Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ DEJAVU NE DEMEKTİR?

DEJAVU NE DEMEKTİR?

98
0

Bu  anı daha önce yaşamış gibiyim…” “Buraya daha öne* D gelmiş gibiyim…” Bu cümleler size tanıdık geldi mı? İşte  hissettiğimiz bu duygu, dejavudur. Fransızca deja (daha I önceden) ve voir (görmek) fiilinin geçmiş zamanda çekimi I olan vunun birleşimden türemiştir ve “daha önce görül m üş” I anlamına gelir. Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık I veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygulu ola- I rak tanımlanır; yani anı daha önceden yaşamışlık hâlidir.

Kimileri dejavunun beyindeki bir algı bozukluğundan kaynaklandığını düşünürken kimileri de bunu reenkarnasyonla v a I ^ paralel evrenlerle bağdaştırır. Dejavunun bilimsel açıklama  şöyledir: Beş duyu organımızdan beyne giden sinyaller özellikle  görüntü ve ses, beyin tarafından yorgunluk veya başka nedenlerden dolayı algılanmayabilir. Oysa algılanamayan bu bilgi beyinde kaydedilmiştir. Beyin bu sinyalleri tekrar aldığın­dı kişi bu olayı iki defa yaşadığı hissine kapılabilir. Bunun dışında beynin  sağ lobu ile sol lobu arasında mikro saniye  kadar bir çalışma  süresi farkı vardır. Olayı beynin bir tarafı diğer tarafından önce algılar ve bilgi ikinci lobda algılayan  kişi olayı ikinci defa yaşamış hissine kapılabilir.

Dejavuyu hafızada meydana gelen ufak karışıklıkların bir nucu olarak açıklayanlar da var. İncelenen örneklerde y^ olay daha önceden yaşanmışlık hissi verse de hiçbir örnekte d^ önce yaşanan olayın nerede, nasıl, ne zaman yaşandığına ^ bilgiler bulunmamaktadır. Bu durumun olası nedeni beyinde^ kısa zamanlı hafıza (şu ana ait bilgileri kaydeden) ve uzun manii hafıza (geçmişe ait bilgileri kaydeden) merkezlerinin farklı olmasıdır. Bir anomali sonucu beynin bilinçli kısmındaki kısa zamanlı hafıza merkezi daha bilgiyi alıp işleyemeden aynı bilgi uzun zamanlı hafıza kısmında işlenirse aradaki fark beynin anlık olayları işlemesinde bir hata yapmasına ve o an yaşanan olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasına neden olabilir.

Tabii ki farklı yaklaşımlar da mevcuttur. Örneğin, dejavu daha önceden hafızaya alınmış olan bir görüntünün veya ola­yın, belirli bir anda yeniden yarı gerçekçi bir imaj hâlinde zihne yansıması olarak da tanımlanmaktadır. İsveçli düşünür Arthur Funkhouser ise farklı sinirsel uyarılara bağlı olarak gelişen üç tip “dejavu” fenomeni olduğunu ileri sürmüştür ve bunları şöyle sınıflandırmıştır: “Dejâ vecu” (önceden tecrübe edilmiş), “dejâ senti” (önceden hissedilmiş) ve “dejâ visite” (önceden gidilmiş).

İnsanlar dejavudan bahsettiğinde aslında genellikle bahset­tikleri deja vecu’dur. Yapılan araştırmalar, 15-25 yaş arasındaki gençlerin genellikle bu türü deneyimlediğini göstermektedir. Deja vecu çoğu zaman genel deneyimlerle bağlantılıdır ancak hafızada uzun süre kalması nadiren gerçekleşir. Deja vecu yal­nızca “önceden görmüş olma” hissini vermez, aynı zamanda çok fazla detay ve aşinalık hissettirir. Deja vecu her geçen gün artan şekilde, güçlü ve inatçı duyguları tanımlamak için kulla­nılmaktadır ve bu durum zihin karışıklıklarının bir sonucudur.

peja senti tümüyle zihinsel bir deneyimdir ve sezinlenen tanıdık bir bilgi ya da kavrayış içermez. ‘ Deja visite ise çok daha ender olarak görülen bir durumdur ve yeni bir yere, mekâna dair esrarengiz, doğal olmayan bir ^inalık hissi içerir. Bunun imkân dâhilinde olmadığının far­ında olsak bile (çünkü burada daha önce hiç bulunmadığ.mı- an biüncindeyizdir) yine de bir kente, manzaraya, çevreye dair güçlü bir aşinalık hissederiz. Deja visite’nin açıklanmasında rüyalar, reenkarnasyon ve beden dışı yolculuklardan bahsedil­mektedir. Bazıları ise kişinin yalnızca bir yerin betimlemesini okuyup aradan geçen belli bir zamanın ardından bu yere git­tiğinde sanki burada daha önce bulunmuş gibi hissetmesinin gayet olağan olduğunu düşünmektedir.