Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Dedemin Kalemi

Dedemin Kalemi

363
0

Sizlere sevginin en güzel örneklerinden bir kesit paylaşacağım. Ölen eşini çok seven ve ondan kalan değerli bir eşyayı gözü gibi koruyup gözünden sakınan bir babaanne… Dedesi ve babaannesini çok seven bir torunun hikayesi…

Bundan üç ay önce büyükbabamın cenazesi için Viyana’ya gitmiştim. Uykusunda, sakin bir şekilde ölmüştü. Hayatımdaki en iyi insanlardan birini kaybetmiş­tim. O benim sadece büyükbabam değildi, çocukluğumdan beri en iyi arkadaşımdı.

Büyükannemle iki hafta boyunca bol bol vakit geçirsem de sanki karşımda başka biri vardı. O eski neşeli, canlı ka­dın gitmişti ve yerine başka birini koymuşlardı âdeta. Gözleri donuklaşmış, hareketleri yavaşlamıştı. Hayat arkadaşını kay­betmek ona çok ağır gelmiş olmalıydı. Buna rağmen bu süre içinde onun bir kez bile ağladığını görmemiştim.

Ona değişikliğin iyi geleceğini söyleyip benimle birlikte dönmesini teklif etsem de yuvalarını yalnız bırakmak istemediğini söyleyip teklifimi kibarca reddetti. Büyükbabamın anısı bu kadar tazeyken evden ayrılmak istememişti muhte­melen.

Son gecemde büyükannem bana seslenip beni yanına çağırdı. Yatak odalarına gittiğimde yatağın üzerinde otuyor ve bana gülümseyerek bakıyordu. Büyükbabama ait bir şey isteyip istemediğimi sordu. Saatlerini, kol düğmelerini gömleklerini gösterdi teker teker. Büyükbabam durumları iyi olmasına rağmen gösterişi sevmeyen, mütevazı bir insan olduğu için çok özel bir şey istedim. Günlüğünü yazarken kullandığı kalemi. Büyükbabam yazı yazmayı çok severdi ve o kalemle kim bilir ne anılarını yazmıştı.

Büyükannem, kalemin nerede olduğunu bilmediğim hatta onu uzun süredir görmediğini söyledi. Buna nedense inanmak istemedim ama bir şey de demedim. Çünkü o kalemin ne kadar özel olduğunu çok iyi biliyordum. Onun yerine bir çift kol düğmesi alıp konuyu kapattım.

Ardından odama gidip ertesi sabah erkenden yola çıkacağım için hemen uyudum. Ancak aradan çok geçmeden yatak odasından gelen bir ses yüzünden uyandım. Merak edip odanın kapısına gittiğimde, büyükannemin sessizce ama arada bir hıçkırarak ağladığını gördüm. Büyükbabamın sandalyesinde oturuyordu. Tam arkamı dönüp gidecekken bir şey dikkatimi çekti. Büyükannem masada oturmuş, bir şeyler yazıyordu. Ve sonra kalemi gördüm. Demek ki onun için de çok değerliydi ve bu yüzden bana bile vermek istememişti. Beni kırmak istemediği için de kalemin nerede olduğunu bilmediğini söylemiş olmalıydı. Onu sevgi dolu gözlerle bir süre izledikten sonra odama döndüm.

Ertesi sabah hiç istemesem de büyükannemden ayrıldım. Ona sıkı sarılıp ne zaman isterse bana gelebileceğini söyledim.

Döndükten sonra sık sık onu aradım. Sesi günden güne iyileşiyor, hayatı eski düzenine dönüyordu. Bu iyiye işaretti. Demek ki hayata geri dönmüştü.

Derken bir gün, büyükannemin komşusu Sandra Teyze beni aradı. Büyükannem öğlene kadar evden,hiç çıkmayınca onu merak etmiş, kapısını çalmış, cevap gelmeyince iyice telaşlanmıştı. Bunun üzerine bir çilingir çağırıp kapıyı açtırın­ca büyükannemin uykusunda öldüğünü görmüş.

İlk uçağa binip büyükannemin evine gittim. Evi bomboş görünce gözyaşlarımı tutamadım. Çocukluğumun en güzel ikinci insanını da kaybetmiştim. Gözlerimden yaşlar süzü­lürken yavaş yavaş evi gezmeye başladım. Yatak odasına gel­diğimde ne yapacağımı bilmeden yatağın üzerine oturdum. Etrafıma bakınırken büyükbabamın çalışma masasının üzerinde büyükçe bir kutu gördüm. Ayağa kalkıp kutunun ya­nına gittiğimde, üzerinde adımın yazılı olduğunu gördüm. Bunu beklemiyordum açıkçası.

Yaşlı gözlerle bir süre kutuyu inceledikten sonra hıçkırık­lara boğularak kutuyu açtım. İçinde daha ufak kutularda, büyükannemin takıları vardı. Gün gelecekti ve ben de bu takıları kendi çocuklarıma verecektim. Çocuklarıma, hayatı­ma girmiş bu iki mükemmel insandan büyük bir gururla ve mutlulukla bahsedecektim. Onların torunu olduğum için ne kadar şanslı olduğumu her fırsatta dile getirecektim.

Takı kutularının altında farklı bir şey gördüm. Saman rengi kâğıda sarılmış bir paket vardı. Paketin içindeki her neyse üzerinde ince uzun bir kabarıklık vardı. Pakete dokununca o kabarıklığın, dedemin kalemi olduğunu anlamam uzun sürmedi. Artık gözyaşlarını hiç durmadan akıyordu. Paketi açtığımda dedemin kalemiyle birlikte günlüğünün de orada olduğunu gördüm. Büyükannem onu son ziyaret ettiğim gece bu deftere yazı yazıyormuş meğer. Beni ne kadar çok sevdiğinden ve kalemi bana vermediği için üzüldüğünden bahsetmişti. Son yazısı da ölümünden birkaç gün önceydi ve bana yazılmış bir mektuptu. Hayatımdaki bu iki güzel insanı ölene kadar unutmayacağım.