Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ İnekten sağılan ilk süt

İnekten sağılan ilk süt

215
0

Hayvanlar pek çok mucizeyi hayatımıza sokan varlıklar. Özellikle beslenme alanında bize pek çok yarar sağlar hayvanlar. Bu hayvanlardan en önemli olanı şüphesiz ineklerdir. Hem etinden hem de sütünden yararlandığımız inekler, bizlere besin kaynağı olur. Peki, hiç merak ettiniz mi ilk inek ne zaman sağılmıştır?

Doğduğumuz günden itibaren ömrümüzün sonuna kadar içebileceğimiz en temel gıda maddelerinden biridir süt. Öyle verimli bir gıdadır ki ondan yapılan tereyağı, kaymak, yoğurt, çökelek, kefir gibi ürünler, beslenmemizde önemli bir yer tutar. Sağlığımız için son derece faydalı olan bu mucizevî gıdanın baş aktörleri ise hepimizin bildiği gibi inek­lerdir.

Tarihsel belge ve kanıtlarda, süt ve süt ürünlerinin kulla­nımıyla ilgili pek çok izle karşılaşılmıştır. Bu kanıtlardan en eski tarihli olanı, Babil Medeniyeti’ne ait bir tapınakta bu­lunan kabartmadır. Kabartmada, ineği sağan kişi, bugün ol­duğu gibi ineğin sağında oturmak yerine arkasında, özel bir taburede oturmaktadır. Diğerleri onun sağdığı sütü elekten geçirip yerde duran büyük bir kaba boşaltmaktadır. BaŞka bir grup ise bu kaptaki sütü testilere bölüştürmektedir. Bu tapınağın yaşı, 5000 yıl olarak hesaplanmıştır. Bu durumda diye­biliriz ki süt sağma işi, 5000 yıl öncesinden beri iyi organize edilmiş bir uğraştır ve insanlar o tarihten itibaren besin de­ğeri yüksek olan sütün tüm nimetlerinden faydalanmaktadır.

Homeros’un yazılarında da (M.Ö. 8. yüzyıl) süt, süt ke­siği ve peynirle ilgili anlatımlara rastlanmaktadır. M.Ö. 4. yüzyılda Antik Trakya ahalisinin, yoğurt ya da yoğurt benzeri prokiş’ dedikleri bir çeşit ekşi süt ürettikleri saptanmıştır. Süt işleme tekniklerini bugünkü Rusya, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine tanıtanların ise Türkler, Moğollar ve diğer göçebe kavimler olduğu tahmin edilmektedir.

Günümüzde, insanların tükettiği sütün büyük bir bölü­mü inek ve keçiden elde edilmektedir. Ama dünyanın pek çok yerinde, yörelerindeki farklı hayvanların sütünü tüketen halklar vardır. Örneğin, Asya’nın pek çok yerinde deve ve at sütü (kımız) kullanılmaktadır. Alaska’da yaşayan Eskimolar geyik sütü içerler. Hindistan’da ise su bufalosunun sütü sa­ğılır. Ayrıca Asya ve Avrupa’da koyun sütü tüketimi de çok önemli bir yere sahiptir.

Süt pek çok kimyasal maddeden oluşur ama yaygın kul­lanılmasındaki en önemli etken, taşıdığı yüksek orandaki kalsiyum, fosfor ve proteindir. Bu mineraller, süt çabuk hazmedildiği için vücut tarafından hemen alınabilir. Ayrıca için­deki süt şekeri (laktoz) ve süt proteini (kazein) başka hiçbir maddede bulunmaz.

İnekler dünyanın süt ihtiyacının yüzde doksanını karşılarlar. Doğum yapmadan önce süt veremeyen ineklerin bir memesi, bir seferde 11-22 litre süt taşıyabilir. Bu nedenledir ki inekler, sağılma zamanları geldiklerinde pek rahat durmaz ve sütün hemen oradan alınmasını isterler. Bir inek hayatı boyunca yaklaşık 200,000 bardak süt verir.

İneklerin midesi dört bölmeli yaratılmıştır ve günde 40 kilo yemek yeme kapasitesine sahiptirler. Sadece otla besle­nen bir inek günde yaklaşık 50 bardak süt verebilirken ot, ekin ve samanla beslenen bir inek günde 100 bardak kadar süt üretir. Süt sağma makineleri icat edilmeden önce çiftçiler ortalama saatte altı inek sağabiliyorlardı. Bugün ise çiftçiler saatte 100 ineği sağabilen makineler kullanıyorlar. Ancak köylerde hâlen birçok insan ineklerini makine kullanmadan sağmaktadır.