Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Sonsuza dek sürecek bir dostluk

Sonsuza dek sürecek bir dostluk

121
0

Sınıfta gerçekten sempati beslediğim birçok arkadaşım vardı. Beraber hem eğlenip hem de sunumu hazırlayabileceğim biriyle eşleşmek için büyük bir istek duyuyordum. Sevimsiz gözlerle sadece sınıfta neler :olup bittiğini inceleyen, ağzını bıçak açmayan insanlardan biriyle çalışmak istemiyordum. Maalesef umutlarım boşuna çıktı. Dr. Simmons kafasındaki bazı kriterlere göre insanları birbiriyle eşleştirmişti. Bunların nasıl kriterler olduğunu o anda kesinlikle anlayamamıştım… Ben de sınıftaki herkesin köşe bucak kaçtığı ukala bir çocukla eş olmuştum.

Bu dönemki mecburi çalışma arkadaşımın yanına gittim kendimi tanıttım. Aynı sınıfta olduğumuz için beni tanımalıydı aslında ama kim olduğuma dair hiçbir fikri yoktu. Kendimi tanıttığım sırada da orada yokmuşum gibi davrandı zaten. Derslerindeki başarısına çok güveniyordu ve sanki benimle eş olmak onun başarısını düşürecek gibi bakıyordu bana. Hareketlerinde belli bir iticilik yoktu aslında ama ben emindim ki ödevi bensiz yapacak olsa kesinlikle daha iyi bir not alacağına inanıyordu. Çok sosyal bir insan değildi ama benimle vakit kaybetmekten hoşlandığını da düşünmüyor­dum. Bir çift: çalışması olmasa ödevi çok daha kısa bir süre­de bitirip teslim edeceğine inanıyor gibi görünüyordu. Ben onun için sadece ayak bağıydım.

Bütün dönem boyunca onunla sürekli vakit geçirmek için can atıyor değildim. Ama bu şikâyetlerimi dile getirip ortamı germek ve aramıza bir duvar örmek de istemedim. Elimden gelenin en iyisini yapıp işlerin yolunda gitmesini sağlamaya, çalışmayı planlıyordum.

Dr. Simmons’ın bize verdiği proje, seçtiğimiz konuyla ilgili bir varsayım ortaya atıp bunu araştırmak ve verilerle destekleyerek sunmamızı içeriyordu. Bu sunumdan alına­cak olan not iki öğrencinin de ortalamasına ayrı ayrı ek­lenecekti. Projeye bir başlangıç yapmak adına buluşmaya karar verdik. Yanına gitmeden önce oldukça gergindim. Sistemli bir çalışma düzeni olan, sürekli yüksek notlar alan bir eşim vardı ve ben onun tam tersiydim. Yanında yeter­siz kalmak istemiyordum ancak onun buluşmaya projenin yarısını zaten bitirmiş olarak gelmesinden korkuyordum. Ne yapmam gerektiğini danıştığım bütün arkadaşlarım, “Sonuna kadar dayan!” diyordu. Benimle alay ettiklerini düşünmeye başlamıştım. Bir an için dersi bırakmayı bile düşündüm ancak böyle bir izlenim vermek istemiyordum

Kesinlikle. O yüzden kendimi toparladım ve proje eşimle görüşmeye gittim.

Uzun bir düşünme süreci sonunda proje konumuza ve ortaya atacağımız varsayıma karar verdik. Aslına bakacak olursak, seçtiğimiz konunun genel hatları dışında hiçbir şey hakkında bir fikrim yoktu. Bu başlangıcın ardından düzen­li olarak görüşmeye başladık. Proje üzerine çalışmalarımız devam ettikçe bunun bizim değil de onun projesi olduğuna inanmaya başlamıştım. Zekâsını ve konudaki ince noktaları hemencecik kapabilme yeteneğini kıskanmaya başlamıştım. Gerçekten de başarılı bir öğrenciydi ve bunun hakkını veri­yordu. Detaylar üzerinde uzun süre duruyor ve kendini ikna edecek sonuçlar elde edinceye kadar kurcalamaya devam edi­yordu. Ben ise, sahip olduğum sınırlı bilgiyle oldukça tecrü­besiz ve işe yaramaz görünüyordum onun yanında.

