Ana sayfa İsmail Hakkı Cengiz BU YAZI TAKSİCİLER ve TAKSİYE BİNENLER İÇİN!

BU YAZI TAKSİCİLER ve TAKSİYE BİNENLER İÇİN!

656
0

11 Aralık 2020 Cuma günü, Sandıklı’dan İstanbul’a geldim. 19:15’te Dudullu’da olması gereken otobüsümüz, trafiğin aşırı yoğunluğundan dolayı ancak 20:00’de Dudullu’daki hareket merkezine ulaşabildi.

İndik. Ne servis var ne bişey! Trafik tıkanıklığından onlar da ulaşamamıştı, zahir!

Neyse, vakit daralıyor. 21:00’deki sokağa çıkma yasağından önce evde olmaya çalışıyoruz. Hemen bitişikte taksi durağı var ama ortada taksi yok. Görevliye, Kadıköy’e gideceğimi bildirdim. O da seyir halindeki taksileri yönlendirdiği telsizle durumu iletti. 10 dakika kadar sonra taksi geldi.

Bindik. O bölgedeki kilitlenmiş trafikten, tereyağından kıl çeker gibi bizi çıkarmayı başardı. Süratle daha tenha yollara çıktık. Saat 9’a gelmeden beni kapının önüne getirdi.

HİKÂYE ŞİMDİ BAŞLIYOR

Taksimetrede 61 lira yazdığını gördüm. Küsurata dikkat etmedim. Taksi şoförüne 100 TL uzattım.

“Abi, 1 lira var mı?” dedi.

“Var” dedim. Cebimden çıkarıp verdim. Bir lirayı verirken, elimde bozuk paralar şıkırdamıştı.

Sürücü, “abi, bir tane daha ver”, dedi. Daha şimdi, bir lira ver diyen kendisi değilmiş gibi, “bak, taksimetre 61,41 yazıyor” diye çıkıştı. Bir lira daha verdim.

Bu arada, bana para üstü olarak üç tane kâğıt para uzatırken, “seni, süratle, düzgün bir şekilde getirdim. Bahşiş vereceğine eksik veriyorsun” dedi. Taksinin loş ışığında, iki tane 20, bir tane de 5 TL gibi gördüm.

Taksiciye, “istediğin bahşiş olsun!” diyerek, 5 lirayı uzattım. “Teşekkür” etti. Ben de ona teşekkür ettim, hayırlı işler dileyerek indim. Eve girdim.

GECE YATAKTA

Eve girince, malûm, temizlik, soyunup-dökünme falan, taksiciyle alış-verişi unuttum.

Gece yarısına doğru yatağa girince, aklıma, taksicinin verdiği 3 tane kâğıt para geldi. O esnada, bir an evvel eve girmek istediğimden, bunun yanlış olabileceğini düşünememiştim. Aaa, dedim, bunda bir yanlışlık var. Loş ışıkta gördüğüm doğruysa bana para üstünü fazla verdi. Sabah bakarım, dedim ve uyudum.

Sabah baktım. Evet, bana 45 TL vermiş. 5’ini “bahşiş” olarak vermiştim, 40’ı duruyor.

Yani… “bahşiş” olarak, taksi şoförüne, bana yanlış hesap sonucu vermiş olduğu fazla 5 TL’sini vermişim. Demek ki taksici, kendi parasını “bahşiş” olarak almış oldu. Ne diyeyim? Mübarek olsun! Bereketini görsün!

Şaka, taksiciye 5 lira borçl. Yolum o tarafa düşünce ödeyeceğim!

ASIL SÖYLEYECEĞİM BAŞKA

Bu yanlışlığı taksici de sonradan anladı mı, bilmem! Anladıysa, kendi dalgınlığına epey gülmüş olmalı!

Asıl üzerinde durmak istediğim konu, önemsiz gibi gözüken “küsuratlar”!

Bu çok önemli!

2016 yılı, Ağustos ayıydı. İzmir’de, Alsancak’tan Bayraklı’daki evimize taksiyle geldik. Taksimetre, 28 küsur lira yazmıştı. Yine yukarıda anlattığım gibi bir para üstü alış-verişi olmuş ve yine 40-50 kuruş gibi bir parayı eksik ödemiştim. Sürücü, kendisine çok kötü bir şey yapmışım gibi büyük bir hırçınlık ve öfkeyle taksimetreyi gösterip, elli kuruşunu da istemiş ve almıştı.

O gün bu öfkeye anlam verememiştim. Olaya, bir esnafla alış-veriş gibi bakıyordum. Bilirsiniz, bakkaldan, manavdan, kasaptan küsuratlı bir alışveriş yaparsanız, genellikle o küsuratı almaz, o kadar indirim yapar. Misâl, geçenlerde, fırından, önümdeki müşteri 26 liralık ekmek, gevrek falan aldı. Fırıncı, 25 ver yeter dedi. Bütün esnaf böyle yapmaz mı? Hatta eczaneden, söz gelimi 32 liralık ilaç alsanız, eczacı bile 30 ver, yeter demez mi?

Aynı “kalenderliği” taksicilerden de bekliyoruz. Ama olmuyor. Onlar bizden kalenderlik bekliyor. Küsuratı üst tama yuvarlamamızı istiyorlar.

NEDEN BÖYLE?

Bunun neden böyle olabileceğini düşündüm… Sanırım cevabı buldum: Taksiciler, taksimetrenin yazdığından memnun değiller! Emeklerinin karşılığından az yazdığı kanaatindeler. Ve olaya şöyle yaklaşıyorlar: Yahu, zaten taksimetre beklediğimizden az yazıyor, bari müşteri, taksimetrenin yazdığını tam olarak ödesin. Bir kuruş da olsa eksik ödemesin.

Birbirimizi anlamalıyız!

Ben, yukarıda anlattığım iki kısa hikâyeden, taksiciye, taksimetrede yazan rakamın kuruşuna kadar ödenmesi gerektiği sonucunu çıkarıyorum. Ve mümkünse, üst tama yuvarlamanın uygun olacağını… Böyle yapmayı öneriyorum.

Taksiler ve taksiciler her zaman lâzım!

Bizi yolda bırakmayıp, işimize, evimize ulaştırıyor, yetiştiriyorlar.

<İyi ki varlar.