Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Neden aynanın kırılması uğursuzluğa işarettir?

Neden aynanın kırılması uğursuzluğa işarettir?

66
0

Bugün size günlük hayatımızda kullandığımız ve batıl inanışlarda kırılmasının uğursuzluk getirildiğine inanılan aynaların neden uğursuzluk getirdiğini anlatan bir yazı paylaşacağım.

Ayna günlük hayatımızda sürekli olarak kullandığımız ve bizi büyük dertlerden kurtaran önemli bir araçtır; fakat tarihten günümüze kadar sürekli olarak kullanılan bu ara­ca yüklenen bazı olumsuz anlamlar da olmuştur. Bu anlam­lar daha çok ruhsal boyutta olup uğursuzluğa işaret etmiştir. Özellikle ayna kırıldığında uğursuzluk getirir inancı, en eski batıl inançlardandır. Kökeni, ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine hatta İlk Çağ a kadar gider.

İlk insanlar suyun yüzeyinde yansımalarını gördüklerinde ürkmüş ve bunun ruhları olduğunu sanmışlardır. Suyun bu­lmasıyla yansımaları kaybolunca da ruhlarının bir parçasının kendilerini terk ettiği inancı gitgide toplum bilincine yerleşmiş tatta su birisi tarafından bulandırılırsa o kişinin düşmanları olduğu düşünülmüştür.

Daha sonralarıysa aynanın bulunması bazı olayların seyrini  değiştirmiştir, ilk aynaların kullanılışı Eski Mısır döneminde  Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metal|e, den yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve kırılmalar, mümkün değildi. Bu sayede aynalar uzun ömürlü ve daha sağ­lam bir şekilde kullanılırdı. İşte bu parlak yüzeylerden yansıması ruhunun bir yansıması olduğuna inanılmaya başlandı. Sonraları bu inanca, vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin yansıma­dığı inancı ilave edildi. Aynı şekilde cam kapların yapılmaya başlanmasıyla kaptaki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti. Cam kap kırılırsa içinde bulunan ruhun bir parçasının vücudu terk ettiğine inanılırdı.

Milattan önceki devirlerde Yunanlar su dolu kaplara bakarak kâhinlik yapar ve geleceği okumaya çalışırlardı. Yunanlardan son­ra Romalılara kadar ulaşan bu âdette, suya yüzü yansıyan insanın suretine bakarak onun geleceğine dair kehanette bulunulurdu; fakat bu kap bir şekilde döküldüğünde ya da kırıldığında suretine bakılan insanın kısa zamanda başına felaketlerin geleceğine hatta öleceğine inanılırdı. Romalıların inançlarına göre insan hayatı ve sağlığı yedi yıllık döngüler içinde seyrederdi ve kırılan tas, yedi yıl boyunca lanetiyle insanın peşini bırakmazdı. Vücudun kendini yenileyerek sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekirdi.

Bunun sonrasında ilk cam ayna 15. yüzyılda Venedik’te üre­tildi. Gümüşle sırlanan aynalar, yüksek sınıftaki insanlar tara­fından alınır; oldukça pahalı olmalarından ötürü, ziynet eşyası gibi kullanılırdı. Pahalı bir mücevherin kırılmasının istenme­yişi, lanetlenme inancını sürdürdü.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyi aynalar üretilmeye başlanıldı; ama batıl inanç o kadar yerleşti ki günümüzün modern dünyasında bile hâlâ devam ediyor. Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de vardır aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü anı yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülür, ruh gökyüzüne doğru yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın diye.

Anadolu kültüründeyse insanın suretini fazla görmesi mak­bul sayılmadığından aynaların arka kısımları oldukça süslü ya­pılarak duvara dönük asılırlar. Bir insanın ölüp ölmediğini an­lamak için ağzına ayna tutulması zamanla Anadolu’da aynaların olumsuz olayları çağrıştırmasına neden olmuştur. Örneğin, bir evde ayna kırılırsa özellikle aynayı kıranın başına kötü bir şey geleceğine inanılır. Yedi yıl süren uğursuzluk inancı Anadolu’da da etkisini sürdürür. Bir genç kız ayna kırarsa yedi yıl boyunca evlenemeyeceği şeklinde yorumlanır. Gece aynaya bakmak da hayra yorulmaz. İnanışa göre gece aynaya bakanın ömrünün kısa olacağı söylenir. Ayrıca genç kızlar gece aynaya bakarlarsa güzelliklerini kaybedeceklerine inanırlar. Gece aynaya bakmay­la ilgili bir diğer yorumsa aynada başka suretlerin (cin şeytan) aynaya bakan kişiye gözükeceği inancının yaygın olmasıdır. Bununla ilgili şöyle bir deyiş bile vardır: “Gece aynaya bakma deli olursun.” Yeni doğmuş bir bebeğin iki yaşma kadar aynada kendisine bakmasının doğru olmadığına; çünkü aynada kendi­ni gören bebeğin korkarak aklını yitireceğine inanılır.

Unutmayalım ki batıl inançlar mayan inanç ve davranışlardır. Benim düşüncen g bir ayna sadece yeni bir masraf kapısıdır.