Ana sayfa Köşe Yazarlarımız İyiliği saklı tutmak gerekir

İyiliği saklı tutmak gerekir

847
0

“Büyük bir çoğunluğumuzun inandığı İslam dini, yapılan iyiliklerin gizli tutulmasını emreder. Öyle ki, sağ elin verdiğini, sol elin bile görmemesi gerekir. Buna karşılık, günümüz insanları yaptıkları en küçük yardımları dahi, gerek basın organlarından, gerek sosyal medyadan paylaşma ihtiyacı hissediyorlar. Küçük bir çocuğa verilen bir defterin bile alenen duyurulması, pek hoş görülen bir manzara değil. İyilik, muhattabını rencide etmediği zaman iyiliktir. Hatta mümkünse, iyilik yapanın gizli tutulması, iyiliği görenin dualarını daha da anlamlı kılacaktır. Bununla ilgili bir hikayeyi bugün sizlerle paylaşıyorum. Genç bir adamın yolculuğu ve bu yolculukta gördüğü manzaralar, hepinizin ilgisini çekecektir. Bundan sonra yapacağımız iyiliklerde, hem inancımız hem vicdanımız yol gösterir ve sadece kendimiz bilirsek, insanların gözüne sokarcasına dillendirmezsek, o gürültü patırtının içinde sessiz duaları belki duyabiliriz.”

Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi. Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu. Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı.

Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı.

İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu.

Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı.

Adam bunlarla kafası karışmış bir halde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam her şeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı:

“Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler.

Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar.

Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır. Koyuna ilk defa binen alimlerdir. Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir. Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır.