Ana sayfa GÜNDEM İnci Eviner’in kaleminden “Kadın Sanatçılar”

İnci Eviner’in kaleminden “Kadın Sanatçılar”

163
0

İlçemiz tanınmış esnaflarından Cem Eviner’in halası, Uğur Eviner’in kız kardeşi Sanatçı İnci Eviner, kadın sanatçılar konusunda bir yazı kaleme aldı.

İlçemiz tanınmış esnaflarından Cem Eviner’in halası, Uğur Eviner’in kız kardeşi Sanatçı İnci Eviner, yurtdışında sergileri açılan uluslararası bir sanatçı. En son “Harem” adlı eseri British Museum’da sergilendi. Eviner, geçtiğimiz günlerde Kadın sanatçılar üzerine bir yazı kaleme aldı. Eviner’in yazısı Cumhuriyet Gazetesinde yayınlandı.

İnci Eviner’in “Kadın sanatçı, derin bir insanlık tecrübesi” isimli yazısı:

“Çünkü annelerimiz medeni, itaatkâr ve uyumlu kızlar yetiştirmek istedi. O yüzden evlerimizi terk etmemiz zaman aldı. Şimdi yüksek sesle konuşuyor, haksızlıklara karşı çıkıyor, coşkuyla isyan ediyor ve muhteşem resimler yapmak için utanmadan büyük bir arzu duyuyoruz.”

Akbank Sanat, bu yılbaşı, seçkin insanlara hoş bir kitap armağan etti. “Büyük Kadın Sanatçılar” başlıklı çeviri kitabın önsöz metninden anladığım kadarıyla bu kitabın çevrilme nedeni Hasan Bülent Kahraman’ın öteden beri Türkiye’deki güncel sanat konusunda öne sürdüğü, bu alanın aslında kadın sanatçılarımız tarafından kurulduğunu ve geliştirdiğini savunduğu görüşlerinde ne kadar haklı olduğunu göstermek. Türk kadın sanatçıları dışarıda bırakarak çeviri kitap kolaycılığı ile “kadın sanatçılar” konusunu bir tür “kadın çiçektir” davranışına denk gelen bir küçümsemeyi kabul etmek mümkün değil. Umarım bu kitabın aldığı eleştiriler Akbank Sanat tarafından doğru değerlendirilir ve kendini yeniden yapılandırması için iyi bir fırsata dönüşür. Bu sayfada görüşlerini dile getiren sanatçılar için ise bu kitap, kadın sanatçı konusunu tartışmak için gerekçe oluşturdu.

Kavga büyük…

“Neden kadın sanatçı” sorusuna gelince:

Kadınlığın toplumsal bir inşa süreci olduğunu düşünürsek kadın, yüzyıllarca bakılan imgesinde kendini anlamaya çalışmıştır, bu yüzden kadınların kimlik politikaları ve işgal edilmiş imgelemleri, hafızaları ve zihinleriyle çok büyük dertleri vardır, kavgaları büyük ve derindir.

Kadın, yüzyıllarca bedeni üzerinde hak iddia eden iktidar ve dinle kendi bedenini geri kazanmak için savaşmıştır. Bu yüzden kadın sanatçılar bolca “beden”den söz eder, çünkü orada özgürleşmek için çok kan dökülmüştür.

Çünkü kadın, sanat ve ideoloji arasındaki ilişkilerin analizidir; bu yüzden eleştirel düşüncenin vazgeçilmez duraklarından biridir.

Çünkü kadınların toplumsal ve kültürel ilişkileri ataerkil kültürün içine yerleşiktir. Eğer ideolojilerin bedenlerimiz üzerinde nasıl işlediğini görmek isterseniz kadınların yaptığı sanata bakınız; çünkü kadınların cinsiyetli kimlikleri ataerkil ideolojinin onayından geçmiş roller ve imgelerle uyumlu olarak şekillendirilmiştir ve çoğunlukla tanınması kolay değildir; bu yüzden bunları bulup çıkarmak ve kurtulmak çok zahmetli ve acı dolu bir çabayı gerektirir.

Kadınlardan yüzyıllarca sanat yapmaları beklenmemiştir, o yüzden bizden önceki her milletten kadın sanatçının özgürlük mücadelesi bizim için çok anlamlıdır.

Kadınların yaptığı sanatın ayırıcı özelliği her zaman yapıtlarına yansımak durumunda değildir ama her adımda öznesi olmadığı, sadece bir imge olarak yer aldığı tarihin yükü altındadır. Ama savaş, kan ve şiddetten de sorumlu değildir. Zamanla kadın sanatçılar bu durumu avantaja çevirmeyi bildiler ve büyük dâhi erkek sanatçı ikonunu yıkarak sanatın o güzel hafifliğini ve neşesini de yaşadılar. Kadınların yarattığı kimi sanatsal pratikler öyle yenilikçi ve cömertti ki dünya barışı için dayanışmanın yuvası oldu.

Kimi kadın sanatçılar performansla kendi bedenlerini bir sahne gibi dünyaya açarak verili kimlik ve dışlama politikalarının gizli oyunlarını sergiledi.

Kazıyıp çıkardılar…

Kadın sanatçılar kendileriyle o kadar çok uğraştılar ve o kadar sahiciydiler ki gerçek yüzlerine ulaşmak için bizzat kendilerini kullanarak bilinçaltına sızan, bazen de fark etmeden ellerine kollarına sinmiş ayrımcı, ırkçı, dışlayıcı her türlü duygu ve alışkanlıkları bıçakla kazıyıp çıkardılar ve önünüze fırlattılar.

Çünkü annelerimiz medeni, itaatkâr ve uyumlu kızlar yetiştirmek istedi. O yüzden evlerimizi terk etmemiz zaman aldı. Şimdi yüksek sesle konuşuyor, haksızlıklara karşı çıkıyor, coşkuyla isyan ediyor ve muhteşem resimler yapmak için utanmadan büyük bir arzu duyuyoruz.

Feminist felsefe, cinsiyetçi, ikiyüzlü kimlik politikalarını meşrulaştıran sanat tarihi yazılımını altüst etmiştir. 21. yüzyıla gelindiğinde geride kadın sanatçıların sanat formlarını ve dilini nasıl dönüştürdükleri aynı zamanda toplumların hikâyesidir, bu çok derin ve anlamlı bir insanlık tecrübesidir.

O yüzden şimdi, bu yenidünyada, erkeklerin özgürlüğü kadınlara bağlıdır. Kadınların ve hepimizin özgürlüğü, beyazların özgürlüğü siyahlara, Kürt kadın, göçmen kadın, LGBTİ+ ve her sınıftan kadının, çocuğun, erkeğin özgürlüğüne bağlıdır. Bu yüzden kadın hareketi bu kadar cömert ve kucaklayıcıdır, hafızasında kadın sanatçıların heyecan verici mücadelesi vardır.