Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Sahip Olduğum Tek Şey

Sahip Olduğum Tek Şey

402
0

Sizlere çok değer verdiğim okuduğumda da boğazımı düğümleyen, gözlerimi dolduran bir hikayeyi paylaşacağım.

Bir öğrenci düşünün kasabaya yeni taşınmış, sınıfta yalnız ve çekingen. Çiftlikte çalışan bir ailenin çocuğu. Sınıf arkadaşları kadar şanslı ve maddi durumu iyi değil… Ancak sahip olduğu tek bir şey var ki. Öğretmeninin gözlerini yaşlarla dolduran, benim boğazımı düğümleyen…

Öğretmenlik eğitimimi tamamladıktan sonra doğup büyüdüğüm kasabaya dönüp mesleğime başlamıştım. Bir zamanlar okuduğum sınıfta, şimdi üçüncü sınıf öğrencilerimi okutuyordum. Okulun ilk günü bizler için pek de şaşırtıcı olmazdı. Küçücük bir kasabada herkes birbirini sınıyordu ne de olsa. O ilk sabah, herkes bahçede sevgiyle selamlaşır ve tatillerinin nasıl geçtiğiyle ilgili derin bir sohbete başlardı.

Bu yıl bir öğrenci için işler biraz daha farklıydı. Teddy buraya, uzak bir kasabadan gelmişti. Annesi ve babası bir çiftlikte çalışıyordu. Dört kardeşi vardı ve Teddy en büyükleriydi. Okulun ilk gününde bahçede, yalnız başına bir köşede dururken çekimser görünüyordu. Giderek sınıfımıza alışma­ya başladı. Artık onun da arkadaşları vardı.

Eylül ayının sonuna doğru onu şapka ve eldiven listesine yazdım. Okul olarak, ihtiyacı olan çocuklara yardım ettiği­miz bir listemiz vardı. Teddy, şapkasına ve eldivenine kavuş­tuğunda çok mutlu olmuştu. Ders arasında bahçede koştu­rurken onları takıyor, derse geldiğinde de dikkatlice çıkarır sırasının altına yerleştiriyordu.

Bir gün ders bitip de çocuklar dağıldıktan sonra, sınıfa bir çekidüzen vermek için sınıfta kalmıştım. Sırasını çektiğim anda Teddy’nin eldivenlerinden birinin düştüğünü gördüm. Eldiveni kaldırıp onu sıranın altına koymak için eğildiğimde, sıranın altında eldivenin diğer tekini de gördüm. Dahası şapkası da oradaydı…

Ertesi gün Teddy’yi yanıma çağırdım ve ona eldivenlerini ve şapkasını neden takmadığını sordum. “Evde küçük kardeşlerim var ve bu yüzden bir yere koyduğum eşyamı kesinlikle sonradan orada bulamıyorum. Onları kaybetmek istemedim. Bu yüzden de eve götürmedim,” diye kendini açıkladı.

Teddy’nin kendiyle ilgili gurur duyacağı çok şeyi yoktu. Derslerinde çok başarılı sayılmazdı ama çabaladığını görmek yeterliydi. En sevdiği ders resimdi ve bu konuda gerçekten de yetenekli olduğunu görmek zor değildi. Evinde resimle ilgili hiçbir malzemesi olmadığını bildiğim için ne zaman kağıt ya da boya kalemi istese ona verirdim. Gerçektende takdir edilecek çalışmalar ortaya koyuyordu. Öz güvenini arttırması için ona bu konuda her zaman destek oluyordum, sınıfta resimle ilgili birkaç proje yapıp başarısını arkadaşlarına da göstermesini sağladım ve bu, onda kayda değer bir davranış değişikliği yarattı. Artık kendini daha kolay ifade edebiliyordu. Bir konuda oldukça iyi olduğunun farkındaydı ve bu durum ona güç veriyordu.

Yeni yıl zamanı geldiğinde bütün çocuklar için birer hediye almıştım. Her öğrenciyi yanıma çağırıp hediyeyi vereceği kişiyi söylüyor ve paket kâğıdı veriyordum. Onlar da bu küçücük hediyeleri günü geldiğinde arkadaşlarına vermek üzere paketliyordu. Teddy’de sıra arkadaşı için bir hediye seçmişti ve verdiğim mavi paket kâğıdıyla hevesle sırasına dönmüştü.

O yıl, veliler aralarında konuşup durumu iyi olan aileler olarak bana bir hediye almaya karar vermişlerdi. Çocukların da bu işte bir sorumluluk hissetmesi adına, yemeklerinden artan 25 sentlik paralarını toplayacaklarını onlara söylemiş­lerdi. Öğle yemeğinde kantinden dönen birçok çocuk ellerindeki sentleri birbirlerine göstererek gülümsüyordu. Böyle bir durum olduğunu anlamam uzun sürmedi. Neyse ki sınıftaki durumu kötü olan çocukların kırılmasını gerekti­recek bir durum ortaya çıkmıyordu. Alınan hediyenin üstün­le her birinin ismi vardı…

Sınıfımızda yeni yıl kutlaması yaptığımız gün hep bir­likte bir şeyler yedik. Çocuklar, hazırladıkları hediyeleri arkadaşlarına verdi. Teddy o gün benden yeni bir pa­ket kâğıdı daha istedi. Ne yapacağını anlamamıştım ama memnuniyetle verdim ona paket kâğıdını. Bir süre sonra gelip bir parça bant istediğinde merakım giderek artmaya başlamıştı. Ne yaptığını anlayamadan gün bitti ve çocuk­ları evlerine uğurladım.

Dersten sonra etrafı toplayıp çıkmak üzereyken Teddy’nin masasında küçük bir mavi paket buldum. Paketin içinde kü­çücük bir kâğıda yazılmış bir not vardı. Gözlerimi yaşlarla dolduran notta şöyle yazıyordu:

“Biricik öğretmenim,

Siz her zaman benim yanımda oldunuz. Ben bunun değe­rini çok iyi biliyorum. Size yeni yıl için bir hediye alamadım. Bunun için çok üzgünüm ama sahip olduğum tek şeyi size ver­mek istiyorum.

Mutlu yıllar,

Teddy.”

Kâğıda bant ile tutuşturulmuş olan 10 senti gördüğüm anı asla unutamam. Teddy’nin sahip olduğu tek şey oydu ve Teddy bunu bana vermek istemişti…