Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Neden notere gideriz?

Neden notere gideriz?

190
0

Hemen herkesin ömründe bir kez noterle bir işi ol­muş ya da olacaktır çünkü insan ve hukukun oldu­ğu her yerde noter vardır. Peki noterde ne gibi işler yapılır ve insanlar neden notere gitme ihtiyacı duyar? Cevabı yazımızda

 Neredeyse tüm şans oyunları noter huzurunda yapılır, bazı yarışmalarda kazananlar noterin açtığı mühürlü zarflardan açıklanır. Noter hukuksal işlemlerde şahitliğine en çok güvenilen kişidir. Yaptığı her işlem hukuksaldır ve hukuk için geçerli bir delil teşkil eder. Bu nedenle, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için hukuki  iş­lemleri belgelendiren, Adalet Bakanlığına bağlı ve özel statüye tabi noterlere neredeyse her insanın bir gün işi düşer.

Her asliye mahkemesinin bulunduğu ilçede, o mahkeme­nin yargı çevresindeki noterlik işlerini görmeğe yetkili olmak üzere bir ‘Noterlik’ kurulur. Ayrıca  her ilçenin noter sayısı belli olduğundan istenilen yerde noterlik yapmak da söz konusu değildir. Yeni noterlik açıldığında da en eski başvuru kabul edilir.

Noterlik bir kamu hizmetidir fakat noterler devlet me­muru değildir. Devletten aylık almazlar. Gördükleri hizmete karşılık iş sahiplerinden Noterlik Ücret Tarifesine göre belli bir ücret alırlar. Bundan başka noterler, tahsil ettikleri vergi, resim ve harç tutarları üzerinden, yüzde üç oranında noter­lik hissesi alırlar. Noterler, devlet memuru olmadıkları hâlde i memurlar gibi, Adalet Bakanlığı tarafından tayin edilirler. Kural olarak hiçbir hizmet ve görev, noterlikle birleşemez.

Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirirler. Bunlar, yapılmaları kanunen başka bir makam veya şahsa verilmemiş hukuki iş­lemlerle yapılmaları ve resmiyet verilmesi noterlerden iste­nen hukuki işlemler, gayrimenkul satış vaatleri ve noterlikte dışarıda yazılan kâğıtlardaki imzaların onaylanması, resmi yazdı belgelerin örneğini vermek, bir dilden bir dile yazıyı çevirme işleriyle ihtar, ihbar, protesto, tescil, tespit, emanet.

Noterlik Kanunu hükümlerine göre belgelendirilen, ya­pılan işlemler resmî sayılır. Gerek düzenleme, gerekse tasdik etme (onaylama) biçimindeki noter senetleri, resmî senettir­ler. Kesin delil olup sahteliği ispatlanmadıkça doğru kabul edilirler. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gibi bazı hukuki sözleşmeler, noterlikçe yapılmadıkça geçerlilik kazanamazlar.

Devletin kendi bünyesinde olmamasına rağmen bu kadar yetki verdiği noterlerin yaptıkları işlerden sorumlulukları da vardır. Hatalı ya da eksik yapılan işlerden dolayı zarar görmüş kişilere karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk bir nevi sigor­ta güvencesi altındadır. Noterlerin aldıkları yüksek ücretler aslında bu güvencenin karşılığında bir nevi sigorta poliçesi gibidir. Bu ücretlerin bir kısmı önce bölgesel, sonra milli, sonra da milletlerarası bir fonda toplanarak aynen sigorta şir­ketlerinde olduğu gibi bir güvence oluştururlar.

Hukuki yapısı gereği, noterlik iş ve işlemleri, her milletin tarihinde, çok eskiden beri yapılmaktadır. Kurumunun ilk elerine, M.Ö. 7. yüzyılda Sümerlerin ‘Burgul’ adı altında toplanan yazıtlarında rastlanır. Eski Mısır ve Yunan uygar­larında ise okuma yazma bilmeyen kişiler arasında yapı- ticari özleşmeler, devletin yetki verdiği kişiler tarafından bir kopyası bunlar tarafından saklanırdı.

Dördüncü ve beşinci yüzyıllarda Roma Devlet teşkil düzeltilirken amme hizmeti gören yerlerdeki bu kâtipl/’ exceptores, kayzer yanında görev yapanlara da notari adı verilirdi. Bu kelimenin kökeni, Roma imparatoru Çiçero’nun konuşmalarını normal yazıyla kayda geçirmekte zorlanan sekreteri M. Tullius Tiro’ya dayanmaktadır. Tiro bu sorunu çözmek için süratli yazı yazma tekniğini buldu ve bu yazış şekline, Tiro’nun notları anlamında notae trioninaezfa veril­di. Bu sistemle yazı yazmayı öğrenenlere de notarius denildi. Noter kelimesi buradan türemiştir.

Justinian döneminde noterlerin görev ve organizasyon olarak hukuki bir düzenlemeye kavuşmasından sonra 11. yüzyıl sonlarında ilk noter okulları kurulmuştur. Bologna Üniversitesi’nde noterlik dersleri verilmesinden sonra bu alan, farklı üniversitelerde de bilim dalı olarak kabul edilmiş­tir. Fransa’da ilk zamanlarda noterlik işleri, sinyorlar ve mah­kemeler tarafından görülürdü. On altıncı yüzyılda bunlara, Tabellion veya Garcle-Note denirdi. Kral Dördüncü Herııy zamanında bu kimselere Noter adı verildi ve babadan oğla geçen bir meslek hâlini aldı.

İslam Hukukunda noterlik işlerini yapacak kişilerin adıl güvenilir, kusur ve açıktan günah işlemeyen kimseler olması istenmiştir. İslamiyet’te noterlik işleri Kuran-ı Kerimde, bit borcun adil bir kâtip tarafından şahit huzurunda yazılması emredildiğinde başlamış ve bu işlemi yapana katib-i adil den­miştir. Osmanlı Devletinde noterlik işlerini kadı veya naibin yapardı. 1877’de bunlara Mukavelat Muharriri denilmiş w bu isimde bir tüzük yürürlüğe girmiştir. 1913’te Katib-i adil Kanunu Muvakatı kabul edilmiştir. Osmanlı Devletinde , hukuki işlemlerin belgelendirilmesine son derece önem verilirdi çünkü bu dinî bir emirdi. Bunun en açık delili de ağzına kadar dolu olan devlet arşivleridir. Ülkemizde 1939’da No terlik Kanununun kabul edilişine kadar bu kanun yürürlükle kalmıştır. Bugün 1512 sayılı Noterlik Kanunu yürürlüktedir.