Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Sumo güreşçileri neden şişman?

Sumo güreşçileri neden şişman?

132
0

Bugün size Sumo güreşçilerinin neden şişman olduklarını anlatacağım.

Japonya, kendine has zengin gelenek ve görenekleriyle dünyadaki en ilginç ülkelerden biridir. Sanatları, yaşam tarzları, teknolojileri ve çalışkanlıklarıyla ünlü çekik gözlüler diyarında, birçok geleneksel spor dalı da bulunmaktadır. İşte bunlardan biri, Sumo Güreşi’dir ve Japon kültürüne ait spor­ların içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Dünyada popülerleşip takip edilen bir spor dalı hâline gelmesinde ise şişman devlere benzeyen güreşçilerinin büyük payı bulunmaktadır.

Japonya’da çok eski dönemlerden beri yapıldığı bilinen Sumo Güreşi, törenin ve geleneklerin ön planda olduğu bir seremonidir. Sumo kelimesi, Japonca sumafu yani ‘kendini savunmak’ anlamına gelen sözcükten türemiştir. Bugün efsane olarak anlatılan eski inanışa göre, tanrı Take-Mikazu- çi, ülkede egemenliğini kurabilmesi ve sürdürebilmesi için rakibiyle sumo yapması gerekmişti. Tanrıların sporu olan sumonun yarı dinsel bu niteliği, bu sporun halk için yaşam­sal öneme sahip bütün etkinliklere girmesine yol açtı. Önce tapınaklardaki törenler içerisinde uygulanırken ilk aşamada saraya taşındı.

Sekizinci yüzyılda dinin devlet işlerindeki ağırlığının artmasıyla Nara döneminde saray törenlerinde sumoya yer verilmeye başlandı. On ikinci yüzyıldan itibaren başlayan askerî yönetimin vazgeçilmez unsuru olan samurayların eği­timinde sumo önemli bir rol oynadı. Dolayısıyla soylu asker sınıfının mensupları samurayların bu sporun gelişmesinde büyük katkıları oldu.

On yedinci yüzyıldan itibaren sumo güreşi saraya ve dev­lete ait olmaktan çıkıp soylular arasında yayıldı. Soylu aileler, sumoyu eğlenceleri arasına soktu. Sumo bu dönemde kurum- sallaştı. Soyluların eğlence aracı zamanla sıradan vatandaşlar arasında yayıldı. Bu gelişim doğal olarak başlangıçta dinsel nitelikteydi. Halk ülkenin kaderi üzerinde etkili olduğuna inandığı sumo sporunu günlük yaşamına taşıdı. Bereketli bir ürün için ekim zamanı düzenlenen yarı dinsel törenlerde sumo yapılmaya başlandı ve dualar arasında yapılan sumo güreşleri tanrılara adandı. Sumo sonraları dinsel kimliğinden sıyrılarak halkın eğlenceleri arasına girdi. Sumo, tanrıların katından halkın arasına indikçe bu sporun tekniği de evrim geçirdi. Başlangıçta boks ve güreş karışım,, gereğinden f^ sert vc kuralsızken saraydaki törenlerde yer almasıyla birliklç sumoya bazı kurallar koyularak saray protokolüne uygUn bif hâle getirildi.

Sumo sporu, Japonların geleneksel savunma sporlarının genel adı olan jijitsu’nun başlangıcı ve temelidir. Bu nedenle günümüz Japon toplumunda bu spora büyük saygı duyulur ve ayrı bir önem verilir. Japon halkının derin saygı duydu­ğu Sumo güreşçileri ise Japonya’da oldukça önemli bir sosyal konuma sahiptir. Bu güreşçilere Japonya’da ‘rikişi’ denilir. Rikişi’nin amacı, rakibinin dengesini kaybetmesini sağlaya­rak ya vücudunun herhangi bir kısmını mindere değdirmek ya da ringin dışına atmaktır. Nevvton’un ikinci hareket kuralı olan hız = güç/hacim eşitliğine göre, ne kadar ağır olursanız rakibinizin sizi yerinizden oynatabilmesi için o kadar çok güç kullanması gerekir. Güreşçilerin bu kadar kilolu olmasının temel nedeni bu kurala dayanmaktadır.

Sumoda kilo sınırlaması ve kilolara göre kategori ayırımı yoktur. Bir sumo güreşçisi karşısında kendinin iki katı ağır­lıkta bir rakip bulabilir. Bu yüzden sumo sporunun kendine özel teknikleri vardır. Bu teknikleri akıllıca uygulayan kaza­nır. Şimdiye kadarki karşılaşmalar içinde düşük kilolu olma­sına rağmen ağır rakibini yenen sumocular çıkmıştır. Bu gü­reşçiler, normal Japon vatandaşları arasında da aşırı ağırlığa sahiptirler. Genel olarak şu bir gerçektir ki ağır olmak sumo- cuya her zaman avantaj sağlar. Bu yüzden 250 kilo civarında sumo güreşçilerine rastlamak mümkündür. Sumo Güreşi her iki güreşçinin de uzun bir seremoniyle güreş alanına çıktığı geleneksel bir gösteriyle başlar. Sporcu­ların alana gelmesiyle başlayan seremoni, güreşçilerin daire­sel şekle sahip olan kum alana girmesiyle tamamlanır. Sumo Güreşi’nde, güreşçilerin ayak tabanları haricinde vücutları­nın herhangi bir bölümünün yere değmemesi gerekir. Sumo güreşçilerinden herhangi birinin el de dâhil olmak üzere her­hangi bir vücut bölümü yere dokundurursa maçı kaybetmiş sayılır. Kısaca sumoda amaç dimdik ringin içinde durmaktır. Kurallar rakiplerin hareketlerinde sınırlama getirir. Örneğin, yumruk atmak, saç çekmek, karna veya gövdeye tekme at­mak yasaktır. Ringe çıkan sumocu eline aldığı bir avuç tuzu ringin ortasına doğru havalı bir biçimde serper. Bu tuz serp­me tarzı bile o güreşçinin özelliyle ilgili ipuçları verir.

Çok nadir durumlar haricinde Sumo Güreşi müsabakaları birkaç saniye gibi oldukça kısa bir sürede tamamlanır. Gü­reşçilerin uzun süre boyunca mücadele ettiği ve birbirlerini yere düşürmek ya da halatla çevrelenen dairesel alanın dışına atmak için büyük gayret gösterdiği müsabakalar çok nadir olduğundan bu tür maçlar, Sumo Güreşi efsaneleri arasın­da sayılmaktadır. Karşılaşmanın düzenleneceği alana girişten itibaren başlayan dinî ve töresel ritüeller, sumo güreşçilerinin alanı terk etmesine kadar devam eder.