Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Kutlama kartı

Kutlama kartı

178
0

Bugün size küçük şeylerden mutlu olabilmeyi ve paranın değil de sevginin gücünü anlatan bir hikâye paylaşacağım.

Eskiden evlenme yaşı oldukça düşüktü. O yüzden evlendiğimizde 17 yaşındaydım. Kocam ise 18 ya­şındaydı. Kocam, bir alüminyum fabrikasının pek çok farklı ilanda işçi aradığını öğrendiğinde henüz yeni evliydik ve yeni düzenimize alışmaya çalışıyorduk. İkimiz de işsiz olduğumuzu  onun ailesiyle kalıyorduk. Artık bir işe ihtiyacımız oldu­ğundan, bu fırsat bizim için çok değerliydi.

Fabrikanın olduğu yer, yaşadığımız yere iki yüz elli kilo­metre uzaklıktaydı ve başvurular, fabrikadaki formu doldu­rarak yapıldığı için Harry, fabrikaya gitmek zorunda kaldı. Evden borç para alarak iş başvurusunu yapmaya gitti. Döndükten iki hafta sonra görüşmeye çağırıldı. Bu da onca yolu tekrar gidip geleceği anlamına geliyordu.

Görüşmeye gidişinin üzerinden bir hafta kadar geçtikten sonra, döküm bölümünde çırak olarak işe başlayabileceği haberini alınca herkes çok sevindi ancak fabrika çok uzak­ta olduğu için oraya taşınmamız gerektiğini öğrendiğimde elimde olmadan çok üzüldüm. Tüm sevdiklerimizden uzak­ta, bize tamamen yabancı bir yerde bir başımıza ne yapacak­tık? Muhtemelen yaşımdan dolayı ailemden ayrı kalmaktan korkuyordum ama yapacak başka bir şey de yoktu.

Kısa süre içinde, ufak ama içi eşyalı bir daire kiraladık Ben de evin yakınlarındaki bir markette kasiyer olarak ça­lışmaya başladım. Ben gündüzleri çalışırken Harry de gece çalışıp sabah eve geliyordu. Bu yüzden birbirimizin yüzünü neredeyse hiç görmüyorduk.

İkimizin maaşı evin kirasına ve giderlerine ancak yetiyor­du. Ekstra şeylere harcayabileceğimiz paramız yoktu ama mutluyduk. Çok az paramız olduğu için evli olarak geçire­ceğimiz ilk Sevgililer Gününde birbirimize hediye almak için de paramız yoktu tabii. Bırakın hediyeyi, Harry’ye bir kutlama kartı alacak bile param yoktu ve bu durum beni çok üzüyordu.

Harry, Sevgililer Günü’nden bir gece önce işe gittiğinde onu uğurladıktan sonra uyuyamadım. Ona bir hediye ver­mek istiyordum ama aklıma bir şey gelmiyordu. Derken kendi kartımı kendim hazırlamaya karar verdim. Renkli kar­tonum olmadığından bir defter sayfası kullanmak zorunda kaldım. Harry için güzel bir,şeyler yazmak için saatlerimi harcadım. Aklımdan bir sürü şey geçmesine rağmen hiçbiri­ni kâğıda dökemiyordum. O gece sabahlayıp kartı bir şekilde bitirdim. Kâğıdı kendimce katlayıp kalp şekline getirdim. Artık hazırdı.

Harry işten gelince kartı ona verecektim çünkü gün içinde bir daha karşılaşamayacaktık. Kartı ona uzatırken yaptığımın çocukça olduğunu fark edip utansam da artık çok geçti. Bana muhtemelen kahkahalarla gülecekti. Harry kartı eline alıp yavaşça açarken nefesimi tutup çok fazla rezil olmamayı diledim. Kartta şunlar yazılıydı:

Güzel ve süslü kartlar almaya gücümüz yetmeyebilir belki ama bizi ayırmaya da kimsenin gücü yetmez. Biz birlikte ol­dukça başka hiçbir şeyin önemi yok. Seni seviyorum.

Harry, kartı okumayı bitirdiğinde kafasını kaldırdı. Bana gülmesini beklerken, gözleri dolu dolu bana bakarak gülümsüyordu. Bana sımsıkı sarıldıktan sonra elini cebine götürdü. Elini çıkarttığında, avucunda bir şey olduğunu fark ettim. Elinde tuttuğu şeyi göstermeden önce bana, bunu gece mola hazırladığını ama dalga geçmemden korktuğu için vermeye çekindiğini söyledi. Fabrikadaki arkadaşları yaptığı görünce onunla fazlasıyla dalga geçmişlerdi çünkü.

Elini uzatıp avucuma alüminyumdan bir kalp bıraktı. Meğer ben onun için kalp şeklinde bir kart hazırlamaya çalışırken o da benim için bir kalp yapmaya çalışıyormuş. Bu sefer gözlerin dolma sırası bendeydi. Birbirimize sarılıp birkaç dakika boyunca mutluluk içinde, sessizce ağladık.

O günün üzerinden yıllar geçti. Harry işinde yükselip daha iyi bir maaş almaya başladı. Ben de şehir merkezinde mağazada satış görevlisi oldum. Birbirimize pahalı ve gü­zel hediyeler alsak da hiçbiri birbirimiz için hazırladığımı o kalpler kadar değerli olmadı. Şimdi çocuklarımıza elimizdekilerin değerini bilmek gerektiğini öğretirken o Sevgililer Günü’nde yaşadığımız olayı anlatıp, hâlâ daha sakladığımız kalplerimizi gösteriyorum.