Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Çimentodan Taş

Çimentodan Taş

399
0

Hayat sürprizlerle dolu ancak ön yargılara yer yok. Hayatımıza neyin nasıl ve ne zaman çıkacağı büyük bir sürpriz. Ön yargılarla insanları kategorize edip onlar üzerinden çıkarımlar yapmak bizi üzebilir. Hatta ilişkimize zarar verebilir. Ancak öyle biri gelir ki o tüm ön yargıları yok eder ve sizi şaşırtır.
İşte size güzel bir örnek…

Her genç kız gibi ben de özel günlerde gül, çikolata, çiçek ya da pahalı takıların en güzel hediyeler olduklarını düşünüyordum. Bunda tabii ki gördüğümüz reklamlar, arkadaşlarımız ve yakın çevremiz etkiliydi. Ancak öyle değilmiş. Erkek arkadaşım Mark ile ilk Sevgililer Günümüz yaklaşıyordu ve ben, bunu nasıl daha özel bir güne dönüştürebileceğimizi düşünüp duruyordum. Kendisi pek romantik biri sayılmazdı. 8 aydır beraberdik ve çok nadiren duygularını gösterirdi. Ama ben, onun pamuk gibi bir kalbi olduğunu çok iyi biliyorum. Sevgililer Günü ne birkaç gün kala bir kafede otururken durduk yere, “Hayatında hiç romantik bir şey yaptın mı?” diyerek ona takıldım. Biraz durup düşündükten sonra, “Şey, hayır,” dedi. Mark’ın romantik biri olmayışında yaptığı işin büyük bir kişi var. Kendisi inşaat mühendisi olduğu için tüm hayatını bir sürü erkek arasında zor şartlar altında çalışarak geçirmiş. Bu yüzden kadınlara nasıl davranılacağını, nelerin romantik olduğunu pek bilmiyor. Yemeklerimizi yerken, ‘’Yârin yaptığımız restoranın kaldırımına yeni beton döküp tamamen hazır hâle getireceğiz,” dedi. Bu restoran için ne kadar uğraştığını bildiğimden çok sevindim ve onu tebrik ettim. Mark için gerçekten büyük bir projeydi bu restoran. Sevgililer Gününde beni o restorana davet ettiğinde, o günün çok özel olacağını anlamıştım. En sevdiğim elbiselerimden birini giyip güzelce hazırlandım. Restoran gerçekten çok güzel olmuştu. En güzel masalardan biri, bizim için ayırtılmıştı. Yemek siparişini verdikten sonra Mark çantasından bir karış boyunda bir kutu çıkartıp kutuyu bana uzattı. Kutuyu açtığımda gözlerime inanamadım. Evet, Mark romantik biri değildi belki ama kutunun içindeki taştan kalp, onun kendince romantik olma yöntemiydi. Muhtemelen açılıştaki çimentodan yapmıştı bunu, çünkü üzerinde isimlerimizin baş harfleri kazılıydı. Ben mutlulukla Mark’ın gözlerinin içine bakarken taşın arkasını çevirmemi söyledi. Kalbi çevirmek için elime aldığımda, taşın altından pırlanta bir yüzük çıktı. Taşı çevirdiğimde ise ağlamaya başladım çünkü arkasında, “Benimle evlenir misin?” yazıyordu. O gece Mark, bana hayatım boyunca alabileceğim en güzel hediyeyi vermişti.  O taşı ömrümün sonuna kadar saklayacağım.