Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Umut her zaman vardır

Umut her zaman vardır

303
0

Bugün size asla pes etmeden kusurlarımızla hayata devam etmemiz gerektiğini  ve bununla yaşamamızı anlatan bir hikâye paylaşacağım.

Bran, yirmi dört yaşında, yakışıklı, arkadaşları tara­fından sevilen, oldukça başarılı ve neşe dolu biriydi. Bir zamanlar okulun futbol takımında oynuyordu, o yüzden de atletik bir vücuda sahipti. Tüm kadınlar ona hayrandı. Bran’le tanışan her insan onu mutlaka çok severdi. Gülüm­semesi bulaşıcıydı. Ne kadar büyük bir derdiniz olursa ol­sun, Bran mutlaka bir yolunu bulup iyi hissetmenizi sağ­lardı. Hayata karşı hep pozitif bakabilmesiyle de bilinirdi. Hepsinden de önemlisi, çok iyi kalpli biriydi. Zor durumda olan birini gördüğünde ne işi varsa bırakır, elinden ne gelirse yapardı.

Bran hem bir şirkette danışmanlık hem de yerel bir takım­da futbol antrenörlüğü yapıyordu, iki işe birden yetişebilmek için kendisine bir motosiklet almıştı. İki işte birden çalışarak kendine günün birinde bir araba ve belki de bir ev alabilirdi.

Bir akşam sahaya giderken, sigortası olmayan ve alkollü araç kullanan bir sürücü, Bran’in motosikletine çarparak hem motosikletin paramparça olmasına hem de Bran’in bacağının ciddi şekilde yaralanmasına sebep olmuştu.

Bran kendine gelip gözlerini bir hastane odasında açtığında tüm o pozitifliğini yitirmiş, sanki ruhunu kaybetmişti. Doktor, bacağı için bir şeyler yapılabileceğini ama çok umut­lu olmadığını söylemişti çünkü. Hayatı erkenden sona ermiş gibi hissediyordu.

Bran, bacağını bir arada tutmaya çalışan çubuklarla ve  bacağını kesilmekten kurtarmak için yapılan sayısız ameliyata girip çıktığı bir seneyi geride bırakmak üzereydi. Tüm arka­daşları ve futbol takımındaki oyuncular, Bran’in her ameliyatı öncesinde ona kan bulmak için seferber oluyorlardı. Çalıştığı şirket de Bran’i çok sevdiği için onun yerine geçici birini alsa da, dört gözle iyileşip işine dönmesini bekliyordu. Bran’in, zor günlerinde yanında olduğu herkes şimdi onun yanındaydı.

Ancak bir gün kötü haber geldi. Doktorlar Bran’e, ba­cağını kurtarmalarının mümkün olmadığını söylediğinde Bran’in dünyası âdeta başına yıkıldı. Tek bacakla hayatını nasıl sürdürecekti? Onu bu hâliyle seven birini bulup yuva kurabilecek miydi? Bacağı kesilince antrenörlük yapamaya­cağı için kazandığı para azalacaktı. Bir ev maliyeti kadar tu­tan hastane masraflarını nasıl ödeyecekti?

Bran, tüm bu düşünceler arasında, bacağının kesilmesi için bacağındaki enfeksiyonun iyileşmesini bekliyordu. Sev­dikleri ona ne derse desin, ne yaparsa yapsın kimse Bran’i girdiği depresyondan çıkaramıyordu.

Bir gece arkadaşlarından biri, iş yerinden Michael adlı bir arkadaşıyla birlikte Bran ı ziyarete geldi. Michael, Bran’e tek ayak üzerinde sekerek gitmesi ve zıplaması hakkında şakalar yapınca Bran öfkeden ne yapacağını şaşırdı. “Benim bacağım kesilecekken siz nasıl böyle şakalar yapabiliyorsunuz?” diye adama bağırdı.

Bunun üzerine Michael sakin bir şekilde Bran’in yatağı­nın üzerine bir şey bıraktı. Kendi protez bacağını. Bran’in arkadaşı, ikiliyi yalnız bırakması gerektiğini düşünerek oda­dan çıktı.

Bir saat sonra döndüğünde Michael çoktan gitmişti ama Bran’in gözlerinin içi gülüyordu.

“Onun öyküsünü sen de duymalıydın,” dedi Bran. “Bir gece arabasının lastiği patlamış ve onu tamir etmek için ara­bayı kenara çekip durmuş. Bagajdan yedek lastiği almak için arabanın arkasına geçtiği sırada direksiyon hâkimiyetini kay­beden bir sürücü, arabasının arkasına hızla çarpmış. Michael iki araç arasında ezilmemek için zıplayabildiği kadar yukarı zıplasa da bir bacağı araçlar arasında sıkışıp oracıkta kopmuş. Hemen hastaneye kaldırılsa da bacağı yerine dikilememiş. O durumda bile eşine ve çocuklarına bakmak zorunda olduğu için tekrar hayata tutunmuş.

Ben de gelmiş, burada sızlanıp duruyorum. Baksana, benden çok daha kötü durumda olup hâlâ gülümseyebilen insanlar var! Michael şu an bir spor merkezinde yöneticilik yapıyormuş. Ben de ameliyat olup protezime kavuştuktan sonra bana spor merkezinde ücretsiz ve sınırsız üyelik vereceğini söyleyerek bana numarasını bı­raktı. Bir şekilde her şeyin yoluna gireceğini ve endişelenme­mem gerektiğini söyledikten sonra gitti.”

Öyle de oldu. Ameliyattan altı ay sonra Bran şirketteki işine geri döndü. Patronunun da yardımıyla hastane borçları ödendi. Proteze alışana kadar çok zorluk çekse de bir süre sonra protezle bisiklet sürmeyi, spor yapabilmeyi ve yüzmeyi öğrendi. Günden güne kendine olan güveni artan Bran, iş yerinde tanıştığı bir kadına çıkma teklifi etti. Tabii o sırada, bu kadının gelecekteki eşi ve iki çocuğunun annesi olacağın­dan haberi yoktu.