Bir gün dayanamayıp ona tanıştığımız andan beri aklıma akılan soruyu yönelttim ve neden bu kadar ciddi ve soğuk bir insan olduğunu sordum. Cevabı oldukça netti. Bana, boş insanların boş muhabbetlerinden keyif almadığını, hayatı­ma fazlalık olarak kabul edeceği her insanın ona ayak bağı olacağını ve gerçekten ömür boyu dostluk kurmak istediği dişilerle de zaten görüştüğünü söyledi. Onun bu net cevabı kendimi berbat hissetmeme neden oldu. Aldığım Sosyal  psikoloji dersi yüzünden bu dönemin olduğundan daha uzun geçeceğinden ya da en azından öyle hissettireceğinden ırak emindim.

Projeyle ilgili araştırmalarımız sürerken, insanlarla görüş­melerin yapılacağı, anketlerin doldurulacağı kısma geldik. Ve bu sosyal kısmı ben üstlendim. Bir şeyler yapmak ve yarar!: olmak istiyordum. İşte bu yüzden elimde bir sürü anketle insanları bulmaya ve onlardan cevaplar almaya çalıştım. Ger­çekten de uğraşıyordum ama direksiyon hâlâ ondaydı. Ben  sadece onun uğraşmak istemediği bir kısmı üstlenmiştim.

Bir gün hastaneye kaldırıldığı haberini aldım. Mide kana­ması olduğunu söylemişlerdi. Okuldaki başarısı için çalıştığı gecelerin dışında bir de işte çalışıyor olmak onu oldukça yor­muştu anlaşılan.

Hangi hastanede olduğunu öğrenince ziyaretine gittim, a Savunmasız ifadeyle hastane yatağında uyur bir hâlde onu gördüğümde onun da incinebilen bir varlık olduğuna ikna oldum. Beni görünce aklına onun bu durumundan sonra ilerleyemeyecek şekilde kalan projesinin geldiğini tahmin edebiliyordum. Benim projeyi bitirmek konusunda bir ge­lecek vaat etmeyen yüz ifadem onun yüksek lisans eğitimi hayallerini bir dönemliğine erteliyordu. Birden farklı bir şey­ler hissettim ve onu, bu projeyi batırmayacağıma ikna ettim. Kendisine iyi bakmasını ve iyileşmesini tembihleyip odadan çıktım. Elimden gelenin en iyisini yapacak ve durumu kur­taracaktım. Bunu kafaya koymuştum.

Zorlu bir iş beni bekliyordu. Deliler gibi istatistiksel veri­lerle uğraşıyordum. Sonunda ona yakışabilecek bir iş çıkar­mak için elimden gelen bütün çabayı gösteriyordum. Hay­atımda hiç göstermediğim çabayı şu son bir haftada gös­termiştim. Enerjimi son damlasına kadar kullanıyordum. Projeyi batırarak onun bütün emeklerini hiç etmeye hakkım yoktu. Derslerden çıktıktan sonraki bütün zamanımı sabah­lara kadar kütüphanede geçiriyordum. Giderek bitkin bir hâl aldığımın farkındaydım ama ona karşı içimde biriken so­rumluluk duygusu beni ayakta tutuyordu. Yine de işin ucun­da başarılı olup olamayacağımı kestiremiyordum.

Dönemin sonu gelip çatmıştı. Çiftlerin projelerini sunma vakti gelmişti artık. Sıramız geldi ve tahtanın önündeki yeri­mi aldım. Hastanedeki arkadaşımı da temsilen bütün projeyi sunmuştum. Notlar açıklandığında ise havalardaydım! Dersi A ile geçmiştik.

Hemen hastaneye koşup proje arkadaşıma müjdeli ha­beri verdim. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı ve pes etmeyip projeyi tamamladığım için bana teşekkür etti. İşte o an aramızda zorunluluktan değil de gerçekten bir etkile­dim olduğunu hissettim. Birbirimize güvenmenin ve bunun olumlu sonuçlarını almanın mutluluğu çevremizi kuşatmıştı.

Bu büyük zaferimizden sonra aramızda bir dostluk başladı ve üniversite hayatımız boyunca uzun bir vakit geçirdik. Me­zun olduktan sonra da yüksek lisans eğitimi için okulda kal­mıştı. Birkaç sene sonra, üniversitedeki kız arkadaşıyla evlene­ceği haberini aldım ve memnuniyetle düğünlerine katıldım.

Üniversite hayatımın o döneminde istatistiksel verilerin ötesinde birçok şey öğrendim. Onunla olan arkadaşlığım hayatımı zenginleştirdi ve bana kendime sonsuz bir güven beslemeyi öğretti. O, benim beklenmedik kahramanım oldu.

Ve ilk tanıştığımız zamanlarda söylediği bir şeyde haklı çıktı. Hastaneye ona zaferimizi bildirmeye gittiğim günden itibaren aramızda sonsuz dek sürecek bir dostluk filizlendi.