Ana sayfa GÜNDEM Çiftçinin en önemli sorunu; üretim maliyetleri

Çiftçinin en önemli sorunu; üretim maliyetleri

486
0

Babaözü: “Çiftçi bu yıl buğdaydan %42 zarar etti”

Doğru Parti Tarım ve Gıdadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda kendisi de nesillerdir çiftçilik yapan Nihat Babaözü, Çiftçinin sorunlarını ve bu sorunların çözümüne yönelik projelerini gazetemize anlattı.

Ulusal çapta katıldığı yayınlarda çiftçinin çektiği çileyi her platformda dile getirerek yankı uyandıran Pancar Çiftçisi ve aynı zamanda Doğru Parti Tarım ve Gıdadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaözü ile Polatlı’nın ve Polatlı Çiftçisinin sorunlarına yönelik röportaj gerçekleştirdik. İstiklal Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Işık ile birlikte, Temelli Çokören Köyündeki evine konuk olduğumuz Bababözü, çiftçinin sorunlarının yanı sıra çözüm önerilerini de sıraladı. Babaözü ayrıca, Çoban Ateşi Hareketi ile başlayan Doğru Parti yolculuğunu, siyasete adım attığı ilk günleri, gazetemiz okurları için anlattı.

1810 yılından bugüne tarım ve hayvancılık…

İlk olarak kendisini tanıyarak başladığımız sohbetimizde Babaözü, iki asrı aşkın süredir bu işle uğraştıklarını belirterek; “Resmi kayıtlarımıza göre 1810 yılında dedem buraya gelmiş. Baba tarafımız Erzincan, anne tarafımız Erzurum’dan gelmişler. O günden bu güne çiftçilik yapıyoruz. Çokören köyü doğumluyum, 57 yaşındayım. İki erkek ve bir kız çocuk babasıyım. Ortaokul ve Lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım. 1983 yılında bir yıl süre ile ODTÜ Fizik Bölümü okudum. Daha sonra orayı bırakarak Gazi Eğitim Fakültesine geçiş yaptım. Sonrasında orayı da bırakarak 1985 yılında Hacettepe İktisat Fakültesine başladım ve iktisat bölümünden mezun oldum. Üniversiteden sonra çiftçiliğe devam ettim.”diye konuştu.

Siyasete giriş…

Siyasete giriş serüveninden bahseden Babaözü; “İlk olarak Temelli eski Belediye Başkanı Alaattin Türkoğlu, adaylığı döneminde CHP Encümen üyeliği listesine beni de yazmak istedi. Aktif olarak yer almasam da CHP’li olmuş oldum. 2018 yılında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den bir telefon aldım. Sonrasında Ankara’da görüşmeye gittim. İYİ Parti’ye girişim ve ayrılışım bir buçuk ay içerisinde oldu.”dedi.

Çoban Ateşi Hareketi ile başlayan Doğru Parti yolculuğu…

Doğru Parti’nin kurucu yönetim kurulu üyelerinden biri olan Nihat Babaözü, bu süreci şu şekilde anlattı: “İYİ Parti’de tanıştığım, geçmişte Doğru Yol Partisi Rize İl Başkanlığı yapmış Eyüp Demir isimli bir arkadaşım ile görüşmemde bana Çoban Ateşi Hareketi ile başlayan ilk toplantısı Adana’da yapılan bir oluşumdan söz etti. Sonrasında 26 Ağustos 2020 tarihinde tecrübeli siyasetçi ve Eski Bakan Rıfat Serdaroğlu Genel Başkanlığında Doğru Parti kuruldu. Tarım ve Gıdadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildim. Şu anda Doğru Parti hiç seçime girmemiş, oy oranı henüz bilinmeyen bir parti fakat buna rağmen pek çok engelle karşılaştık. Engellenmeye çalışıldık. Doğru Parti’nin tek bir yolu vardır o da Türkiye’dir. İlkemiz Anayasamızın ilk 6 maddesinin dışına çıkmamak ve onu korumaktır. Parlamenter sisteme dönüşü desteklemekle birlikte özellikle seçim barajı konusunda değişiklik yapmayı, Milletvekili seçim kriterlerinde daha yerel bir yöntem geliştirmeyi ve ayrıca Milletvekili maaş ve emeklilik konularında köklü değişiklikler yapmayı hedeflemekteyiz.”

