Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Biyometri hayatımızı nasıl etkileyecek?

Biyometri hayatımızı nasıl etkileyecek?

92
0

Bugün size insanları birbirinden ayırt edebilecek fizik­sel özelliklerini ve sergiledikleri davranışları inceleyen bilim dalı olan biyometerinin hayatımızı nasıl etkileyeceğini anlatan bir yazı paylaşacağım.

Hepimiz filmlerde bir karakterin kimliğini doğrula­mak için retina taramasından geçip çok gizli üslere girdiğini görmüşüzdür. Bu, biyometrik sistemin bir örneği­dir. Biyometri ise insanları birbirinden ayırt edebilecek fizik­sel özelliklerini ve sergiledikleri davranışları inceleyen bilim dalıdır; yani insan fizyolojisi ve davranışlarının bir derlemesidir. Bir başka ifadeyle istatistik yöntemlerinin tıp ve biyoloji alanlarına uygulanmasıdır.

Biyometrik bir sistem, bir kimsenin parmak izlerini tara­yabilir ya da bir klavyeye yazı yazma şeklini analiz edebilir. Günümüzde, ortalama yaşam süresinin hesaplanması, çeşitli yaşam istatistikleri, ana karnındaki dölütün ölçülerinin ultrasonografi yöntemleriyle belirlenmesi, insan gözündeki çeşitli boyutların ölçülmesi gibi birbirinden çok farklı alanlardaki uygulamalar için kullanılmaktadır. Pek çok biyometrik siste­min en önemli amacı ise bir kimsenin belirtilmiş kimliğinin doğrulamasını yapmaktır.

Biyometrik tanıma sistemleri bir bireyin gerçekten ‘kim’ olduğunu kanıtlamasına olanak sağlar. İnsanların bunu yap­ması için ek olarak bir kart, cihaz, kimlik taşımamaları ve şifre gibi ezbere dayalı bilgileri kafalarında tutmamaları ise bu bi­yometrik tanımanın önemli avantajlarındandır. Unutulması veya başkası tarafından kullanılması söz konusu olmayan bir kimlik onaylama yoludur. Bu sayede kimlik, pasaport, ehli­yet gibi kartların yerini tamamen alacak bir sistem geliştiri­lebilir. Hem daha güvenli hem de aşılması zor sistemler gün geçtikçe ortaya çıkacaktır. Örneğin üniversitelerin giriş kapı­larındaki manyetik kartlar yerine, araç sürücüsünü tanıyarak girişine izin veren bir sistemin kullanılması çok daha güvenli ve mantıklı olacaktır. Bu sayede yetki verilen kişi başka araçla da giriş yapabildiği gibi, yetkisiz bir kişi herhangi bir kartla giriş yapamayacaktır.

Pasaportlarda yüz, parmak izi ve göz bebeği olmak üzere üç tür biyometrik verinin kullanılması mümkündür. Bun­lardan göz bebeği biyometrisine dünyada henüz geçilmemiş olmakla birlikte bazı ülkeler tarafından bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Ancak bu çalışmalar beraberinde ciddi tartış­maları da getirmiş ve geleceğimizi nasıl etkileyeceği üzerine varsayımlar geliştirilmişti, Çünkü elverişlik ve güvenlik be­raberinde mahremiyetle ilgili bir endişeyi de getirmiştir.

Biyometrik cihazların çahşması ve her bir bireyin sistem tarafından onaylanması için amacına uygun bilgileri içeren bir veritabanına ihtiyaç duyulmaktadır, örneğin, çok gizli bir üs için tüm çalışanların biyometrik imzaları kayıt altında alınmalı ki tarayıcılar her bir kimsenin kimliğini doğrula- yabilsin. Bu durumu kendi başına günümüz için bir sorun değildir. Eğer sistemin sakladığı bilgi, gerçek biyometrik öl­çümlerle ilişkiliyse gizlilik ihlalleri en azdır. Ancak doğası ge­reği biyometrik sistemler, kişilerin parmak izlerinden, retina- sal düzenlerinden ya da diğer biyometrik bilgilerinden daha fazlasını toplar. Basit düzeyde pek çok sistem, bir kimsenin tarama yaptığı zamanı ve yeri kaydedecektir.

