Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ İyi ki varsın dostum

İyi ki varsın dostum

186
0

Bugün size bir hayvanın dostluğunu  anlatan bir hikaye paylaşacağım.

Karlı bir şubat günü, daha önce hiç duymadığım bir havlama işittim. Kapıya çıktığımda cinsinin ne ol- duğunu bilmediğim, sarı renkli bir köpek, patilerini soğuk­tan korumak için indirip kaldırıyordu. Yüzündeki ve kuy­ruğundaki tüyler karla kaplanmıştı ve donmak üzereydi. Bu köpeğin bizim kasabaya ait olmadığı belliydi çünkü buradaki köpek cinsleri belliydi.

Anneme seslenerek kapıda donmak üzere olan bir köpek gördüğümü söyledim. Annem mutfaktan bana doğru sesle­nerek, “Onu sakın içeri alma!” dedi. “Zaten bir köpeğimiz var ve yeterince yemek yiyor.”

Bu doğruydu. Kömür, bizi koruması için yıllar önce aldı­ğımız, koca köpeğimizdi. Ama tek yaptığı yemek yemek ve uyumaktı. Korkutucu da bir tipi yoktu. Şişko bir vücudu ve komik bir suratı vardı. Çizgi filmlerden fırlamış gibi gözükü­yordu. O gün sarı köpek kapıya geldiğinde varlığını hissedip havlamamıştı bile Kömür. Ya da hissetmişti ama havlamaya ve yerinden kalkmaya üşenmiş olabilirdi. Kapıyı açtığımda bile köpeği duymuyordu ya da duymazdan geliyordu. Durup iki köpeğe baktım, farklı dünyalardan geliyor gibilerdi.

“Ama annee, dışarısı çok soğuk. Lütfen?”

Annem, elleri unlu unlu mutfaktan çıktı. Bana her za­manki kötü bakışını atmaya çalışıyordu.

“Onu içeri almayı gerçekten istiyorsun yani?” dedi, düz bir ses tonuyla.

Kafamı hızla aşağı yukarı salladım. “Evet, çok tatlı.”

“Tatlı mı? Tatlı köpekler de kapının önündeki karları kü­rekle temizleyebiliyor mu?”

İç geçirdim.

“Ahırları da temizleyip hayvanları besliyor mu?”

Yine iç geçirdim.

“O zaman ona neden ihtiyacımız olsun ki?”

Annemin katılığına rağmen sarı köpek tabii ki bizimle kal­dı. Bize karların içinden çıkıp geldiği için bu tuhaf cins köpe­ğin adını Kar koydum. Kar, arabalardan normalden çok daha fazla korkuyordu. Bu civara ait bir köpek olmadığı da çok belli olduğu için, sahibinin onu arabadan fırlatıp buraya bırakmış olabileceğini düşündük. Aynı arabaların, onu bizimle kurdu­ğu yeni hayatından koparıp alacağını zannedip korkuyor ola­bilirdi. Annemin arabasına binmekten de kaçıp duruyordu.

Eski sahibi gibi bizim de onu atacağımızı düşünüyordu belki de zavallı. Ama annem böyle bir şeyi asla yapmazdı. Pamuk gibi bir kalbi vardı. Kar’ı ilk gördüğüm gün bile annemin   birkaç gün içinde yumuşayacağından emindim.

Kömür de, Kar onun yiyeceğine dokunmadığı sürece hâlinden memnundu. Evi korumak gibi bir görevi olduğunu zaten hiç düşünmemişti ama zamanla iyice umursamaz bir Köpek olmuştu.

Bir gün, annem Kömür ile birlikte şehir merkezine git­mişti. Ben de ödevim olduğu ve Kar da evden ayrılmak is­temediği için evde kalmıştım. Kar, bir senedir bizimleydi ve  yanımda olduğu sürece kendimi hep güvende hissediyor­dum, o yüzden de evde tek kalmaktan korkmuyordum.

Ben ödevime yoğunlaşmış matematik problemleriyle uğraşırken  Kar birden yerinden fırlayıp gergin gergin dolanma­ca ve hırlamaya başladı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bahçe kapısının açıldığını  duydum. Annemin gelmiş olabile­nini düşünüp cama koştuğumda tanımadığım bir adamın bize  doğru yürüdüğünü gördüm. Ne yapacağımı bileme­diğim için ağlamaya başladım. Kar, kapının arkasında düşmanını bekleyen asker gibi durmuş, hırlayarak adamı bekliyordu.  Yaşadığımız yer küçük ve güvenli bir kasaba olduğu için  kimse kapılarını kilitlemezdi. O yüzden adam rahatlıkla içeri girebilirdi.

Adam kapıya gelip kapıyı çaldı. Bunun üzerine Kar da iyice sinirlenmişti.

“Evde kimse yok,” diye seslendim.

“Bana pek öyle gelmedi,” diyerek cevap verdi adam.

Annemin gelmek üzere olduğunu söyledim ama adam bunu umursamayıp kapıyı açtı. Adamın kapıyı açmasıyla Kar’ın üstüne atlayıp onu kolundan bir güzel yakalaması bir oldu. Kar’ın ne cins bir köpek olduğunu bilmiyordum ama o gün içinden bir kahraman çıktığı ortadaydı. Adam acı içinde kıvransa da Kar onu bir türlü bırakmıyordu. O sırada aklıma polisi aramak geldi. Ben polise durumu anlatırken annemle Kömür de geldi. O güne kadar yerinden kıpırdamayan Kö­mür de adamın üzerine atlamıştı.

Annem bana sarılıp beni sakinleştirmeye çalışırken polis­ler geldi. Adamın, uzun süredir aradıkları bir hırsız olduğunu söylediler ve onu tutukladıktan sonra gittiler. Herkes gittik­ten ve ortalık sakinleştikten sonra annem Kar’ın yanına gi­dip onu sevmeye başladı. Kendisini anlamayacağını bilse de onunla konuştu. “Seni eve kabul etmek istemediğim için özür dilerim, küçük dostum. Sen olmasaydın oğlumun başına kim bilir neler gelirdi. Sana ne kadar teşekkür etsem az.” Ardından Kömür’ü de sevdi ve onunla da konuştu. “Sen de bize olan sadakatini göstermiş oldun, sana da teşekkür ederim.”

O günden sonra annem, Kömür, Kar ve ben, yıllarca mut­lu ve güvenli bir hayat sürdük. Ne olursa olsun ikisi bizim en iyi dostlarımız olarak kaldı. Ama özellikle Kar’ın, beni o gün canı pahasına kurtarmış oluşunu hayatım boyunca unutma­yacağım. İyi ki varsın dostum.