Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ İstanbul’un simgesi: Galata Kulesi

İstanbul’un simgesi: Galata Kulesi

285
0

İstanbul denilince şüphesiz ki aklımıza Galata Kulesi gelir. İstanbul’un Galata semtinde bulunan kale, 528 yılında inşa edilmiş olup, günümüzde turistlerin ilgi gösterdiği bir yer haline gelmiştir. Yalnızca turistlik bir yer değildir Galata Kulesi, tarihin pek çok olayına şahitlik etmiş ve pek çok amaçla kullanılan bir yapı olmuştur. Galata Kulesi’nin tarihi hakkında pek çok bilgiyi sizler için hazırladık.

İstanbul’un Galata semtinde bulunan ve bu efsanevi şehrin manzarasını en yüksekten izleyebilme imkânı sunan Galata Kulesi, şehrin en önemli sembollerinden biri­dir. Dünyanın en eski kulelerinden biri olarak da bilinir ve ne zaman, hangi amaçla, kimin tarafından yaptırıldığına dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır.

Bunlardan birine göre kule, İ.S. 507’de Galata’yı koru­mak ve Haliç’i gözlemek amacıyla İmparator Iustinianos za­manında inşa edilmiştir. Bir başka iddia ise Bizans İmpara­toru Anastasius tarafından 528 yılında Fener Kulesi olarak yaptırıldığıdır. Bir diğer kaynak da 507 yılında imparator Zenon un emriyle yapıldığını söylemektedir. Ancak yapıya günümüzdeki yakın şeklini, 1348 yılında Cenevizlilerin ver­diği kesin olarak bilinmektedir.

1216’da bölgeyi ele geçirerek deniz ticaretini elinde tutmaya başlayan Cenevizliler, 1204 yılındaki IV. Haçlı Seferinde büyük zarar gören kuleyi yığma taşlar kullanıp Galata surlarına ek olarak yeniden yaptılar. Kuleyi, Bizans İmparatorluğuna karşı savunma ve gözetleme amacıyla kul­landılar. Cenevizlilerin tepesindeki haç işaretinden dolayı ‘İsa Kulesi’ adını verdikleri kule, Bizans tarafından birçok kez yıkılmak istenmişse de Cenevizlilerin direnişi yıkımı engelle­miştir. Kuleyi 1348 yılında yeniden inşa ettiklerinde kentin en büyük binası olmuştur. Kule aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığında Bizans’ı destekleyen Cene­vizliler tarafından üs olarak kullanılmıştır.

İstanbul’un fethinin ardından, Zağanos Paşanın buyru­ğuyla onarılan kuleye bir dizdar yani kale muhafızı tayin edilmiştir. Bir rivayete göre, Fatih Sultan Mehmet kulenin külahını yıktırıp değiştirmiştir. Galata surlarının baş kulesi, 1509 yılında İstanbul’u sarsan ve ‘Küçük Kıyamet’ adı veri­len depremde hasar görmüş, 2. Beyazıt’ın buyruğuyla Mimar Murat Bin Hayrettin tarafından tamir edilmiştir.

Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyıl ye­nilenip onarılmıştır. Kanuni döneminde Kasımpaşa tersane­lerinde çalıştırılan Hıristiyan savaş esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. On altıncı yüzyılın sonlarına doğru Sultan III. Murat’ın izniyle burada Müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kurulmuş ancak bu rasathane bir süre sonra kapatılıp hapishaneye dönüştürülmüştür.

On yedinci yüzyılın ilk yarısında IV. Murat dönemin­de Hezarfen Ahmet Çelebi, Okmeydanı’nda rüzgârları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra tahtadan yaptır­dığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Gala­ta Kulesinden Üsküdar-Doğancılar’a uçmuştur. Bu uçuş Avrupa’da ilgiyle karşılanmış, İngiltere’de bu uçuşu göste­ren gravürler yapılmıştır.

On yedinci yüzyıla doğru mehterhane takımına ev sahip­liği de yapan Kule, 1717’den sonra artan İstanbul yangınla­rıyla baş edebilmek için yangın gözetleme kulesi olarak da kullanılmıştır. Yangın, ahalinin duyabilmesi için büyük bir davul çalınarak haber verilirdi. Ancak bu görevine rağmen 1794’de III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yanmıştır. Onarılan kule 1831 yılında baş­ka bir yangında yine hasar görmüş ve yeniden onarılmıştır. 1875 yılında bir fırtınada külahı devrilmiştir. 1965’te başla­nıp 1967’de bitirilen son onarımla da kulenin bugünkü gö­rünümü sağlanmıştır.

Günümüzde Galata Kulesi’nin yerden çatısının ucuna ka­dar olan yüksekliği 66,90 m, dış çapı 16,45 m, iç çapı ise 8,95 m.dir. Kule, bodrumuyla birlikte 12 katlıdır. Duvar ka­lınlığı da 3,75 m civarındadır. Yapılan statik hesaplamalara göre ağırlığı yaklaşık 10.000 ton, kalın gövdesi işlenmemiş moloz taşındandır. Derinliğinde bulunan çukurların altındaki kanalda birçok kafatası ve kemik bulunmuştur. Orta boşluğun bodrumu ge­nelde zindan olarak kullanılmıştır. Kulenin tarihinde bazı intihar olayları kayıtlara geçmiştir. 1876 tarihinde, bir Avus­turyalı, nöbetçilerin dalgınlığından faydalanıp kendini kule­den aşağı atmıştır. 6 Haziran 1973 günü ise ünlü şair Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 15 yaşındaki oğlu Vedat kuleden atlaya­rak intihar etmiştir. Oğuzcan, bunun üzerine Galata Kulesi adlı şiiri yazmıştır. Bununla beraber Galata Kulesi konulu en uzun şiir, 2009 yılında Aydın Meriç tarafından yazılmıştır.