“Türkiye’de 14 binden fazla Milletvekili ve yakını besleniyor”

Babaözü, parlamenter sistem ve Milletvekili maaşlarına yönelik ise; “Milllet ile içiçe çalışan Milletvekilleri olmalıdır. Ve ayrıca Milletvekilliği hizmet makamıdır, maaş da verilmemelidir. Bununla birlikte milletin vergileri siyasi partilere verilmeyecek. Ayrıca her ilçeden eski beyler meclisine benzer bir sistem kurulmalıdır ve buraya satın alınamayacak, hali vakti yerinde, entelektüel birikimi tavan yapmış insanlar getirilmelidir. Şu anda Türkiye’de 14 binden fazla Milletvekili ve yakını besleniyor. Bu parayla her yıl 14 bin çocuğu yurtiçinde yurt dışında en iyi üniversitelerde okuturuz. Bugünkü en büyük sıkıntılarımızdan biri maalesef eğitimdir. İçi boş üniversiteler bu ülkenin en büyük sorunlarındandır.”şeklinde konuştu.

“Malvarlığın senin değil bankaların!”

Çiftçinin elindeki malın ancak borçlarına yettiğini vurgulayan Babaözü; “Traktörün, ineklerin, koyunların, bunların hepsi bankanın, senin değil. Kanuna göre milli gelirin %1’i köylüye destekleme olarak verilir. Peki geçen yıl milli gelirin %1’i köylüye verildi mi? Hayır, biz hala devletten alacaklıyız. Verdiklerini de sanki cebinden verir gibi lütuf gibi söylemekteler. Birçok çiftçi gibi biz de hayvancılığın yanı sıra tarım da yapıyoruz. Hayvanlarımızın arpasını samanını kendimiz üretiyoruz, buna rağmen zarardayız. Bu yılki bütçede gelirlerin %86’sı vergi gelirleri. Bu durum üretim olmadığını gösteriyor. Vergiyi kim verecek? Esnaf pandemi nedeniyle zor durumda, çiftçi kuraklık nedeniyle zor durumda, otomotiv ve beyaz eşya sektörü çökmüş durumuda, bunlar da gelmeyince bütçenin denkleşme ihtimali yok. Vatandaşta olmayan bu parayı nasıl alacaksınız? Son yıllarda uygulanan yapılandırmalar, bankaların içini boşaltma yöntemidir. Esnaf borcunu yapılandırıyor, parası yok kredi çekiyor, bankadan alıp devlete veriyor. Şu anda benim 400 koyun 50 de ineğim var. Ben bugün bunları satarsam bir milyon lira alırım. Ama aynı zamanda benim bankalara bir milyon lira borcum var. Ben bunları satıp borcumu ödediğimde, 40 yılın sonunda geldiğim nokta sıfır olacak.”cümlelerine yer verdi.

“Çiftçi bu yıl buğdaydan %42 zarar etti”

Buğday fiyatlarının bu yıl erken açıklanmasıyla bazı çiftçilerin zarar ettiğini söyleyen Babaözü; “18 yıllık iktidar döneminde bu yıl ilk kez buğday fiyatları yaklaşık bir ay erken açıklandı. Vatandaş bu fiyatı iyi karşıladı ama ben bu duruma kuşku ile baktım, bu fiyatın düşük olduğunu düşündüm. İlk etapta yüksekmiş gibi göründü fakat harmanın ortasında bu fiyatın çok düşük olduğunu gördüler. Temmuz’da 1 lira 65 kuruş olan buğday şimdi 2 lira 35 kuruş. Yani 6 ayda fiyat %42 yükselmiş. Köylü malını satmasaydı bugün kardaryı. Bugün köylü %42 kaybederken aracılar kazandı. Aynı olay şeker pancarında da yapıldı.”dedi.

