Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Kendi kendine yanan insanlar

Kendi kendine yanan insanlar

254
0

Dünyamızda bilimsel gelişmelere rağmen hâlâ tam olarak açıklığa kavuşturulamayan pek çok gizemli olay vardır. Bunlardan biri de imkânsız gibi görünse de in­sanların kendi kendilerine aniden tutuşup yanmalarıdır. Ta­rih, bu vakalarla doludur ve yananların ne yakınlarında ne de üzerlerinde alev almalarını sağlayan herhangi bir maddenin olmayışı, olayın en ilginç yönlerinden biridir. Peki bu oldukça ilginç olan olayın nasıl oluştuğunu biliyor musunuz? Tüm merak ettikleriniz yazımızın devamında.

Yanan kişilerin bir kısmının üzerindeki kıyafetlerin tu­tuşmamış olması, normal bir yanma olmadığının kanındır. Kemikleri dahi kül olan bu insanlarda yanma,koltuklarında otururken ya da yatağa uyumak için girdiklerinde gerçekleş­miştir. Bu vakalar genellikle ölümle sonuçlandığından kendi kendine yananların ne yaşadığını öğrenmek mümkün olmuyor.Sayısı az da olsa ölmeyen kurbanlar olduğunu açıklayamamıştır acı verici yararlara dönüşmüştür.

Bilimsel olarak kemiklerin kül hâline gelebilmesi için 1500 santigrat derecede yaklaş.k 2-2,5 saat kadar bekletilmesi gerekir. Yanan insanların kemiklerinin kül hâline gelmesi için gereken bu ısının bulunduğu mekânı tutuşturma­ması hatta bazılarının kıyafetini dahi etkilememesi oldukça şaşırtıcıdır. Yanmaların kurban yalnızken ve kısa sürede gerçekleşmesi ve kurbanın hiçbir ses çıkartmaması da olayı ka­ranlıkta bırakan gizemlerdir. Tarihte kayda geçen ilk örnek, 1731 senesinde yatağında hizmetçisi tarafından kül hâlinde bulunan bir kadındır. Kurbanın yatağında ve çarşafında hiç­bir yanık izi olmadığı gibi odada ateşe yol açacak yanıcı mad­de de bulunamamıştır.

Araştırmacılar son zamanlarda kendiliğinden yanma va­kalarının oldukça arttığını belirtirken bilimsel açıklamala­rı kuramlardan ileri gidememektedir. Olayların ilk çıktığı za­manlarda bu tür yanmalar insanlara Tanrı tarafından verilen bir ceza olarak görülmekteydi. Ardından öne sürülen yanlış beslenme teorisine göre, yiyeceklerin bozuşmasıyla oluşan metan gazı bağırsaklarda birikince bulmuş ve içten yanma gerçekleşmiştir.

Statik elektrik teorisine göreyse insan vücudundaki statik elektrik, seviyesinin yükselmesi ve tehlikeli sınıra ulaşması so­nucu kıvılcım çıkartarak vücudu, giysileri ve etraftaki tozları tutuşturabilirdi. Tüm gün halıların üzerinde dolaşıp statik elektrik yüklendikten sonra tutuşan bir görevlinin ofisini de yakması bu konuda kayıtlara geçen en tipik örnektir. Ancak bu teori bazı ani yanma olaylarını açıklasa da tutuşmanın dı­şarıdan değil de vücudun kendisinden olan ve etrafını hiçbir şekilde yakmayan vakalara cevap verememiştir.

Fizikçiler bu vakalarda atomaltı parçacıklarının parmağı olduğunu ve hücrelerde mini patlamamalara neden oldukları­nı ileri sürerken fosforu sorumlu tutanlar da vardı. Buna göre canlılar fazla enerjilerini fosfor bağları şeklinde depoluyor ve bazı durumlarda uygun olmayan şekilde üretilmiş polifosfor bileşikleri reaksiyona girerek hücreleri tutuşturuyordu.

İnsanın kendi yağıyla kandil gibi yandığını savunan ve fi­til etkisi adıyla anılan teori en popülerlerindendir. Kurbanın giysilerinin erimiş vücut yağlarını emip lamba fitili görevi gördüğünü savunur ancak burada da devreye kurbanın şu­urunun bir şekilde kapalı olması ve civarında fitili ateşleye­cek sigara gibi bir ateş kaynağı olması girer. Çünkü örneğin kurban elinde sigara varken uyumuşsa ve o sigara elbisesini tutuşturmuşa ısıdan dolayı vücudun yağları erir ve elbisenin kumaşı tarafından emilerek fitil gibi yanmayı devam ettirir.

Yanmanın sürekli olduğu ve kurbanın vücudu yanarken çevreye zarar vermediği bir deneyde ispatlanınca teori epey bir süre itibar görmüştür. Ancak görüldüğü üzere bu teorilerin hiçbiri tüm vakaların ortak çıkığının nedenini tam olarak açıklayamamıştır.