Ana sayfa KONUK YAZAR CAMİLERİMİZNEFES ALDIĞIMIZ YERLERDİR

CAMİLERİMİZNEFES ALDIĞIMIZ YERLERDİR

123
0

Değerli Okuyucularım!

Cami: ‘Bir araya getiren yer, toplanma yeri.’ anlamındadır.

Camiler, yer yüzünün en şerefli mekanları olan Allah’ın evleridir. Bu itibarla, camiye giden Mü’min, Allah’ın misafiri durumundadır.

Camiler; dua ve ibadetlerin Allah’a arz edildiği, kalplerin yıkandığı, gönüllerin aydınlandığı, bakışların nurlandığı, elem ve kederlerin paylaşıldığı ve veMü’minlerin halisane kucaklaştığı mübarek yerlerdir.

Camiler, dargınların barıştığı, küskünlerin selamlaştığı, kin ve nefretin unutulduğu, intikam duygularının frenlendiği, haksızlığın ve hukuksuzluğun son bulduğu iyilik merkezleridir.

Camiler, bilmediklerimizi öğrendiğimiz, ilmimizi ve sevgimizi artırdığımız, irfanımızı yükselttiğimiz, nefsimizi terbiye ettiğimiz, iyi dostlar edindiğimiz, milli ve manevi değerlerimizi öğrendiğimiz, vatan, millet, sancak, bayrak, ezan, Kur’angibi değerlerimizi öğrendiğimiz yerlerdir.

Camiler, genç -ihtiyar, zengin – fakir, kadın – erkek, yerli- yabancı farkı gözetmeden Müslümanların bir araya geldikleri, Kâbe’ye yönelip topluca ibadet ettikleri kutsal mekânlardır.

Camiler, vatanımızın sigortası, medeniyetimizin sanat abideleri, dini ve milli birliğimizin sembolüdür.

Camiler, Yaz Kur’an Kurslarımızın yapıldığı, minik evlatlarımıza Allah ve Peygamber sevgisinin kazandırıldığı, helal-haram bilincinin aşılandığı mekânlardır.

Camilerimiz, iffet, hayâ, sadakat, tevazu, yardımseverlik, diğerkâmlık gibi üstün ahlaki vasıfların öğretildiği mekânlardır.

İslam medeniyeti cami merkezli bir medeniyettir. Yüce dinimiz İslam, cami ve cemaate çok büyük önem vermiştir.

RASÜLULLAH EFENDİMİZ ZAMANINDA MESCİD-İ  NEBEVİ

Peygamber efendimiz (s.a.v) Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde, Medine’de yaptığı ilk icraat hemen bir mescid inşa etmek olmuştur. Ve bu mescidin inşasında, ilerlemiş yaşına rağmen, bizzat sırtıyla taş taşımış, alın teri dökmüştür.

Peygamber efendimiz (s.a.v) mescidini çok yönlü olarak kullanmıştır. Efendimiz mescidi başlıca üç amaçla kullanmıştır: 1) Mabet olarak  2) İlim – İrfan yuvası olarak 3) Devletin yönetim merkezi olarak kullanılmıştır.

Mescid-i Nebi ihtiyaçların karşılandığı, sorunların çözüme kavuşturulduğu, kimsesizlerin himaye edildiği, bireysel ve sosyal düzlemde her türlü mesele ile ilgili istişarelerin yapıldığı, kararların alındığı bir merkez olarak görev ifa etmiştir.

Bütün bu fonksiyonlarıyla beraber Mescid-i Nebi’nin en önemli işlevi, edep, adap, ilim ve irfanın aşılandığı bir mektep oluşudur. İnsanlığın güzide nesli sahabe topluluğu bu mescitten yetişmiştir. İslam’ı öğrenmek için gelen kişi ve gruplara Peygamber efendimiz dini bu mescitte öğretmiş (Buharî, İlim, 6.), uygun zaman dilimlerinde ashaba orada dersler vermiş, (Buharî, İlim, 11.) soruları mescitte cevaplamıştır.

  Evlenmek isteyenlerin nikahları peygamber efendimiz tarafından mescitte kıyılmıştır. Adli davalara mescitte bakılmış, yabancı devletlerin elçileri mescitte karşılanmıştır.

MESCİDLER İLİM İRFAN YUVALARIDIR!

Dolayısıyla bizzat Peygamber efendimizin uygulamalarıyla mescit ve camiler her düzeyde ilmi faaliyetlerin yapıldığı önemli bir bilgi ve tefekkür merkezi olmuştur. Peygamber efendimiz bir gün mescide girdiğinde bir kısmı tilavet ve dua ile, bir kısmı ise ilimle meşgul olan iki topluluk görünce, her iki grubun da hayırlı bir işle meşgul olduğunu ifade ettikten sonra “Ben muallim olarak gönderildim.” buyurarak ilimle meşgul olanların yanına oturmuştur. (İbnMâce, Sünen, 17.)