“Maaliyetler yarıya düşerse hem üretici hem tüketici kazanacak”

Çiftçinin en büyük sorunu olan üretim maliyetlerinin düşürülmesi için devletin atması gereken adımlar olduğunu belirten Babaözü; “Tohum, gübre, mazot ve sulama elektriği; bu dördünde fiyatların yarıya inmesini istiyoruz. Bu fiyatların yarıya inmesi, devlet bize zararına versin demek değildir. Devlet bunlardan aldığı kârı %15’lere kadar indirdiğinde çiftçinin maaliyetleri düşer devlet de zarar etmemiş olur. İşte çiftçi o zaman kazanmaya başlar. Çiftçi kazanırsa devlet de kazanır, vatandaş kazanır. O zaman vatandaşlar da ekmeğini gıdasını ucuza alabilecek. Hem üretici hem tüketici kazanacak.”ifadelerini kullandı.

Su sorununa çözüm; Güneş Enerjisi ile su stoğu projesi…

Özellikle son yıllarda yaşanan kuraklığın da etkisi ile yaşanan su sorunlarının “Su Stoğu Projesi” ile önüne geçilebileceğini belirten Babaözü; “Bu yıl 120 bin liralık elektrik ödemişim. Bu maaliyetleri nasıl düşürürüz diye baktık. Bunun çözümü güneş enerjisi panelleri. Devlet 100 kw üretme izni veriyor. 100 kw için 50 bin dolarlık güneş enerjisi panelleri koymanız gerekiyor. Sakarya Nehrine yakın yerlerde işlenemeyen dere yataklarında doğal gölet yapmaya uygun yerlere bu pompalı güneş enerjisi panelleri ile suyu basabilirsiniz, yaz boyu da suyu çekersiniz. Yani burada suyu stoklama projesinden bahsediyoruz. Kış boyu sıfır maliyetle bu suyu stoklayıp yazın damlama yöntemi ile kullanabiliriz.”dedi.

Çiftçinin en önemli sorunu üretim maaliyetleri…

Babaözü, mazot fiyatlarına ilişkin ise; “Türkiye’deki çiftçinin kullandığı mazottan Devletin aldığı ÖTV’nin vergiler içindeki payı %4’tür. Devlet bunu almasa ne olur? Devlet %4’ü almadığında üretim artışından doğan kazanç %16 olacak.”ifadelerini kullandı.

“Kooperatifler daha güçlü hale getirilmeli”

Babaözü, üretici kooperatifleri hakkında ise; “Çiftçi üretim kooperatiflerinin etkin hale getirilmesi gerekir. Buralar bir takım insanların para yediği, sultanlık yaptığı, sendika ağalığı yaptığı yerler olmamalıdır. Köylüyü kurtaracak olan budur. Kooperatiflerin birinci amacı üyelerine ucuz mal ve hizmet sağlamak olmalıdır. Ancak Kooperatifler güçlenirse bu gerçekleşir. Oradaki maaşlar azaltılıp rant kapısı olmaktan çıkarılmalıdır. Böylece çiftçiye daha etkin hizmet verebilir hale getirilmelidir.”diye konuştu.

“Üretmiyor ama destek alıyorlar”

İlçemizde de sıkça yaşanan üretmeyen kişinin destekten faydalanması konusuna değinen Babaözü; “Toprak sahibi olmayan çiftçilerimiz hem ürettiği ürüne hem de giderlerine destek alamıyor. Toprak sahibine destek ödeniyor, asıl üretimi yapan kişi bundan faydalanamıyor ve bu takip edilmiyor. Bu uzun zamandır yaşanan bir sorun ve halen buna çözüm bulunmadı. Köy Muhtarının tarlasını ekmeyene dosya imzalamaması gerekiyor. Yani muhtarlar üretim yapmayan şehirde yaşayan kişilere de onay veriyor ve bu kişiler üretim yapmadıkları halde destek ödemelerini alıyorlar. Çiftçilik yapmayan toprak sahiplerini kayırarak komşularını zarara sokuyorlar.”dedi.

