Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Yeni Bir Sıfat Kazanmak!

Yeni Bir Sıfat Kazanmak!

359
0

Sevgili okurlar, tam da üniversite tercihlerinin yapıldığı şu günlerde siz velilere örnek olacak bir hikaye paylaşacağım. Yapamazsın edemesin gibi tabuları yıkarak, başarılı olmadığın bir konuyu nasıl alt edebileceğinin hikayesi…

Ailemizde tartışmasız kabul gören tek şey hepimizin matematikle ilgili sıkıntılarının olduğuydu. İki kız kardeşim de ben de matematik derslerinde sıkıntı yaşar, ucundan kıyısından zorla geçer not alırdık. Seneler boyunca matematikteki başarısızlığım tekrarlanıp durunca ben de kendimi buna inandırmıştım artık. Bu durum herkesin kabullendiği bir gerçek hâlini almıştı ailemizde. Üniversiteye kabulümü aldığımda, yıllardır büyük bir hevesle okumak istediğim bölümüm Psikoloji ile aramda tek bir engel kalmıştı: Temel Bilimler Sınavını geçmek. Lisede iki kere kalıp zorla verdiğim matematik dersinin biraz daha üst hâli de bu sınavlara dâhildi. Ve ben nasıl olup da geçebileceğimi bir türlü kestiremiyordum.

İnsanlardan bu sınavı geçemeyip bölümüne başlayamayan kişilerin hikâyelerini dinleyip duruyor daha da ürküyordum. Daha önce tanıştığım, güler yüzlü bir kadın olan bölüm profesörü bir gün beni odasına çağırdı. “Gel bakalım kızım, TBS yaklaşıyor. Hazırsın değil mi? Seni bölümde için sabırsızlanıyorum. Lisedeki notlarını inceledim. Sen de ikinci tip zekâ mevcut. Temel Bilimler Sınavı için oldukça rahat geçecek gibi görünüyor,” dedi. Elindeki notlara göz gezdirdiğimde fark ettim ki not dökümümü inceliyordu. “Lisedeyken matematikle başın dertteydi değil mi? Demek ki TBS’deki sorular sana çerez gibi gelecek. Hiç tereddüt etmeden sınavı vermiş olacaksın. İşte bu ikinci tür zekânın işidir. İnsan beyni yeterince zorlandığında artık bazı şeyler fazlasıyla kolay gelmeye başlar. Anladığım kadarıyla sen de bu evredesin,” diyerek devam etti. “Gerçekten mi?”diye sorarak heyecanlandım. Olduğu yerden hareketlenip yanıma geldi ve “Gerçekten tabii ki. Bunca zaman bu kadar uğraşmışsın. İşte şimdi ödülünü almanın zamanı gelmiş demek ki. Sınavlardan hemen sonra bölüm programına başlayacağına eminim,” dedi. O kadar sevinmiştim ki profesörün odasından neredeyse sekerek ayrılacaktım. Sınav gününe kadar okulda geçirdiğim bütün günlerde profesörle karşılaşıyor ve bu konular etrafında sohbet ediyorduk. Beni gerçekten çözdüğünü ve bana güvendiğini hissedebiliyordum. Destekleri o kadar samimiydi ki, benim de kendime olan güvenim gün geçtikçe artıyordu. Güvenim arttıkça da başarıya daha çok yaklaştığımı hissediyordum. İkinci tür zekâ işime yaramak üzereydi! Sınav sonuçları açıklandığında hatrı sayılır bir notla geçtiğimi öğrendim. Profesörün desteği olmasaydı, bunu asla başaramayacağımı hissedebiliyordum. İkinci tür zekâ açıklamasını, yapmasaydı belki de hâlâ umutsuz bir şekilde sınavlara çalışıyor olacaktım…

Bölüm derslerimi onaylatmaya gittiğimde profesörün yardımcılarından biriyle karşılaştım. Onunla okula kaydolmaya geldiğim gün tanışmış ve ona matematikle olan sıkıntılarım yüzünden TBS’de zorlanacağıma ve bölüme başlamayacağıma dair sıkıntılarımdan bahsetmiştim. Yüzündeki kocaman gülümsemeyle bana doğru yaklaştı, “Tebrik ederim. Başarmışsın! Hem de oldukça yüksek bir notla geçmişsin sınavı!” dedi ve ekledi: “Profesör bu sınava karşı ön yargısı olan öğrencilere ‘ikinci tür zekâ’ hikâyesini anlatır. Henüz şaştığını hiç görmedim… “İşte onun bu sözlerinden sonra, düşüncelerimizde ne varsa onu yaşadığımızı fark ettim. Ailemin içinde matematikte başarısız bir öğrenci sıfatıyla var olurken, okulda profesörün desteğiyle ‘ikinci tür zekâ’ sahibi bir bireydim. Elbette ki başarılı olacaktım…