, ailenin, dostların ve nihayet toplumun bölünmesine kadar götürebilir!

Akıllı telefonuna, bu aşırı, sağlıksız ve tehlikeli ilginin büyük bölümünün, “sosyal medya” dediğimiz ortamlardan kaynaklandığını biliyorsunuz.

Bunu mutlaka fark etmeli, sorgulamalı ve durdurmalıyız!

Peki, ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Ne kadarla sınırlayabilirsek “makûl” olur?

Sadece, “Facebook”un bulunduğu döneme ait bir kitapta, Amerikalı yazar, “Facebook’a giriş süresini 20 dakikayla sınırlandırın” diye öneriyordu.

Ölçüyü buradan alarak günümüze uyarlamaya çalışacağım.

Dünkü yazımda da saydığım gibi, bugün, çok fazla sosyal medya ortamı var. Tabii ki 20 dakika yetmez. Öyleyse, bir saatle sınırlandırılmalı, diyorum. Bir de video ortamı, Youtube var. Yarım saat de onu katarsak bir buçuk saat eder.

Whatsap, Facebook, İnstagram, Twitter’la meşguliyetimiz, toplam bir saati aşıyorsa,

Gece, yatmadan en az 2 saat evvel interneti kapatmıyor, sabah, daha kahvaltı etmeden, kalkar kalkmaz interneti açıyorsak,

Sabahtan akşama kadar, şangır-şungur bildirimler bizi taciz ediyorsa akıllı telefon bizi avucunun içine almış demektir.

Onun avucundan çıkmak, “akıllı telefonu” kendi avucumuzun içine almak, ondan daha akıllı olduğumuzu göstermek bizim elimizde…

Elimizde!