Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Bana Hakaret Edip Kalbimi Kırdı

Bana Hakaret Edip Kalbimi Kırdı

659
0

Annelik Allah’ın kadınlara sunduğu en büyük mucizedir. Evlatlar annelere emanet olsa da bir süreden sonra artık anneler evlatlarına emanettir. Hepimiz annemizin kıymetini biliriz elbette. Hatamız da olur sevabımız da. Ama bir annenin ahını almak cennetin kapılarını kendi ellerinizle kapatmaktır. Hala hayattayken annenizin kıymetini bilin ve her boş anınızda helallik isteyin.

Büyük Sahabi Hazret-i Selman-ı Farisi anlatıyor: Günlerden bir gün Resul-i Ekrem (S.A.V.) bana: “Selman, gariplere gidip onları ziyaret edelim.” buyurdu. Ben de: “Ya Resulullah, garipler kimlerdir?” dedim. Efendimiz: “Garipler o kimselerdir ki, dünyadan göçmüşler, arkalarından rahmet okuyan kimseleri kalmamıştır.” buyurdular. Sonra beraberce Medine’nin kabristanına vardık. Kabirleri ziyaret esnasında Efendimiz, bir kabrin önünde ağladı. Gözyaşları elbiselerini ıslatıncaya kadar, bu ağlama devam etti. Ben sorup: “Ya Resulullah, bu ağlamanızın sebebi nedir? Vahiy nazil oldu da onun için mi ağlıyorsunuz?”dedim.

“Bu kabirde yatan gence şiddetle azab olmakta. Cebrail bana geldi, bu gencin neden, kabir azabına uğradığını sordum. Anasına yaptığı hareketlerden dolayı, bu büyük azaba düçar olduğunu haber verdi. Onun için ağlıyorum.” diye izahatta bulunduktan sonra, şöyle emir buyurdular: Ya Selman, git, Medine halkını çağır! Herkes Kendi mezarının başına toplansın, bakalım bu kabrin başına kim gelecek?” Ben de gidip bütün Medine halkım çağırdım. Herkes bölük bölük kabristana gelip, yakınlarının mezarları başına dikildiler; ancak Resulullah’ın azapta olduğunu bildirdiği mezara kimsenin geldiği görülmedi. Hazret-i Resulullah: “Ya Selman, bu gencin anası vefat etmişse, kıyamete kadar azab görecek.” buyurdular. O sırada ihtiyar bir kadın, elindeki asasına dayanarak bulunduğumuz kabrin yanına gelip, orada eğlendi. Hazret-i Resulullah: “Valide, burada yatan senin neyindir?” buyurdular. “Oğlumdur, ya Resulullah!” dedi. Efendimiz, kadının oğluna dargın olup olmadığım sordu. Kadın: “Ya Resulullah, dargınım! Her gece eve geç gelirdi. Bir gece kapıyı açmakta geç kalmıştım. Bana hakaret edip. kalbimi kırdı. Ondan sonra da çok yaşamadan vefat etti.” dedi. “Ona hakkını helal etmedin mi?” diye sorunca, kadıncağız kabre bakıp ağlayarak: “Ben ona halen dargınım, küçükken babadan yetim kaldı, yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, onu gözümden fazla sakınır, esirgerdim Bana öyle hakareti layık gördükten sonra, içimden affetmek gelmiyor.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Aleyhisselam: “Öyleyse, şu kabre bak!” buyurdular. Kadıncağız kabre bakıp da, oğlunun ateşler içinde: “Beni kurtar anneciğim!” diye feryat ettiğini müşahede edince, derhal hakkını helal etti ve el açıp oğlunun kurtulması için Allah’a yalvarmaya, Resulullah’tan şefaat dilemeye başladı. Anne hakkım helal ettikten sonra, derhal kabir azabı durdu. Bir Cehennem çukuru olan o mezar, derhal bir Cennet bahçesi haline geldi. Hazret-i Resulullah buyurdular ki: “Kabri siz küçük görmeyiniz. Mezarlar, ya Cehennem çukurlarından bir çukur, yahut da Cennet bahçelerinden bir bahçedir.”

Sevgiyle…