Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Neden kanımız pıhtılaşır?

Neden kanımız pıhtılaşır?

173
0

Bir yerinizi yaraladığınızda, yaralanan yeri temizledikten sonra kanın durduğu ve kısa sürede kabuk bağlayarak yara iyice kapandıktan sonra bu kabuğun kuruyup kendiliğinden düştüğü dikkatinizi çekmiştir. Bunun nedeni, kanın pıhtılaşmasıdır. Bugün size kanımızın neden pıhtılaştığını anlatan bir yazı paylaşacağım.

Kan; alyuvar, akyuvar ve trombositlerle çeşitli kimyasal maddelerin bir arada bulunduğu sıvı bir dokudur. Üç tip kan hücresi vardır:

Alyuvarlar: Sayı olarak daha fazladır ve yaşam için ge­rekli oksijeni sağlarlar.

Akyuvarlar: İnsanın organizmasını dış etkilere karşı savunurlar.

Trombositler: Pıhtılaşmayı sağlarlar.

Kanın birçok görevi vardır. Bu görevleri iki genel başlık al­tında toplayabiliriz. Bunlar, organizmanın korunması (pıhtılaşma, bağışıklı sistemi) ile bir organdan diğer organa  ve ısı taşınmasıdır.

Herhangi bir nedenle (yaralanma, çizik, kesilme) başlaya bir kanamada, kan damarlarından kanın akmasını önlem amacıyla meydana gelen süreçlerin tümüne “pıhtılaşma” denir Kanın bu özelliği olmasaydı en ufak bir kanama bile durduramazdı.

Vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olduğunda kana­mayı önlemek (pıhtılaşmayı sağlamak) için ilk olarak hasarlı damar, serotonin salgılayarak büzülür. Böylece kanın akması azalır. Daha sonra kanın içinde dağınık şekilde dolaşan trom- bositler devreye girer. Trombositler özel bir madde salgılayarak diğer enzimlerin bir yerde toplanmasını sağlar. Bu olayı ka­rıncaların bir yerde yem bulduklarında diğer karıncaların da orada toplanmasına benzetebiliriz.

Trombin kanı pıhtılaştıran bir proteindir. Trombine ne kadar ihtiyaç varsa o kadar üretilir. Trombin, kanı plazmada bulunan ve suda erime özelliği olan Tıbrinojeni’, ‘fibrine’ yani suda erimeyen hâline dönüştürür. Bu da pıhtılaşma olayının esas işlemidir. Fibronojen protein, kanın pıhtılaşmasını sağ­layan temel maddedir ve vücutta erimiş hâlde bulunur; pıhtı işleminin durağan hâlidir.

Fibrinin dış yüzeyinde yapışkan parçalar bulunur. Yaranın olduğu bölgede bu molekül yapışkan özelliğinden dolayı diğer fibrin moleküllerine yapışır ve uzun bir zincir meydana gelir. Oluşan bu zincirler birbirlerinin üstünden geçerek balık ağına benzeyen bir pıhtı ağı oluştururlar; bu olayı da örümceklerin ağ örmesine benzetebiliriz. Oluşan bu pıhtı ağı kan hücreleri­nin vücuttan dışarı çıkmasını engeller.

Görüldüğü gibi vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olduğunda vücut hemen sistemli bir şekilde harekete geçerek açılan yarayı bir an once onarmaya çalışır.

Aynı sistem kolumuzu veya bacağımız, bir sehpaya veya ağır bir eşya çarptığımız zaman da devreye girer. Çarpmanın etki­siyle çarptığımız bölge hemen morarır; çünkü kılcal damarlar parçalanır ve iç kanama meydana gelir. Burada da hemen ka­nın pıhtılaşma özelliği devreye girer ve tedavi başlar.

Ameliyatlardan önce doktorlar hastanın kanını aldırarak hastanın kanının ne kadar zamanda donacağını tespit ettirir; çünkü bazı insanların kanı çabuk pıhtılaşmaz ve kanama he­men durmaz dolayısıyla bu durum ameliyat ve ameliyat sonra­sında bazı zorluklara yol açabilir.