Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Kına Gecesi Neden Gelenektir?

Kına Gecesi Neden Gelenektir?

220
0

Bugün size “Hiç Merak Ettiniz Mi 2köşemizde kına gecesinin neden gelenek olduğunu anlatacağım.

Birçok kültürün en önemli parçalarından biridir dü­ğün törenleri. Bu törenlerin içinde yer alan ve geli­nin baba evinde kalacağı son gece yapılan kına gecesi ise en duygu yüklü olanıdır. Hüzünlü, yanık bir ezgiyle söylenen ağıtlar, bu eğlence gecesinin olmazsa olmazıdır. Geleneksel yapının yoğun yaşandığı bölgelerde hâlâ eski önemini koru­maktadır ancak büyük kentlerde artık ya yapılmamakta ya da sadece eğlenceden ibaret bir gün olma niteliği taşımaktadır.

Kına yakmak eski İslam geleneklerindendir. ‘Vatana kur­ban olsun’ diye askere gidecek olan gence ve Allah’a kurban olsun’ diye kurbanlık hayvana yakılan kına, konu gelin olun­ca farklı anlamlar taşımaktadır. Kimi kınayı ‘Cennet Sıvası’ olarak kabul edip sevap sayarken kimi de kınasız gelinin cennete gidemeyeceğine inanır. Ama pek çok Anadolu yöresinde kına aslında bakireliği diğer bir deyişle bekâreti simgeler.

Geleneksel toplumlarda kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak amacıyla yakıldığı söylenmektedir. Kına aynı za­manda koruyucu özelliğiyle karşımıza çıkmaktadır. Gelin ve davetlilerin ellerine yakılarak evliliğin bir anlamda kutlanıp kutsanması sağlanmaktadır. Bazı yörelerdeyse kına aslında evlenen kızın babasının evine bir daha aynı şartlarda geri dö­nemeyeceğini anlatır. Bu inanca göre kızın gelin gittiği evde acı ve eziyet çekeceği, rahat günlerin bitip zor günlerin baş­ladığı düşünüldüğü için baba evinden çıkış ölümle eşdeğer tutulmaktadır.

Kına gecelerinde uygulanan âdet ve uygulamalar esasta bir olmakla beraber ayrıntılarda yöreden yöreye değişen birta­kım özellikler gösterir. Genelde düğünden önce düzenlenen bu gece, kız evinde yapılır ancak kına oğlan evi tarafından alınır. Başına allı pullu bir duvak örtülen gelin, genç kızla­rın söyledikleri ağıtlar eşliğinde ve içinde mumların yakıldığı kına tepsisiyle ortaya getirilir. Sonra duayla kına yakma töre­ni başlar. Gelinin sağ elinin avucunun ortasına kına ve altın konulur, sonra el ipek bir mendille bağlanır.

Kına gecesinde söylenen kına ağıtları, tıpkı ölüm ağıtları gibi belli bir tören unsuru taşıyan ağıtlardır. Yalnızca kadınlar tarafından, geline kına yakılırken ve genellikle sazsız, çalgısız söylenir. Kına gecesinde amaç gelini ağlatmaktır. Eğer ağla­mazsa ‘kocada gönlü var’ şeklinde yorumlanır ve ayıplanır.

Kına ağıtlarında ağırlıklı tema ayrılık ve gurbettir. Bu ağıtla­rın oluşumunda coğrafi özellikler, ağıtı yakanlar tarafından sıklıkla kullanılır.

Gelinlere kına yakma âdeti Hindistan’da da yaygındır. Gelinin elleri ve ayakları düğünden birkaç gün önce süslenir ve kına tamamen yok olana kadar gelin çalıştırılmaz. Fas’ta ise hamile kadınların ayak bilekleri boyanır ve bu boyanın onları doğuma kadar koruduğuna inanılır. Pek çok kültürde süslenmek amacıyla da kullanılan kına, çöl insanları tarafın­dan serinlemek için kullanılmıştır.

Genel olarak kına yakma âdetinin kökeninin ise paganiz­me dayandığı varsayılmaktadır. Milattan 7000 yıl öncesine ait Çatal Höyükteki mezarda bulunan cesetlerin ellerindeki bereket tanrıçasına ait kına süslemeleri, bu görüşü destekler niteliktedir. Başlangıçta tanrılara adanan kurbanın kınayla süslendiği, sonraları ise yaşlı kadınların ölümü beklemeye hazır olduklarını ve kendilerini tanrıya adadıklarını göster­mek için saçlarını kınayla boyamaya başladıkları düşünül­mektedir. Ayrıca arkeolojik çalışmalar, eski Mısır’da firavun­ların el ve ayak parmaklarının mumyalanmadan önce kınayla boyandığını göstermektedir.