Bu teknolojinin kamu alanlarında dolaşan insanların kimliğini tespit etmek için kullanıldığını düşünelim. Örne­ğin büyük bir şehirde, trafiğin çok yoğun olduğu bir bölgede suçluların kimliğini tanımak için bu sistem kurulabilir. Bu teknolojiyi bu şekilde kullanmak temiz bir düşünceyle ger­çekleştirilse de gizlilik problemleri ortaya çıkabilir. Civarda gezen herkes kayıt altına alınabilir. Bu teknoloji herkese bir suçluymuş gibi davranabilir. Şayet bu teknoloji hata yapa­rak bir kimseyi karıştırırsa ne olur? Hava şartları, giyim, saç stili ve hatta lenslerin temiz olup olmaması, kameralarının bir kimseyi tanımasını etkileyebilir. Eleştirmenler sorabilir: “Güvenilir olmayan bir sistem neden kurulur?

Peki ya bir kimse hastalık ya da sakatlık dolayısıyla gö­rünüşünde bir değişim yaparsa? Böylesi bir değişiklik biyo­metrik sistemlerde problem yaratabilir. Biyometrik sistemi değişime uyarlamak da kullanıcının gizliliğinin ihlal edil­mesiyle sonuçlanabilir. Sistemin yöneticisi artık kullanıcı­lar hakkında daha fazla detayı öğrenir. Biyometrik sistemin yayıldığı bir toplum, sanal bir imkânsızlığı gizli saklı hâle getirebilir. Bu toplum, nüfusa karşı baskıcı, diğer taraftan da kötü davranan bir hâle gelirse vatandaşlar kendi kimlikleri­nin açığa çıkmaması yönünde daha az tepki verme fırsatına sahip olacaktır.

Biyometrik enstitülerinden bazı gruplar gizlilik endişe­sinin farkındadır ve biyometri uygulamaların kişilerin giz­liliğini tehdit etmeyi sınırlayacak işlemleri bulma çabası­nı göstermektedir. Diğer gruplar ise biyometrik bir sistem kurulumundan önce şirketlerin, hükümetlerin ve diğer ku­ruluşların bir gizlilik değerlendirmesi harekete geçirmeleri konusunu savunmaktadır. Gelecekte insanlar ancak ihtiyatlı davranarak ve biyometrik sistemlerle işbirliği yaparak hayat­larını sürdürüp gizliliklerini sürdürmenin yollarını bulabile­cekler gibi görünmektedir.

Aslında insanoğlu biyometrik tanımayı doğduğu andan itibaren yapmaya başlar. Yeni doğan bebekler gerek annesini gerek çevresindeki diğer kişi ve cisimleri sıfırdan başlayarak öğrenir. Bu öğrenme işlemi veritabanına ilk bilgilerin giril­mesi olarak düşünülebilir. Yeni doğan bebekler örneğine dönersek bu bebekler daha sonradan gördüğü, duyduğu yani duyu organlarıyla her şeyi önceki verilerle karşılaştırılıp  belirli sonuçlar elde ederek tanıma işlemini yapar, ör­neğin, annesini sesinden ve kokusundan rahatlıkla tanıyabilir. Beynimiz bu tanıma işlemlerini otomatik olarak yapmaya başlar ve genellikle mükemmele yakın başarı sağlar.

Beynimiz tarafından otomatik olarak yaptığımız bu tanı­manın yanı sıra sistematik olarak yapılan tanımanın ilk ör­nekleri insanoğlunun tarihi kadar eski değildir. Binlerce yıl önce yaşamış insanların birbirlerini göz rengi, ten rengi, boy gibi kolaylıkla ölçülen özelliklerle kesin olarak ayırt ettikleri konuyla ilgili kaynaklarda belirtilmektedir.

Birçok yeni teknolojinin geliştirilmesinde olduğu gibi biyometrinin de gelişiminde güvenlik unsuru öncülük et­miştir. Biyometrik tanıma birçoğumuzun filmlerden aşina olduğu parmak izinden suçluyu tespit etme gibi yöntemler­le günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Hızla gelişen teknoloji sayesinde parmak izinin yanı sıra günümüzde bir­çok yöntemle bu tip suçlu tespiti yapılmaktadır. Bunların en bilindik olanlarından biriyse DNA testidir. İnsanların DNA’larının birbirinden farklı olduğu, dış görünüşüne de yansıdığı gibi, belirgin bir şekilde ortadadır. Tek yumurta ikizleri haricinde (tek yumurta ikizlerinin parmak izlen bir­birinden farklıdır) bir insanın başka bir insanla aynı DNA ya sahip olmamasından dolayı günümüzde bu testler de geçerliliğini korumaktadır