Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Kızımın ismini babam koydu

Kızımın ismini babam koydu

441
0

Bugün size baba kız sevgisini anlatan bir hikaye paylaşacağım.

Hiçbir kadın hamilelik döneminde yaşadıklarını unutmaz. Her gün capcanlı bir anı olarak zihninde bir köşeye yerleşir. Doğumun heyecanının yaşandığı o gün ise en unutulmazı olur, kalır. Benim hiçbir zaman unutama­yacağım gün ise kızımın doğumundan bir önceki gündür. Babam bir beyin kanaması geçirmişti ve kısmi felç yaşıyordu. On günü aşkın bir süredir hastanede kalıyordu. Konuşma yetisi de bu durumdan etkilenmişti, bizlerle doğru düzgün iletişim kuramıyordu.

Kız kardeşimle birlikte her gün hastaneye gidiyorduk. Doktoru bizi sakinleştirmeye çalışıyor, babamın kendini ha­zır hissettiği zaman uyanacağını ve bizimle iletişim kuraca­ğını söylüyordu. Doktorundan böyle olumlu sözler duymak Dize umut veriyordu tabii ki ama yine de içimiz korkuyla doluydu.

Günler geçtikçe, babam daha çok uyanık vakit geçirmeye ve gözleriyle bizimle iletişim kurmaya başladı. O gün yanında otururken endişeli gözlerle beni izliyor, hamileliğimin bu kadar ileri bir döneminde buralarda onun başında olmama içten içe kızıyordu. Akşam saatlerinde, babamın yanında kal­mak için ağabeyim odaya girdi. Babama sıkıca sarılıp onunla vedalaştım. Bu sırada gözlerimden birkaç damla yaş süzül­müştü. “Yarın görüşürüz,” dediğimde babamın gözlerindeki onaylamaz ifadeyi gördüm. Sanki gözleriyle bana “Yarın gel­me, evde dur ve dinlen,” diyordu.

Babam haklıydı. Hastaneden ayrılıp eve gelmemden üç ya da dört saat kadar sonra dayanılmaz ağrılar eşliğinde ba­bamın kaldığı aynı hastanenin aciline yetiştirildim. Doktor başımda anlamadığım bir dilde konuşuyor, ne yapacakları­na karar vermeye çalışıyorlardı. Benim anladığım tek şey ise, hem bebeğin hem de benim sağlığımın tehlikede olduğuydu.

Her şey o kadar çabuk gelişti ki, hiç farkına varamadan ameliyata alındım ve uyutulduktan sonra algılayamadığım iki, üç saatte sonra babamın odasının iki üst katındaki bir odada bebeğim yanı başımdaydı.

Biricik, güzeller güzeli kızımın yüzünü ve küçücük el­lerini incelerken ona bir isim bulmaya çalışıyordum. Bir çocuğa isim koymak oldukça önemli bir şeydir. Çocuğu­nuza koyduğunuz ismin onu gelecekte de memnun ede­cek, anlamlı bir isim olması gerekir. Fakat biz eşimle be­beğin cinsiyetini doğuma kadar öğrenmeyi reddettiğimiz için bir isim kararlaştıramamıştık. Erkek için de kız için de birçok ihtimal üzerinde durmuştuk ama henüz vaktimiz olduğunu düşünürken minicik kızımız dünyaya gelmeye karar  vermişti.

Bundan önceki çocuklarımıza isim bulma işini aile bü­yüklerimizden yardım alarak sonuca ulaştırmıştık. Şimdi ise beklenmedik doğumla birlikte danışacak kimsemiz yoktu.

Birkaç gün geçtikten sonra, hemşireler odaya girip  bebeğin ismini sormaya ve bu konuda ısrarcı olmaya başladılar. Yardım istemem gerektiğini farkındaydım ve o anda aklıma bir fikir geldi. Bir hemşireden kâğıt kalem istedim ve şu satırları karaladım:

“Babacığım. Bir kızımız oldu. Haberini almışındır. Ona bir isim vermeni istiyorum, lütfen bana yardım eder misin?

Sevgiler,

Catherine… “

Notu hemşireye teslim edip babamın oda numarasını ona söyledim. O saatten sonrasını babamdan gelecek cevabı bekleyerek geçirmeye başladım. Bebeğimi kucağıma aldım ve “Çok yakında seni minik kız olarak sevmeyi bırakacağız, meraklanma. Bir ismin olacak…” dedim.

Bebeğimi kucağıma aldığım her an babam aklıma geliyor ve gözlerim doluyordu. Acaba notu okuyup bir cevap vere­cek kadar iyi değil miydi? Uykuda mıydı? Konuşma yetisinde hiçbir düzelme olmamış mıydı? Kalemi elinde tutup karar verdiği ismi kâğıda yazamıyor muydu?

Çok geçmeden bir hemşire odaya geldi ve bebeğimi be­bek odasına götüreceğini söyleyip yanımdan ayrıldı. Artık tek başına kalmanın verdiği bitkinlikle iyice canım sıkılmaya başlamıştı.

Uykuya dalmanın en iyisi olacağını düşünerek başımı yas­tığa gömmek üzereyken kapı tekrar açıldı ve babama notu ilet­mesini istediğim hemşire yüzünde gülümsemeyle odaya girdi.

“Ne dedi?” diye sordum ona ancak “Haydi kalk bakalım, tekerlekli sandalyeye otur, biraz dolaşalım,” karşılığını aldım. Beklediğim cevap kesinlikle bu değildi ve neler olduğunu an­lamak istercesine yüzüne bakıyordum.

Beni tekerlekli sandalyeye yerleştirdi ve dar koridorda iler­lemeye başladık. Bebek odasının önüne doğru döndüğümüz­de eşim ve babam camekânın önünde bekliyorlardı. Babamı tekerlekli sandalyesinde, sapasağlam görmek beni anlatama­yacağım derecede şaşırtmıştı.

Gözyaşlarımı silmeye çalışırken dudaklarımdan “Baba­cığım,” kelimesi dökülebildi yalnızca. Babam güçlükle elini kaldırdı. Bebek odasını işaret etti ve “Meredith, ona Mere- dith ismini verin,” dedi.