Ana sayfa Köşe Yazarlarımız El sallamak

El sallamak

272
0

Bugün size günlük hayatın koşturmacasından ufak detayları  atlamanın ve o detayların bazı anları özel kılmasını anlatan bir hikaye paylaşacağım.

Annemi iki yıl önce, düğünüme sadece birkaç hafta kala kaybettim. Hayatımın en özel gününde, hayatımdaki en özel insanın yanımda olamayışı beni mahvetmişti. Gün boyunca onun yokluğunu tüm ruhumda hissetmiştim.

iki yıldır onu düşünmediğim tek bir gün bile yok diye­bilirim. Yaptığım ya da gördüğüm her şeyde, annemden bir parça görüyorum. Onu ve anısını unutmam mümkün değil.

Geçen hafta sonu bazı işlerimi halletmek için arabayı alıp dışarı çıktım. Eve dönerken önümdeki kamyonetin arka kol­tuğunda üç tane ufak çocuk gördüm. Önde de anne babası olduğunu düşündüğüm bir adamla kadın oturuyordu.

Bu arabayı görünce çocukluğuma gidiverdim. Ben kü­çükken biz de arabamızla gezilere çıkardık. Arabayı annemle babam dönüşümlü olarak kullanırdı. Radyodan şarkılar açar hep birlikte bağıra bağıra şarkı söylerdik. Tüm yol boyunca yetecek kadar atıştırmalık da olurdu yanımızda. Kardeşim ve ben, sıkıldığımız zamanlarda, her çocuk gibi, sürekli Gel­dik mi?”, “Daha çok var mı?”, “Ne zaman gideceğiz?” gibi sorular sorardık. Çocukluğumun en güzel anılarındandı bu yolculuklar. Camdan bakıp yeni yerler görmek, etrafımızda­ki arabalara bakmak en büyük eğlencemizdi.

Öndeki arabanın arkasında oturan çocukların yüzü bana dönüktü. Onları böyle görünce aklıma, kardeşimle arkamızı dönüp arkadaki arabanın içindeki insanlara el sallayışımız geldi. İnsanlar da bize el sallayana kadar ısrarla el sallamaya devam ederdik. Sanırım bunu pek çok çocuk yapmıştır. Genelde insanlar yola odaklanmış olduğu için bizi fark etmezdi ama fark edip el sallayanlar da oluyordu. Bazıları fark edip kaş çatarak, yaptığımızdan hoşlanmadı­ğını belli ederdi ama onları sevmezdim. Bize geri el salla­yan insanları görünce utanır ama sevinç çığlıkları atarak gülmeye başlardık.

Bunları düşünürken, önümdeki çocuklara el sallamayı çok istediğimi fark ettim. Ne olabilir ki, diye düşünüp ufak­lıklara el salladım. Beni görünce hemen gülümseyip onlar da bana el sallayarak karşılık verdi. Bunun üzerine ben de onlara gülümsedim. Bazı şeyler ne kadar zaman geçse de değişmiyormuş demek ki. Çok geçmeden önlerine dönüp anne ba­balarına bir şeyler anlattıklarını, parmaklarıyla arabamı işaret ettiklerini gördüm. Ardından tekrar arkalarını dönüp bana el salladılar. Bir süre boyunca karşılıklı el sallamaya devam ettik. Gerçekten unutulmaz ve harika bir an yaşıyordum.

Bir müddet daha el salladıktan sonra bunun yeterli oldu­ğunu düşünüp onları sollayarak yoluma devam etmeye karar verdim. Yanlarından geçerken bu güzel ana son verdiğim için üzüldüğümü söylemeliyim. Bu yüzden son bir kez daha el sallayıp gülümsedim çocuklara.

Ancak yollarımız ayrılmadı. Nasıl olduysa iki araç da otoyoldan ayrıldı. Onlar da benim kullandığım sa­pağı kullanmıştı. Dikiz aynasından arkamdaki araca ba­karken, babanın el işareti yaparak durmamı istediğini gördüm. Bu beni biraz tedirgin etti doğrusu. Annemin, yabancılara karşı dikkatli olmamı ve herkese güvenme­memi söylemesi geldi aklıma. Ama gişelere çok yakındık ve az ileride polis memurları olduğu için durmakta bir sakınca görmedim.

Arabayı durdurunca baba inip benim arabama doğru ürümeye başladı. Camı açıp kafamı uzatınca kötü niyetli bir yüz yerine, bana kocaman gülümseyen bir ağız ve parla­yan bir çift gözle karşılaştım. “Merhaba,” dedi adam. “Be­nim adım Bili.” Uzattığı elini sıkıp, “Merhaba,” dedikten sonra ben de kendimi tanıttım. “Kız kardeşim ve oğulla­rımla birlikte tüm ülkeyi gezmeye karar verdik. Eşimi yakın zamanda kaybettim. Çocuklar da anneleri olmadığı için bu yolculuğa çıkmaktan çok mutlu değillerdi. O yüzden size çok teşekkür ederim.”

Çok üzüldüm. Ama bana neden teşekkür ettiğinizi anla­yamadım.”

“Çocuklar yola çıktığımız andan beri sürekli  ve bir şeylerden şikâyet edip duruyorlardı. Onlara el sallamanız, bir süreliğine de olsa neşelenip mutlu olmalarını sağladı. Size gerçekten minnettarım.

Duyduklarım karşısında gözlerim dolu dolu gülümse­yerek, “Ben de teşekkür ederim,” dedim. Bu kez teşekkü­rün sebebini anlamama sırası adamdaydı. “Annemi iki sene önce kaybettim ve o zamandan beri zor zamanlar geçiriyo­rum. Çocuklarınızı görünce, küçükken diğer arabalardaki insanlara el sallayışımı hatırladım. Ailecek bir geziye çıkmış oluşunuz da bana kendi anılarımı hatırlattı. Bunun için ben de size teşekkür ederim. Sayenizde bugünüm çok gü­zel geçecek. Lütfen çocuklarınıza da benim adıma teşekkür edin ve onları öpün.”

Bunun üzerine adam iyi günler dileyip arabasına döndü. Onlar yanımdan geçerken çocuklara son bir kez daha el sal­layıp gülümsedim ve onlar da hemen karşılık verdi.

Bu güzel çocuklar muhtemelen bir süre sonra o günü unutmuştu ama ben o gün yaşananları hayatım boyunca ha­tırlayacağım. Çünkü o gün yaşananlar bana, günlük hayatın koşturmacasın da ufak detayları nasıl da atladığımızı göstermiş oldu. Tek yaptığım o ufaklıklara el sallayıp gülümsemekti ama sonrasında o ufacık hareket büyüyüp, pek çok insanın mutlu olmasına neden olmuştu. Babalarının yanıma gelip bana te­şekkür etmesi, oğlanların gülümsemesi ve o an hissettiklerimin benim için ne kadar değerli olduğunu anlatmam imkânsız. |

Annemi kaybettikten sonra artık hiçbir zaman mutlu olamayacağımı düşünürdüm. Çünkü her şeyde aklıma an­nem geliyordu ve sonra artık hayatta olmadığını hatırlayıp mutsuz oluyordum. Ama o gün, annem sayesinde yeniden gülümseyebileceğimi görmüş oldum. Umarım o adam, oğullarının beni gülümseterek yeniden hayata döndürmüş olduğunun farkındadır. Umarım onlar da artık hep gülümsüyorlardır.