Ana sayfa GÜNDEM Sakarya Destanı’nın on sekizinci günü…

Sakarya Destanı’nın on sekizinci günü…

82
0

Kurtuluş Savaşımızın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi, 22 gün 22 gece sürdü. 99’uncu yılını kutladığımız bu zafere giden yolda yaşananları Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi işbirliği ile gün gün yayınlıyoruz.

Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi işbirliği ile Sakarya Zaferinin 99. Yıldönümünde, gün gün zafere giden yolu siz okuyucularımıza sunuyoruz. Sakarya Zaferi’nin on sekizinci günü 9 Eylül 1921 tarihine dayanıyor. İşte günün önemli olayları…

Sakarya Destanı  (18inci Gün 09 Eylül 1921)

Günün önemli olayları:

09 Eylül cephede hareketlilik yaşanmadı. Ancak Türk cephe komutanlığı kararını vermişti. DUA TEPE-KARTAL TEPE ile MANGAL DAĞI istikametlerinde taarruz hazırlıkları yapıldı ve kuvvet kaydırıldı. Yunan kuvvetlerinin sol yanına taarruz edilecekti. Türk Ordusu keşif ve baskınlarını sürdürdü.

Başkomutan Mustafa Kemal, Polatlı’da

On üç günlük kanlı çarpışma ve boğuşmalardan sonra sakin günler yaşamaktaydı. Eski askerlerin deyimiyle ‘’Kılıçlarını bilediği’’ belliydi. Kuvvetli olan saldırgan, hamle üstüne hamle tazelemekten halsiz düşmüş, zayıf olan savunucu ise adım adım her tepeyi, her yamacı ayrı ayrı müdafaa etmekten dermansız kalmıştı. Ama şimdi durumun değiştiğini iki taraf da biliyordu. Son darbeyi vurmak ve Yunan Ordusunu Sakarya’nın batısına geçmeden imha etmek için Sakarya üzerindeki köprülerin tutulması gerekiyordu. Bunun için de bu köprülere hakim olan tepeleri almak en uygun hareket tarzı olacaktı. Bu amaçla savaşın başından beri Alagöz de bulunan savaş karargahı Başkomutanla birlikte bu gün Polatlı’nın 6 km kuzeydoğusunda bulunan KARAPINAR köyünün üstündeki ZAFER tepeye taşınmıştı. Bu köyde Mürettep Kolordu karargâhı bulunuyordu. Başkomutan Mustafa Kemal geceleri karargâh haline getirdiği trende, gündüzleri ise diğer komutanlarla beraber zafer tepeden savaşı yönetiyordu.

Cephe Komutanı İsmet Paşa ilk emrini, daha sabah olmadan, 02.00’de vermişti:

1. Düşman harekâtında çekilme işaretleri görülmektedir.

2. Kesin sonucun elde edilmesi için, 10 Eylülde fecirle birlikte, takviye edilen Mürettep Kolordu tarafından düşman sol kanadına taarruz edilecektir.

3. Bugün durumda fevkalâde bir değişiklik olmadığı takdirde,10 Eylülde fecirle beraber Katrancı vadisi batı kesiminde aşağıdaki gibi taarruz yapılacaktır: l nci Grup kesiminde yalnız bir tümen bırakılacak, diğer iki tümen topçuları ve ağır topçuları ile birlikte 2 nci Grup kesiminde toplanarak dört tümenle Ilıca vadisi batısından Yamak – Bahçecik ve Dikilitaş – Taburoğlu istikametlerinde taarruz edilecektir. Tümenlerin taarruz istikametlerinde toplanması 9/10 Eylül gecesi yapılacak ve taarruza 10 Eylül fecirle başlanacaktır. 4. 5 nci Grup, Eskikışla kesimini işgal ve muhafaza ederek. Katrancı vadisi doğusundaki düşman kıtalarının çekilme yollarını tamamıyle kesmiş bulunacaktır. Evet artık son perde başlamak üzereydi. Son perde de rol alacak tümenler dün gece yağmur altında bütün gece boyunca yorucu bir yürüyüşle yerlerini almışlardı. Bu gün yayınlanan emir sanki yardımcı oyuncuların yapacaklarını açıklar nitelikte idi. Yunan Ordusu gelen keşif raporlarına göre bazı birliklerini Sakarya nehrin batısına almış, bazılarını da Beylik köprü ile Kavuncu köprüsüne yanaştırmak gayreti içindedir. Polatlı bölgesindeki birliklerini takviye etmekte çünkü burada hakim tepeler olan Dua Tepe ile Kartal Tepeyi özellikle elde bulundurarak nehirden geçişi korumak istemektedir.

“CAMBAKLI ve ŞEYHAHMETLİ köyleri tamamen yakılmıştır”

Mustafa Kemal Paşa, Zafer tepedeki Gözetleme yerinden araziyi inceledikten sonra yarınki taarruz için Albay Kâzım’a emirlerini verip, Fevzi ve İsmet Paşaları da açık otomobiline alarak trenine döndü. Yakındaki tren hattı üzerindeki yarda da  gizlenmiş bir lokomotif ve iki vagondan ibaret bu tren, paşaların burada hem karargâhı hem de yatakhane ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Türk tarafında bunlar yaşanırken, Yunan komutanlar arasında ise anlaşmazlıklar yaşanmaktaydı. General Papoulas’la 2 nci Kolordu Komutanı Prens Andrew arasındaki anlaşmazlık emirleri uygulamama derecesine varmıştı. Artık Yunan Komutanların yapılacak hiçbir manevranın başarı getirmeyeceğini biliyorlardı. Tek dertleri birliklerini bu uçsuz bucaksız Anadolu Bozkırında imha olmadan daha güvenlik bir bölgeye çekilmekti. Bunu yaparken de Yunanlıların öç alma ve vahşet duygularını yeniden arttırmıştı. Düşman gerilerinde harekâtta bulunan 2 nci Süvari Tümenimiz bugün öğle üzeri Cephe Komutanlığına ulaşan, raporunda şunlar yazıyordu: ‘’CAMBAKLI ve ŞEYHAHMETLİ köyleri tamamen yakılmıştır. Bu arada yanmış cesetlere de rastlanmıştır.”  35 nci Süvari Alayının 9 Eylül 1921 saat 13.00 tarihli raporunda da şunlar vardı: ‘’Aziziye’de (Emirdağ) düşman yoktur. Yunan askerlerinin bura halkına işkence yapmış oldukları ve yine burada ve civar köylerde halktan ileri gelenlerden biri ile on beş kadın ve erkeği öldürdükleri, çevredeki köy mahsullerinin yüzde yirmisini tamamiyle yaktıkları ve pek çok sayıda küçük ve büyük baş hayvanı sürüler halinde götürdükleri anlaşıldı.’’ Bu cinayetler, bu barbarlıklar yeni değildi ki! İzmir’e çıktıkları günden beri başlamıştı ve ne zaman biteceği de belli değildi…