Ana sayfa GÜNDEM Travma ve stres bozukluğu, yaşam kalitesini etkiliyor

Travma ve stres bozukluğu, yaşam kalitesini etkiliyor

96
0

Çözülmemiş problemler, kronik sorunlara yol açabilir

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, deprem sonrası ortaya çıkan travma ve stres bozukluğuna erken müdahalenin önemine işaret etti.

Deprem gibi ani ve beklenmeyen olay ve durumlar sonrası ortaya çıkan travma ve stres bozukluğunun kişinin yaşam kalitesini etkileyeceğini belirten uzmanlar, profesyonel desteğin önemine işaret ediyor. Bireyde uykusuzluk, öfke hali, tahammülsüzlük, dikkat dağınıklığı gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirten uzmanlar, çözülmemiş problemlerin ileride kronikleşmiş sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Beklenmedik olaylar travmalara yol açabilir

Selvinaz Çınar Parlak, ruhsal travmanın yaşamın doğal akışını bozan, kişinin ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden yıkıcı sonuçları olan olaylara maruz kalması sonucu oluştuğunu belirterek “Genellikle bu olaylar beklenmedik, ani bir şekilde ortaya çıkar ve kişinin yaşam bütünlüğünü de tehdit edici niteliktedir. Ruhsal travmaya sebep olacak olaylara baktığımızda doğal afetler gibi ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ölüm ve kaza gibi durumları sayabiliriz. Bazen de insan eliyle ortaya çıkan savaşlar, yaralanmalar, cinsel travmalar, cinsel istismarlar da kişilerde ruhsal travmalara sebep olabilir” dedi.

Herkeste farklı tepkiler ortaya çıkabilir

Bu olayların kişide çok yoğun bir dehşet çaresizlik ve korku hissine sebebiyet verdiğini kaydeden Selvinaz Çınar Parlak, herkeste farklı tepkilerin ortaya çıkabileceğini belirterek şunları söyledi:“Olayın arkasından kişilerde yoğun stres tepkilerinin açığa çıkmasına sebep olabilir. Fakat bazen kişiler aynı olayları yaşasa da herkeste aynı travmatik etki gözlemlenmiyor olabilir. Kimi insanlar bu tarz sarsıcı ve yıkıcı olayları dayanıklı bir şekilde atlatabiliyor. Bazı kişilerin de travma etkisi dediğimiz şeye çok daha fazla maruz kaldığını, olaylardan çok etkilendiğini, travmatize olduğunu görebiliyoruz. Özellikle doğal afetler sonrası toplumsal olaylara baktığımızda insanların bir kısmının doğal afetlerden hemen sonra diğer insanlara yardımcı olmaya çalışıp lider rolünü devam ettirirken psikolojik olarak dayanıklı olduğunu ve diğer insanlara yardım edebildiğinin gözlemlerken; bazı kişilerin ise yoğun bir şekilde travmatize olduğunu görebiliyoruz.”

Kişinin geçmiş öyküsü önemli

Travma etkisini oluşturan şeyin kişinin daha çok geçmiş öyküsü olduğunu belirten Parlak, “Eğer bireyin sağlam bir benlik yapılanması varsa, psikolojik dayanıklılığa sahipse, ruhsal açıdan sağlıklıysa kişi bu tarz travmatik olayları da stresi de yönetebiliyor. Fakat zaten geçmişten gelen birtakım ruhsal sorunlar ve eşlik eden psikiyatrik hastalıklar varsa, psikolojik açıdan dayanıksızsa yaşanan bu sarsıcı olaylarla birlikte kişiler ruhsal açıdan da dağılabiliyor. Bu nedenle de her olay herkeste aynı düzeyde travmatik etki yaratmayabiliyor. Ama geçmişte bir travma varsa eşlik eden başka problemler varsa da kişiler hızlıca travmatize olabiliyor” uyarısında bulundu.

Travmatik etki gözlendiğinde uzmana başvurulmalı

Travmatik bir etkiyle karşılaşan kişinin kısa sürede bunu çözüme kavuşturacağını da bilerek bu yöntemlerden yararlanmasını tavsiye eden Parlak, “Bu yöntemler ülkemizde özellikle travma sonrası stres bozukluğunda psikologların yaptığı akut müdahalelerin iyi sonuçları görüldükten sonra çok daha yaygın bir şekilde kullanılıyor. Hem Türk Psikologlar Derneği hem EMDR Türkiye Derneği böylesine toplumsal travmalarda topluca hızlı müdahalelerde bulunan kuruluşlar. Sizler de travmatik etki gözlemlediğinizde hızlıca bu tarz kuruluşlardan destek almaya çalışabilirseniz. Türkiye’nin pek çok yerinde bu hizmetlere ulaşılabilmektedir” dedi.