Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Paha Biçilemeyen Tek Şey; Anne Sevgisi

Paha Biçilemeyen Tek Şey; Anne Sevgisi

375
0

Sevgili okurlar bugün sizlere yüzyıllardır pek çok şey yazılıp çizilen anne ve annelik kavramı üzerine bir hikâye anlatacağım. Gerçekten de anne bir çocuk için hayatın ta kendisidir. Yaşamın bütünü ve anlamı anne kavramında somutlaşır. Anne çocuk arasında bağlılık hayatın ilk anında başlıyor ve kimselere değişmeyeceğimiz annelerimizi yaşamın her saniyesinde yanımızda istiyoruz. Annelerimizin kıymetini anlayabileceğimiz güzel bir hikaye…

Beş çocuklu kocaman bir ailede büyüdüm. Ortanca çocuk olarak bir abla, bir ağabey, iki de kız kardeş sahibiyim. Hayatım boyunca herkesten sanki ailemde hiç sevgi görmüyormuşum gibi bir muamele gördüm. Oysa bu hiç de doğru değildi. “Beş çocuklu bir ailede annenin bütün çocuklara yetmesi imkânsız!” gibi eleştirilerle sık sık karşılaşsa da annem böyle düşünmüyordu. Çocukluk zamanlarımızda annemin bizleri etrafına top­layıp yüreğinin nasıl altı eşit parçaya bölündüğünü ve bu parçaların bizlere ve babama ait olduğunu anlattığı günleri hatırlıyorum. Biz her seferinde bu sözleri heyecanla dinler ve annemizin bize olan sevgisinden emin hâle gelirdik. Annem bu zor durumun altından nasıl kalktı bilmiyorum ancak ne ben ne kardeşlerim ne de babam hiçbir zaman ihmal edilmiş duygusuna kapılmadık. Onun hepimize ayıracak vakti vardı. Ablam ağlayarak eve gelip odasına kapandığında kapıyı çalan kişi annem olurdu. Ağabeyim okuldan neşeyle eve geldiğinde, gün içinde neler yaptığını dinleyen ilk kişi gene oydu. Katıldığım yarışmaları en ön sıradan, heyecanla beni izleyen yine annemden başkası değildi. Kız kardeşlerim giyecekleri bir kazak yüzünden kavgaya tutuştuklarında annem gelip ortamı sakinleştirerek olayı çözerdi.

Çok büyük bir konu olmadığı sürece, sakinliğinden asla taviz vermez ve usulca her şeye bir çözüm bulurdu. Bizlere hiçbir zaman, “Buna ayıracak vaktim yok,” dediğim hatırlamıyorum. İşte şimdi de yine aynı şey oluyordu. Ben evimi taşımak üzere hazırlıklarımı yapıyordum ve bunu bir telefon görüşmesinde anneme de söylemiştim. “Gel,” demem bile gerekmeden annemi kapıda buluvermiştim. İşte yine ihtiyacım olan bir anda yanı başımdaydı. Yuvaya başladığım zaman çok küçüktüm. Henüz dört yaşında bir çocuk olarak on beş kadar çocuğun arasına bırakılınca kendimi korkmuş hissetmeliyim ki bütün gün ağlamışım. Öğretmenler sonunda dayanamayıp annemi aramış ve beni o günlük almasını istemişler. Annem geldiğinde koşarak ona sarılıp ağlamaya devam etmişim. Annem o gün bana, eğer kendimi korkmuş, yalnız ve endişeli hissedersem onu düşünmem gerektiğini söyledi. Yuva zamanlarımdan başlayıp bugünlere kadar her zaman onun bu sözünü aklımda tuttum ve ne zaman başım sıkışsa, bunalmış olsam annemin o güzel gülümsemesini ve bana, “Her şey yoluna girecek…” deyişini düşündüm. İşe yaradığına dair inancım tam. Çünkü bu şekilde annemi düşündüğüm zamanların çoğunda telefonum çalmaya başlar…

Nerede olursam, ne yapıyor olursam olayım annem, benimle her şeyi ilk anda paylaşan kişidir. Bir gün onu kaybedersem ne yapacağımı düşünmeye başlar oldum ister istemez… Ama düşündükçe de annemi her zaman yanımda hissedeceğimi anlamış oldum. Çünkü annem tüm güçlerini beşimizin arasında bölüştürmüş gibiydi. Bu yüzden de kendimi asla yalnız hissetmeyeceğime eminim. Koşuşturduğum işlerin arasında annemin esprili birkaç kelimesini duymak istediğimde ablam Christinaya ulaşacağım. Çünkü o büyütmekte olduğu dört çocuğa ve ev işlerine rağmen her zaman bizlere ayıracak zamanı bulabiliyor, tıpkı annem gibi… Bir sıkıntım olduğunda ve kendimi bunu çözemeyecek gibi hissedersem ağabeyim Mark’ı arayacağım. Çünkü Mark î annemin sakinliğe ve onun olaylara karşı olan düşünceli yaklaşımına sahip.  Hayat çok sıkıcı gelmeye başladığında ve eğlenmeye olan ihtiyacımı fark ettiğim zamanlarda kız kardeşlerim Lexie ve Magie yi arayacağım. İkisi de tıpkı annem gibi yaşanan her şeyde bir mucize olduğuna ve bunları göz önünde bulundurup mutlu olmamız gerektiğine inanıyorlar.

İşte şimdi, annemle birlikte taşınacağım yeni eve doğru bir yolculuk yapıyor ve güzel şeylerden bahsedip gülüp eğleniyoruz. Bütün kardeşlerimi bir bir düşünüyorum ve anne­min beş çocuğa sahip olmasını bir şükür olarak görüyorum, beşimizin de bu hayata dair güzel şeylere sahip olmamızın ve birbirimizi tamamlıyor olmamızın sebebi olan annemin omzuna başımı yaslıyor ve ellerini sımsıkı tutuyorum. Bizleri elinden gelen en iyi şekilde yetiştirdiğin ve birbirimize ema­net ettiğin için teşekkürler anneciğim…

Değerli okuyucular, bazı şeyler geçmeden ileride pişman olmamak adına sevginizi göstermekten kaçınmayın. Annelerinizi sarıp sarmalayın, kıymetlerini bilin. Onları doyasıyaca öpüp koklayın. Sevginizi hissettirin. Annelerinize dünyanın en güzel hediyesiniz vermiş olacaksınız.

Anneyi sevmek cenneti sevmektir, anneler cennete açılan kapıdır…