Pandeminin çiftçiliğe etkileri…

Bababözü’ne ayrıca Koronavirüs Salgınının çiftçiliği nasıl etkilediğini sorduk. Babaözü; “Bize olumlu yönde etkisi oldu. Şehirdeki evleri kapatıp köye ağırlık verdik. Kadınlarımızla, çocuklarımızla birlikte çalıştık, ürettik. Pandemi sayesinde şehirden köye döndük.”ifadelerini kullandı.

“Polatlı’nın üvey evlat muamelesi gördüğü günlerdeyiz”

Doğru Parti Tarım ve Gıdadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaözü, sohbetimizin sonunda Polatlı’ya dair genel bir değerlendirme yaparak şunları söyledi: “Polatlı’nın büyük sorunları aslında Türkiye genelindeki sıkıntılarla aşağı yukarı aynı. Gübre, mazot, sulama elektiriği ve tarım ilaçları gibi giderlerimizdeki fiyat yüksekliği çiftçimizin en büyük sıkıntılarındandır. Polatlı’da ayrıca Sakarya nehrinde suyun kesilmesi, düzgün kullanılamaması ve yaz boyu sulamayı sağlayacak tedbirlerin alınmaması da Polatlı’nın en büyük sıkıntılarındandır.”

“İmtiyaz ve desteklerde Polatlı’nın dışarda bırakılmaması için çalışacağız”

“Polatlı her ne kadar bir tarım şehri olarak bilinse de Polatlı’da tarıma dayalı sanayi de oldukça gelişmiştir. Yalnız son 8-10 yılda bunda çok büyük gerileme olduğunu görmekteyiz. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de Polatlı’ya bağlı geliri çok yüksek olan Ankara Çayı civarındaki köylerin Polatlı’dan alınarak Temelli ve civarının Ankara’ya Sincana bağlanmasıdır. Hem bu köylerin gelirlerinden olduk hem de buralarda kurulan Sanayi Bölgeleri de Polatlı’nın elinden alınarak Sincan’a bağlandı. Bunların gelirleri tamamen Polatlı’nın elinden alınmış oldu. Bunun sebebi de hepimizin bildiği gibi son 15 yıldaki mevcut yönetimler. Biz geldiğimizde öncelikle Polatlı’nın il olması ve Polatlı’nın gaspedilen haklarının geri iadesi için uğraşacağız. Polatlı’da tarım, sanayi ve hayvancılığın gelişmesi için gerekli yatırımların yapılmasını sağlayacağız. Türkiye’nin diğer sanayi bölgelerine verilen imtiyaz ve desteklerde Polatlı’nın dışarda bırakılmaması için çalışacağız. Polatlı’nın üvey evlat muamelesi gördüğü günlerdeyiz. Bunun en önemli sebebi de Polatlı’nın uzun zamandır bir siyasetçi yetiştirememesidir. Polatlılı birinin yüksek yerlerde siyaset yapabilmesi gerekiyor. Bu yüzden Polatlı, kendi derdini anlayan kendi insanından bir siyasetçi seçmek zorundadır. Bizim halimizden ancak bizden birisi anlar. Sadece Polatlı için değil bütün Türkiye için halden anlayan birilerinin olması gerekir. Türk milletinin faydasına işler yapacak kişilerin siyasetçi olması gereklidir. Maalesef şu anki yönetimlerin böyle olduklarını söylemek pek de mümkün değil.”

Röportaj Videosunu polatliistiklal.com internet sitemizden veya youtube.com/istiklalgazetesi kanalından izleyebilirsiniz.