Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Sen kendine inan, gerisi elbet gelir

Sen kendine inan, gerisi elbet gelir

184
0

Bugün siz pes etmeden  devam eden bir başarı hikayesi anlatacağım.

Bir çocuk  ufak yaşta geçirdiği bir trafik kazası sonucu  kolunu kaybetmiş. Hâlbuki b büyük hayali, günün birinde dünyaca  ünlü bir judo ustası olmakmış.

Ancak kaza sonucu kolunu kaybetmesiyle birlikte tüm umudunu da kaybeden çocuk, yıkılan hayalleriyle birlikte kendi içine kapanmış. Bu durumu gören ve çok üzülen ba­bası ünlü bir Judo ustasına gidip durumu anlatmış ve yapa­bileceği herhangi bir şey olup olmadığını sormuş.

Usta, “Oğlunuzu getirin, onunla bir de ben görüşeyim,” deyince dünyalar babanın olmuş. Belki de oğlu için hâlâ bir şans vardı.

Hemen ertesi gün oğlunu alıp Judo ustasının yanına gitmiş.

Usta, çocuğa uzun uzun bakıp  onunla birkaç  konuştuktan sonra, “Tamamdır. Bugün babanla gidip eşyalarını al  yarın antrenmanlara başlıyoruz,” demiş.

 Çocuk başta çok şaşırsa da bir şansı olduğu için sevinçten havalara uçmuş. Babasıyla birlikte gereken tüm eşyaları almış. O gece heyecandan gözüne uyku girmemiş. Tüm  dünyaca ünlü bir Judo ustası olduğunu, rakiplerini birer birer  yendiğini hayal edip durmuş.           

Çocuk ertesi gün büyük bir heyecanla ustanın yanına gitmiş.  Usta ona bir hareket göstermiş ve “Bu hareket  elinden geldiğince çok çalış,” demiş. Çocuk ilk ha^ öğrenmenin verdiği sevinçle hiç durmadan ustasının veri harekete çalışmış. Başlarda yorulsa da bir sonraki hareket geçmek için sabırsızlandığından, bu hareketi bir an önce geçmek istiyormuş. Oğlunun bu gayretini gören baba da gün. den güne daha mutlu oluyor, oğlunu böylesine mutlu eden ustaya içten içe teşekkür ediyormuş.

Çocuk bir hafta boyunca her gün ustanın yanına gitmiş. Bir hafta boyunca da aynı hareketi çalışıp durmuşlar. Derken bir hafta daha bu şekilde geçmiş. Çocuk bakmış ki ustası hâlâ 1 hareketi değiştirmiyor, adamın yanına gidip, “Bu hareketi öğrendim artık, başka hareket öğrenebilirim,” demiş.

Ustanın cevabı ise, “Çalışmaya devam et,” olmuş.

Çocuk, hayal kırıklığı içinde hareketine çalışmaya devam etmiş. Koskoca usta, bir bildiği vardır, diye düşünüp kendini teselli etmiş. Ancak bir yandan da tek kolu olmadığı için, ustasının sırf üzülmesin diye kendisini oyaladığını da düşünmeden edemiyormuş.

Aylar aylan kovalamış ve çocuk eğitiminin birinci yılını  doldurmuş. Bir sene boyunca hep aynı hareketi çalışmış.  Sonunda dayanamayıp yine ustanın yanına gitmiş. Bir senedir çalışıyorum aynı hareketi çalıştım bana yeni hareket göstermeyecek  misiniz? diye sormuş.

Usta Sen aynı, hareket üzerine çalışmaya devam et zamanı  gelince yeni hareketlere geçeriz demiş. Çocuk artık eski hevesini yitirmeye başlamış ama yine de pes  etmede  aynı hareken çalışıp durmuş.

Aylar ayları, yıllar yıllan kovalamış ve çocuk aynı hareketi  çalışarak Judo eğitimindeki onuncu yılını tamamlamış.  Bir  gün usta yanma gelip  Hazır ol! Adını büyük bir turnuvaya yazdırdım  demiş. Çocuk şaşkın şaşkın bakarken devam etmiş  “Yarın maça çıkıyorsun delikanlı.”

Çocuğun şaşkınlığı daha da artmış. Tek kolu olmadığı gibi bir hareketten başka hiçbir şey bilmediği için şampiyon­ların karşısında en ufak bir şansı bile olmadığını düşünse de ustasına duyduğu saygıdan dolayı bir şey dememiş.

Turnuvanın ilk günü, ilk maçına çıkmış. Rakibine karşı bildiği tek hareketi kullanarak ilk maçını kazanmış. “İlk ra­kip de benim gibi acemiydi herhalde,” deyip bunun üzerine Çok kafa yormamış. Tek galibiyet de bana yeter, diye düşünüp  ikinci maça hiçbir beklentisi olmadan çıkmış. Ancak ikinci  maç, da kazanmış çocuk. Sonra üçüncü maç çeyrek ve yarı final derken, çocuk finale çıkmaya hak kazanmış.

 Seyircilerin arasında oturan ailesi, çocuklarının bu başarısı  karşısında gözyaşlarına boğulmuş. Çocuk ise hala ne olduğunu anlamış değilmiş. Finalde karşısına çıkacak rakibin  yıllardır şampiyonluğu elden bırakmayan bir çocuk ı nu öğrenince koşarak ustanın yanına gitmiş.

“Şans eseri bu noktaya kadar geldim ama rakibimi gördünüz mü? O koskoca şampiyon, bense bir kolu olmayan tek bir hareketten başka bir şey bilmeyen biriyim. Bence tık geri çekilme vakti geldi. Herkesin içine çıkıp rezil olma, j istemiyorum.”

Usta katı bir şekilde, “Olmaz,” demiş. “Kendine güven Yenilirsen de yenil ama asla korkaklar gibi kaçma.”

Bakmış ki başka çaresi yok, mecburen çıkmış maça. Maç başlamış ve çocuk bildiği tek hareketle rakibine karşı koymaya başlamış. Ve rakibini yenip şampiyon olmuş. Maç bittiğinde kendine inanamamış ve mutluluktan ağlamaya ‘ başlamış. Kupasını alırken duyduğu mutluluğu ve gururu anlatmanın imkânı yokmuş ama kafasında hâlâ birtakım soru işaretleri varmış.

Kupayı aldıktan sonra doğruca ustanın yanına koşmuş. “Bu nasıl mümkün olabilir? Benim bir kolum yok ve sadece bir hareket biliyorum. Nasıl oldu da ben kazandım?’

Ustası gülümsemiş ve cevap vermiş. “Oğlum, tam on yıl­dır bu hareketi çalışıyorsun. Bu yüzden dünya üzerinde bu hareketi senden iyi yapabilen biri muhtemelen yok. Ayrıca, sana öğrettiğim hareketi durduracak karşı hareket için rakibinin senin sol kolunu tutması gerekir.” ‘

Bu Sözler üzerine çocuk ustaya sarılıp, “Eksiliğime rağmen  bana bu duyguyu yaşattığınız için teşekkür ederim  demiş.

Ustanın cevabı ise çocuğun ömür boyu unutamayacak, bir cevap olmuş: “insanların eksiklikleri, onların en güçlü ta­rafları olabilir. Yeter ki kendine güvenin eksik olmasın. Sen kendine inan, gerisi elbet gelir.”