Mescid-i Nebi’nin bir bölümünde ikamet eden ve sürekli ilimle meşgul olan Ashab-ı Suffe’dir. Peygamber efendimizin her daim yanında bulunan, ona sorular sorarak pek çok meselenin vuzuha kavuşmasına vesile olan söz konusu toplulukla beraber Mescid’i Nebî zamanla sistemli bir eğitim-öğretim müessesine dönüşmüştür.

Buradan Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes’ud başta olmak üzere fıkıh, tefsir, hadis gibi ilim dallarında söz sahibi olan birçok sahabîyetişmiştir.Peygamber efendimizin eğitim-öğretim amacıyla düzenlediği meclislere erkeklerin yanı sıra kadınlar da yoğun olarak katılmışlardır. Hatta kadınlar Peygamber efendimizden mescitte ilim öğrenmek için kendilerine özel bir gün tahsis etmesini istemişler, Allah Resulü de özel bir gün belirleyip vaaz ve nasihat ederek onların eğitimleriyle meşgul olmuştur. (Buharî, İlim, 35; Müslim, Birr, 152.)

SADECE NAMAZ KILINAN YER OLARAK DÜŞÜNÜLMEMİŞ!

Asr-ı saadetten beri mescit ve camiler sadece ibadet mekânı olarak görülmemiş, bilgi, hikmet ve irfan merkezleri olarak da varlığını devam ettirmiştir. Medrese ve mescit bir bütün olarak düşünülmüş, kelam ve fıkıh gibi İslam düşüncesinin önde gelen disiplinlerinin önemli ekolleri mescit merkezli oluşmuştur. Bu bağlamda İmam-ı Malik, Mescid-i Nebi’de başladığı ve sürdürdüğü derslerle büyük bir düşünce inşa etmiştir. Tefsir, kelam, fıkıh gibi temel İslam bilimlerinin kurucu şahsiyetleri arasında yer alan Hasan-ı Basrî hayatını Basra Camii’nde ilim ve irşada adamıştır. Başta İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Şâfî olmak üzere pek çok âlim, camileri ilim meclisi haline getirmişlerdir.

Hz. Peygamber, camiye gelen kadınların durumunu dikkate alarak, onların sıkıntıya düşmemelerine özen gösterirdi. Namaz sırasında bir çocuğun ağladığını duyduğunda, anneyi düşünerek namazı kısaltırdı (Tirmizî, Salât 267). Cami adabıyla ilgili bazı ahlâkî öğütlerde bulunan Hz. Peygamber, camiye gelen kadın ve erkeklerin davranışlarına dikkat etmelerini, karşı cinsin dikkatini çekecek tutum ve davranışlardan kaçınmalarını (Vâhidî, 1968:186), giyim kuşamda ölçülü olmalarını (Buharî, Meğazi 537), yatsı namazına gelen kadınların güzel koku sürünmemelerini söylerdi (İbnHanbel, 1992:IV, 363). Yine camide kadınlar erkeklerin arkasında namaza durdukları için, erkeklerin avret yerlerinin gözükme ihtimaline karşı, onlar secdeden kalkıp doğruluncaya kadar kadınların secdeden kalkmamalarını tavsiye ederdi (Buharî, Salât 6; EbûDâvûd, Salât 54).

CAMİ ADABI

Camide kendimize çeki düzen vermeliyiz. Camiye en temiz elbiselerimizi giyerek gitmeliyiz. Camilerde yüksek sesle konuşulmamalıdır. İbadet edenler rahatsız edilmemelidir. Camiye girildiğinde vaaz edilmiyor, Kur’an okunmuyorsa sessizce zikirle meşgul olunmalıdır. Camiye en son gelip, insanları rahatsız ederek en ön saflara geçmemeliyiz. Camiye girerken sağ ayakla girip sol ayakla çıkılmalıdır.Namaz kılanların önünden geçilmemelidir.Hutbe okunurken sessiz olunmalı ve okunan hutbe sükûnetle dinlenmelidir. Ön saflarda boş yer varken arka saflarda namaza durulmamalıdır. Telefonlar sessize alınmalı, cemaat rahatsız edilmemelidir. Soğan sarımsak yiyip camiye giderek cami cemaati rahatsız edilmemelidir. Bu vesile ile 2020 yılı Camiler ve Din görevlileri haftamız hayırlara vesile olsun efendim.

OSMAN YILMAZ / İLÇE VAİZİ