Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Neden insana nazar değer?

Neden insana nazar değer?

99
0

Durup dururken başımız ağrıdığında birinin bizimle ilgili 1 söylediklerini hatırlayıp onun nazarının değdiğini düşü­nürüz. Anneler çocuklarını kem gözlerden sakınmak için giy­silerine nazar boncuğu asar; yeni bir iş yeri açıldığında kapısına kocaman bir nazarlık takılır. Peki, ülkemizde “nazar değmesi”, diğer kültürlerde “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak ad­landırılan bu inancın kökeni nedir?

Nazar inancının kökeni, Neolitik çağlara kadar uzanır. Girit’te, Aşağı Mısır’da, Malta’da, Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağına ait, balta şeklinde yapılmış nazarlıklar (amuleder) bu­lunmuştur. Araştırmalar sonucunda eski dönemlerden itibaren Batı’da ve Doğuda büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanma ve bunlara karşı tedbirler alma bilgisinin köklü olduğu görülmüştür. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen fenalığı ortadan kaldırmak için Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı tespit edilmiştir.

Noel  Baba gibi bazı batıl inançlar çocukluktan yetişkinliğe geçildiğinde önemini kaybettiği hâlde nazar değmesi bunun tam tersidir. Bu inancın ardındaki güç, bakışın ruhla  bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam  odaklanır ve daha duygusaldır. Hepimizin başına gelmiş. d, en kalabalık ortamda bile üzerimize yönelen bakışları his­setmişizdir.

Nazar değmesiyle ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Karşımızdakinin gözlerine dikkatli baktı­ğımızda gözlerinde kendi görüntümüzün yansıdığını görürüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanırlardı. Bu nedenle, karşılarındaki insa­nın gözlerinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanırlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı düşünülür. Sümerlerin inançlarına göre bazı in­sanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme neden olabilirlerdi. Sonradan bu inanç, bir bakışla yaşayan şeylerin de kurutulabileceği yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen ço­cukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar vardı. olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kâşifler, de­nizciler ve göçmenler tarafından taşındı ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerli erin­de, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Bugün halk arasında, nazara karşı mavi boncuk, delikli taş, nal, yumurta kabuğu gibi Çeşitli nazarlıklar kullanma, hocaya muska yazdırma, kurşun dökme vb. çeşidi uygulamalar yapılır; ancak tüm bu uygulamalar batıl inancın göstergeleri olarak kabul edilir.

Hz. Muhammed’in, “Nazardan Allah’a sığınınız çünkü göz (değmesi) gerçektir” hadisinden de anlaşılacağı üzere İslam di­ninde nazarın varlığı kabul edilmiştir; fakat nazardan korun­mak için nazar boncuğu ya da muska taşımak vb. pratikler uy­gulamak yasaklanmıştır. Bununla ilgili olarak îbn-i Mes’ud’dan alınan bir hadiste, “(Ağrıları, dertleri gidermek için ne olduğu meçhul şeylerle muska yazarak) afsun yapmak, (nazar’ı ve sair belayı gidermek için) boncuk takmak, kadınların kocalarına kendilerini sevdirmek için sihir yapmak şirktir” denilir. Bunun /anı sıra Allah, insanlara Felak (113.

,|inde açıklar- Eskilerin ,sabet-ı ayn” ad.n. verdikleri nazar r bugün “nazar değmek, nazara gelmek, nazara uğramak gelmek, göze uğramak, göz değmek, kem göz” ifade edilir.

* pazarın, sağlıklı ve gürbüz çocuklara; güzellikleri ve hüner­iyle dikkati çekenlere; akıllı, zeki olup derslerini başarıyla veren öğrencilere; mesleğinde başarılı olanlara; yeni ev, araba jan|ara; kısmeti açık olanlara;  çiftlere vb. kişilere ayrıca   ürün veren tarla, bağ ya da bahçeye; güzel görünümlü, hoş kokulu bitki ve çiçeklere; iyi süt veren ineklere; herkes tarafın­dan beğenilen bir ev eşyasına vb. varlıklara daha çok değdiğine inanılır. Bu tür özelliklere sahip canlı ya da cansız varlıklara karşı, herhangi bir kimsenin kıskançlık dolu gözlerle bakması, nazarın meydana gelmesine neden olur.

Nazarı değen kişiler, söz konusu özellikler kendilerinde bu­lunmadığı için kıskançlık duygusuna kapılırlar. Bu bakımdan halk arasında, değerli varlıklarını ellerinden alacak tehlikeli kuvvetin, kötü niyetli kişilerin bakışlarından geleceği inancı oluşur. Öte yandan nazar, kıskançlık gibi kötü duygulardan gelebileceği gibi kişinin yakınlarına duyduğu aşırı sevgiden de kaynaklanabilir. Bu tür nazardan en çok çocukların etkilendi­ğine inanıldığı için anne ve babaların çocuklarına karşı aşırı sevgi göstermeleri ya da düşkünlükleri pek hoş karşılanmaz. Bu inanış gereği halk arasında “İnsana sevdiğinin nazarı daha çok değer” sözü yaygın olarak kullanılır.