Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Mavi gökyüzü: ozon gazı

Mavi gökyüzü: ozon gazı

147
0

Atmosferin en üst tabakasında bulunan ve gökyüzünün mavi renginin ana sebebi olan  Ozon gazı hakkında tüm merak ettikleriniz bu yazıda!

Ozon tabakasının delindiğini duymayan kalmamış­tır. Gezegenimiz için ciddi bir tehlike oluşturan bu konu, dünya ülkelerince çözümler geliştirmeye dair en çok ele alınan konulardan birisidir. Yapılan anlaşmalar ve çalışmalar sonucunda amaçlanan, ozon tabakasına zarar ve­ren maddelerin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Özellikle kullanılan deodorantlar, egzoz gazları, ev ve fabrika bacala­rından çıkan dumanlar, klimalar, böcek ilaçları bu tabakayı olumsuz yönde etkilemektedir.

Ozon tabakası, ozon gazından oluşan ve atmosferin yu­karı seviyelerinde başka bir deyişle yer yüzeyinden 50-85 km yüksekte bulunan bir tabakadır. Ozon(O), üç oksijen ato­mundan oluşan molekülleriyle renksiz bir gazdır. Normal koşullarda atmosferin alt değerindedir. Bununla birlikte dumanlı sisin oldu|u yerlerde ozon miktarı artmaktadır. Ozonun aşması sağlığa zararlı kabul edilir.

Gökyüzünün mavi renginin ana nedeni ozon’dur. Sıvı, hâlde lacivert renge dönüşen ozon gazı, Dünyayı Güneş’ten gelen zararlı morötesi (ultraviyole) ışınlarına karşı korumak­tadır. Ozon Tabakası’nın bu işlevi, hayati açıdan çok önem­lidir çünkü bu ışınlar ölümcüldür. Şayet bu ışınlar dünyaya ulaşmış olsaydı, her şey yanar ve gezegende yaşam sona ererdi.

Atmosferin üst katmanlarında ultraviyole ışınları, alt kat­manlarında yıldırım çakması sonucu oluşan elektrik akımının oksijeni parçalamasıyla oluşan ozon, havanın temizlenmesin­de çok önemli bir rol oynamaktadır. Bir özelliği de depolana- mayan yani stoklanma imkânı bulunmayan tek gaz olmasıdır. Nedeni ise bulunduğu ortamın sıcaklığıyla doğru orantılı ola­rak zamanla hammaddesi olan oksijene dönüşmesidir.

Ozon, gelişmiş ülkelerde pek çok sektörde alternatifsiz bir dezenfektan olarak kullanılmaktadır. Virüs, bakteri ve man­tar gibi organizmaların yaşamlarını ve çoğalmalarını engeller. Klordan 3000 kattan daha fazla güçlü etkiye sahiptir. Nere­deyse 1 gr ozon, 1 ton sudaki zararlı organizmaları birkaç dakikada öldürebilecek güçtedir. Bu özelliği sayesinde dünya Çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldü­rücü olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda su içerisindeki ağır metalleri ayrıştırarak uzaklaştırır, kötü koku ve tatları yok eder, rengi berraklaştırır. Bu tip uygulamalarda tekrar oksijene dönüştüğü için su içerisinde kalıntı bırakmaz.

Bu gazın kullanımı gıda sektöründe de yaygındır. Özellik­le sebze ve meyvelerin depolama süresini uzatmada, konserve ve dondurulmuş gıdaların hammaddelerinde, et ürünlerinin üretim ve saklanmasında ozon ürünlere zararlı mikroorga­nizmaları ortadan kaldırarak çok faydalı olmaktadır. Bu saye­de üretim, depolama ve nakliye aşamalarında gıda maddeleri bozulmamakta ve tazeliğini korumaktadır. Bu uygulamalar genelde ozonlu suyla yıkama ya da ozonlu su içerisinde belli süre bekletme aracılığıyla yapılabilmektedir. Ozonun bu tip uygulamalarda en önemli özelliği, klor gibi yiyecek madde­leri üzerinde kalıcı etki bırakmamasıdır. Ozon, 1997 yılında gelişmiş ülkelerde gıdalar için güvenilir Gazlar Sınıfına gir­miş ve FDA  düzenlemelerinde, gıdalarda kullanılabilir katkı maddesi olarak ozana yer verilmiştir.

Aynı zamanda temizlik gazı olarak bilinen ozon, sağlık sektörünün birçok alanında dezenfektan olarak kullanılmak­tadır. Derin yaraların tedavisinde etkilidir. Son 10-15 yıldır bel ve boyun ağrılarında da kullanımı söz konusudur. Ancak bilinçsiz kullanımının başta karaciğer olmaz üzere insan sağ­lığına yan etkileri vardır.

Ozon tabakasının ve gazının insanlığa sağladığı  anlaşıldığında, bu tabakanın delinmesinin ne kadar büyü^ sorun olduğu daha iyi kavranmaktadır. Aslında ozon deli^ gerçekten bir delik değildir. Ozon tabakasındaki bir incelmedir. Bu, ozon tabakası gittikçe inceliyor anlamındadır. Bunun nedeni, bizlerin havaya saldığı kimyasallardır. Bu kimyasal maddeler günlük yaşamımızda kullanılır ve ozon tabakasına zarar verirler. Modern cihazlar, ozon tabakasındaki incelmeyi belirleyebilmektedir. Ölçümler, Güney Kutbu’ndaki (Antartika) incelmenin Kuzey Kutbu’na göre daha büyük olduğunu göstermiştir. Ozon tabakasındaki bu incelme bir şey yapıl­mazsa daha da büyüyecektir. Ozon tabakasında incelme kü­resel bir problemdir. Bu soruna karşı herkesin duyarlı olması ve zararlı kimyasalları artık daha fazla kullanmamasıyla ozon tabakasının iyileştirilmesi mümkün olabilecektir.

Ozon deliğinin ana sonucu, yeryüzüne daha fazla ultravi- yole (UV) ışınının (özellikle çok tehlikeli olan UV-B) ulaş­masıdır. UV ışınları güneş yanıklarına, deri kanserine neden olabilir, gözlere zarar verebilir (katarakt) ve insanlarda bağı­şıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilir. Bilindiği gibi bağışıklık sistemi hastalıklara karşı koymamızı sağlayan bir sistemdir. Bu sistem zayıfladığı zaman, hastalıklarla savaşma yeteneğimiz de zayıflamış olacaktır. UV ışınları sadece sağ­lığımızı etkilemekle kalmaz, çevre üzerine de olumsuz etki yapabilir. Tarımsal üretimi azaltabilir, ayrıca deniz besin zin­cirini bozarak balık nüfusunu etkiler.