Ana sayfa İsmail Hakkı Cengiz İSTİFA

İSTİFA

881
0

İstifa, inisiyatif almaktır.

Zamanı geldiğinde ve icap ettiğinde…

Hayatınıza, istikbalinize ait inisiyatif almak!

Hayatınızın ve geleceğinizin sorumluluğunu almak!

İkbali elinin tersiyle itmek!

İkbali itmek, itebilmek: Erdemli bir davranış!

Öte yandan, istifanın sonu belirsiz hatta tehlikelidir!

Aç ve açıkta kalabilirsiniz…

İşsiz kalabilirsiniz…

Boşa, boşluğa düşebilirsiniz…

Etrafınız hızla boşalabilir…

Sizinle alay edebilirler…

Sizi ahmaklıkla suçlayabilirler…

Hatta size acıyabilirler…

Bu tehlikeleri göze alabilmek az gözü peklik değildir.

İstifa, vaz geçebilmektir, hakkından vaz geçebilmektir, feragattir.

Feragat, çağımızda unutulan bir fazilet!

Makamdan, koltuktan, imkân, ihtişam ve ikbalden vaz geçebilmek!

Koltuğa, makama yapışmadığını, makamlarda gözü olmadığını göstermek…

“Bu işi benden daha iyi yapabilecekler vardır” diyebilmek, iyilerin önünü açmak… Hakikaten zor… Zorun zoru! İnsan-ı kâmil olmayı gerektiren bir olgunluk ister.

Kovulmadan veya son günü gelmeden önce ayrılmak… Bence, “istifa duygusu”, ölmeden önce yaşanması gereken bir duygu… Onurlu bir duygu… Huzurlu bir duygu…

Bunları Süleyman Soylu’nun, gerçekleşmeyen istifası üzerine yazdım ama ona özel yazmadım. Genel olarak yazdım.

Yalnız, İçişleri Bakanı’na; bize istifa kurumunu hatırlattığı için, “istifa” kavramını gündem yapabildiği için ve bu satırların yazılmasına vesile olduğu için teşekkür ederim.