Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Yetimhane

Yetimhane

317
0

Bugün size hayatın bize iyilik yapmamız için sunduğu fırsatları gösteren bir hikaye paylaşacağım.

Herkesin hayatında, kendisini etkileyip de aklına  gelmeyecek şeyleri yapmasını sağlayan insanlar vardır. Benim için bu kişi, Doktor Michael Allan’dı. Vietnam Savaşı sırasında bir yetimhane kurmuş, yazdığı kitaplardan elde ettiği gelirle de kimsesiz çocuklara destek olmaya çalış­mış. Onunla düzenlediği bir seminer çıkışında yanına gidip tanıştım. Yaptığı şeylerden çok etkilendiğimi belirttim.

Ancak birkaç yıl sonra, kanser olduğu haberi hızla yayıldı. Bunun üzerine onu hastanede ziyarete gittim. Ona, tedavi sürecinde gönüllü olarak sekreterlik yapıp telefonlarına ve maillerine bakabileceğimi, çocuklar için bir şeyler yapmak istediğimi söylediğimde çok mutlu oldu. Bana yetimhane­nin işleyişiyle ilgili her şeyi, iletişim hâlinde olduğu herkesi öğrettikten sonra, elli ikinci yaş gününden iki gün sonra ha­yatını kaybetti.

Doktor Michael’ın ölümünden sonra yetimhaneye sık sık gittim. Orada çalışan Madam Tien’a elimden geldiğinde  yardımcı oldum. Kendisi Vietnam Savaşı sırasında Kuzey 1 Vietnam’dan, yetimhanenin bulunduğu Saigon’a gelmiş, Son  derece iyi kalpli bir kadındı. Yetimhanede Doktor Justin Brendan ile tanıştım. Eşinden yıllar önce ayrılmıştı ve yaşları altı ile on üç arasında değişen beş oğlu vardı. Bir süre sonra Justin ile evlendik. Kırk sekiz yaşında, bir anda hem evli hem de beş çocuk annesi bir kadın oluvermiştim!

Annemi ve babamı bir kazada kaybettiğim için halamla büyümek zorunda kaldım. Bu yüzden ben de evlatlık sayı­lırım. Belki de bu sebeple, içimde bitmek bilmeyen bir kız çocuğu evlat edinme isteği vardı.

Bir gece ufaklıklardan birini beslerken, az ilerideki bir beşikten sesler geldiğini duydum. Sevimli bir kıkırdamaydı bu. Beşiğe doğru ilerlediğimde, tahminen iki buçuk ya da üç aylık, ufak bir kız çocuğu gördüm. Beni görünce gözlerimin içine bakıp kendince birtakım sesler çıkarmaya başladı. Onu kucağıma aldığımda, kızımın o olduğunu biliyordum. O sı­rada Madam Tien geldi. Hemen bebeğin adını sorduğumda, Madam Tien’in ona “Hoa” adını verdiğini öğrendim.

Ertesi gün Madam Tien’in yanına gidip, Hoa’yı evlat edinmek istediğimi söyledim. Bunu duyan Madam Tien, benim için aklında başka bir çocuk daha olduğunu söyledi. En başından beri Yen’e bir anne aradığını ve benim, onun için harika bir anne olacağımı düşündüğünü belirtti. Beş yaşındaki Yen’i gördüğümde Madam Tien’i anladım. Has­talıktan ve bakımsızlıktan zayıf düşmüş, saçları dolaşmış,

Hoa’nın aksine gözlerindeki ışık sönmüş bir çocuktu Yen. Hoa’yı ve Yen’i evlat edinebilmem için vakit kaybetmeden işlemlere başladık.

Bu şekilde birbirini takip eden yıllar içinde toplamda beş çocuk evlat edindim. Daha fazlasını istesem de evimde artık yer olmadığından, çocuklara nasıl yardımcı olmaya devam edebilirim diye düşünüp, savaş bölgelerindeki çocuklara gö­nüllü olarak öğretmenlik yapmaya başladım. Yetimhaneye ziyaretlerime de devam ediyor, ne kadar çok ruha dokunabilirsem kendimi o kadar çok mutlu hissediyordum. Geriye dönüp baktığımda, geçmişimde yaşadıklarım ve harika bir insan sayesinde bugün olduğum kişi olmuştum.

Kollarımda tuttuğum, o yardıma muhtaç minik kız ben de olabilirdim.